mandıra filozofu
-
2014 yapımı sinema filmi.
karakterin, en önemli repliği hatırladığım kadarıyla " karşıyım " demesiydi. -
izlendiğinde valizi toplayıp küçük bir sahil kasabasına gitme isteği uyandıran film. -
En beğendiğim türk filmleri içerisindedir. -
İkinci filminde ilkindeki tadı bulamadığım sevmediğim filmdir.
İlk film daha özgün cümleler içeriyordu.
İkinci film sanki yapılmak için yapılmış hissi uyandırdı. -
filmi izledikten sonra ilk işim tereyağına yumurta kırıp yemek olmuştu. Bende bu etkiyi bırakan filmdir. -
Yönetmen müfit can saçıntı'nın can verdiği mustafa ali karakterinin yaşamından kesitler sunan filmdir.
Bence ülkemiz adına felsefe noktasında güzel bir başlangıç sayılmalıdır. Sorgulama kısmı güzel fakat felsefeciyi şaşmaz mottoloru olan takıntılı bireyler gibi göstermeleri biraz tatsız. Ama genel manada güzel bir tat bırakır. İzlemesi zevklidir. Özellikle çok stresli olduğunuz zamanlarda. -
yeni izleme fırsatı bulduğum, başarılı denebilecek az sayıda türk filminden biri olduğunu düşündüğüm komedi filmi.
yaşamak istediğim hayatın -mustafa ali'nin yaşadığı hayatın- film olmuş hali diyebilirim. tabi bize büyüklerimizden böyle cennet bir arsa kalmamasından mütevellit bu işi kendimiz yapmamız gerekiyor. her ne kadar "ben paraya karşıyım."'*' desek de bunu gerçekleştirmek için kendisine son kez muhtaç olacağımız aşikar.
2. filmin -mandıra filozofu istanbul- sadece bir kısmını izledim ve çokta beğenmedim. samimi gelmedi demek daha doğru olur. bazı şeyleri tadında bırakmak gerek diye düşünüyorum. -
10 yıl içerisinde evlilik gibi ciddi şeyler olmaz ise mandıra filozofu 1 gibi bir hayat düşlediğim ve beni 2 filminde de etkileyen güzel seridir. tabi ya fransa'da güney kısmı olur ya da datça tarafları..bakalım kısmet. -
bu film 25-39 yaş aralığının niyetini bozdu azizim. herkeste bir boşvermişlik, "ben çalışmaya karşıyım" cümleciklerini bezgin tavırlarla kullanma isteği, bir hasiktirordancılık... geçin bunu. arkadaşlar, blogdaşlar, romalılar!!! istediğiniz hayat tarzı bu değil. yumurta kırıp sütünü içtiğiniz ineğe kahvaltı masasından selam vermek istemiyorsunuz. istediğiniz belki 10 günlük bir tatil ardından deli gibi çalışmak, düzene uymak, çark olmak ama arada sivrilebilmek, en iyi arabayı kullanmak, en lüks sitede veya müstakilde oturmak. en nazlı yari kolunuza takıp (kadın üyeler kendilerine göre modifiye etsinler nasıl isterlerse) en janti kıyafeti çekip, en pahalı eşek nalı gibi iri saatin görüneceği direksiyon üzeri selfiler çekmek... aman yoruldum. kısaca bu hayat tarzını isteyenler. gidin tatil yapın. yada gidin bi inek sağın ya. sonra dönün şehrinizin beton koridorlarının aralığına, parlayacağınız gün için çalışın. çünkü 20xxli yıllar neslimiz için inek sağma yılları değil.