blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 148
  • içimdeki boşlukta süzülüyorum.
  • geçenlerde. temmuzun sonunu sevmiyorum diye yakınıyordum yine. birisi dedi ki. temmuz ne. ben de düşündüm. temmuzun ne olduğunu. temmuzda temmuzun ne olduğunu. temmuzda temmuzun ne olduğunu bilmeyen insanların olduğunu. sonra sıkıldım temmuzlu şeylerden. yeni bir doktrin geliştireyim dedim. beş dakika denedim. olmadı. beş dakikada gelişmeyen doktrinden hayır mı gelir dedim. temmuza geri döndüm. sonra geri dönmek ağır geldi. vazgeçtiğim bir konuya. tekrardan. geri dönmek işte. ne bileyim. ikinin ruhtaki tezahürü gibi.

    neyse ki fransızca kursundan bir arkadaşım aradı. dışarı çıktık. fransızcamı geliştireceğim sözde. bir iki arkadaşın arkadaşı daha geldi. fransızca öğrenen iki kişiye karşı. fransızca bilen üç. toplamda beş kişiydik. merhaba. nasılsın. yaş. iş. memleket derken. bizim fransızca bitti. ve sohbet her zaman olduğu gibi fransanın ne kadar muhteşem bir ülke olduğuna geldi. bordocular ile parisçiler köşelerine çekildi. fransızca tam bir konuşarak anlaşamama dili olduğunu bir kez daha gösterdi.

    ortak dil olarak sessizliği seçtiğimizde vakit çok geçti. ve ben halen. sessizce. temmuz sonlarından yakınıyordum. bireysel yakarışlar işte. diğerlerine nazaran daha etkili gibi. müdahale edilme ihtimalinin olmayışı. yakınan kişiye sınırsız bir alan sunuyor. istediğin ölçekte mantıksız bulabiliyorsun herhangi şeyi. sürahinin dizaynı. tarihsel süreçte geçirdiği evrim. kulpsuz şeylerin sürahileşmesi filan. bunlar hakkında sabaha kadar yakınılabilir. içten içe ama. diğer taraftan. sabaha kadarın inceden bir abartı zarfı şeklinde kullanılması dahi. herhangi yakarışın konusu olabilir. olmaya da bilir tabii. tercih meselesi.

    normalin aşırı göreceliliğinden de dertliyim aslında. lakin. hem normali. hem aşırılılığı. hem de göreceliliği açıklayıp. derdin nasıl da melen bir şey olduğundan bahsetmek filan. şimdi ne gerek var. daha anlaşılabilir. daha önemli. daha genel. daha faydalı dertler yokmuş gibi hem de. normalin izafiyeti ile uğraşmak. biraz boş adam işi gibi. yapılan işlerin. bir nebze de olsa yapanı yansıtması. rezil bir teselli olsun. ben de bu seferlik kabul etmiş olayım.

    bu aralar yine. çok önemli hayaller kuruyorum. içinde insan olmayan hayaller. daha önemli gözüküyor bir şekilde. hem de daha güvenli. insanlı hayaller. fazla tahmin edilemezlik barındırıyor içerisinde. bilinmezlikle mücadeleye bir miktar ara vermeye karar verir gibiyim. ya da. daha bilinebilir şeyler ile uğraşma hevesi içerisindeyim. bilinmezlik ile ilgili hayallerimin dahi kesinleşememesi. durumu son derece net açıklar gibi. bir taraftan da. üzerinde durulması gereken. ancak gerekliliğe feda edilecek onca zamanın olmayışı gibi de.

    sonunu bilmediğim bir yolda yürümek istiyorum mesela. çünkü. sonunu bilmediğin bir yolda yürümeye başladığında. yolun sonunu sen belirleyebiliyorsun. ben de belirleyebiliyorum. o da belirleyebilir bence. diğer zamirler de yapabilir bunu. ama sonu belirli yolların sonunu. yolun sahibi belirler. peki. sonu belirli olmayan yollar sahipsiz olanlar mı. elbette değil. her yolun bir sahibi var. ama sahibini tanımadığın bir yola çıkarsan. mülkiyeti olmasa da zilyetliği senin olabilir işte. mutlak haklardan sıkılmış zihinlere. biraz nispi hak iyi gelebilir. bir yolluğuna da olsa. bir yürüyüşlüğüne de olsa. tek bir sonluğuna da olsa. bazen. karayollarındaki fosforsuz levha sıklığında bir bazen. sonları belirlemek için yeteri kadar motivasyon kalmaz. korkudan. yorgunluktan. tedirginlikten. umursamazlıktan. bilmem neden. işte tam da o noktada. yolun sahibi ile tanışmak isteyebilir insan. ancak. ya yolun sahibi sizinle tanışmak istemezse. yola başlarken içinizi rahatlatan o sonsuzluk. aniden başınıza gelen en büyük felakete dönüşebilir. ferahlığın felakete dönüşme hızı işte. sanılandan daha kısa süre.


  • şu an tek çevrimiçi üye benim.
  • " Bir sosyal medya mecrasının ülkemizdeki kullanıcı sayısı 1 milyonu geçiyorsa Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu olacak. Temsilci tayin etmezse bu mecraya erişim kısıtlanacak." - meclisteymiş bu düzenleme. henüz kabul edilmeyip ertelenmiş.

    (bkz: torba kanunu 2020)
    (bkz: demokrasi algoritokrasiye karşı)

    ilgili yazıya gider
  • hayatima dair acayip itiraflarda bulunmak istiyorum ama cesaret edemiyorum su anda. belki ilerleyen saatlerde neden olmasin
  • bu entry'im de bu başlığa atacağım ilk ve tek entry olarak kalsın.
  • yeni geldim blog sözlüğü öğrenmeye çalışıyorum. merhaba buarada:)
  • çocukken var olduğunu hatırladığım bir arkadaşım vardı. fakat ne ailem ne de diğer çocukluk arkadaşlarım onu hatırlamıyor... sanki yokmuş gibi.

    “yahu bize gelirdi otururduk, sokakta top oynar, bisiklete binerdik, postacı bisikleti vardı, esmer siyah saçlı bir çocuktu adı hikmetti, nasıl hatırlamıyorsunuz?” diye kızıyordum bizimkilere iyice delirdin sen diyorlardı bana.

    dün gece rüyamda gördüm onu aradan geçen 25 yıldan fazla süre sonra... ben büyümüştüm ama o hala çocuktu. yanına gittim, yüzüme baktı beni neden unuttun dedi, ağlayarak koştu gitti, uzaklaştı yanımdan. yetişemedim.

    sanırım deliriyorum yine
  • ya ben felak suresini ezberleyemiyorum.
  • karantinada çok yakın bir arkadaşımdan soğumaya başladım ve bu durum beni korkutuyor
  • yaşamayı öğrenmeye başladım. insanlar artık benimle zaman öldürmek için değil, gerçekten benle iletişim kurmak için konuşuyorlar. (sosyal medyadan bahsetmiyorum) insan ilişkilerim bu sıra hat safhada. bu beni biraz da korkutuyor. sanki bir şeyler çok çabuk ilerliyor gibi. yada bana öyle geliyor da olabilir. uzun zamandır sessiz, sakin ve yapıcı olmamın meyvelerini şimdi yiyorumdur umarım.
  • Ne zaman buraya gelsem, neden buraya geldiğimi bilmediğimi anladığım zamanı yaşıyorum.
    Blog sözlük benim için böyle bir alandır. Bazen savrulup geliyorum. Yarım saat gezinip gidiyorum.
    Birkaç hafta veya birkaç ay sonra kendimi aynı anı yaşarken buluyorum. Hayatın içinden sıradan bir hikaye olarak kayıtlara geçsin. Ben neden buradayım? Siz neden burada yazıyorsunuz?
  • Bu sabah covid-19 dan yoğun bakıma kaldırılan yakınım için kan ilanı verdim sosyal medyadada.

    “Yakınım “diye not düştüm diğer yakınlar gibi. ama
    Olayın vicdani kısmını burada bi başka yaşadım.
    Neden belirtmek durumunda hissettim?
    bu kadar mı güvenilmez olduk millet olarak vatandaş olarak.. diye sorguladım kendimi.
    insani yardımın ranta dönüştüğüne her gün tanık olduğumuzdan belki..
    bağışı vereceğin kişiyi tanımaktan ziyade “isteyene” ne kadar güvenmekteyiz? Mesele bu aslında..

    ulaşabildiğim kadar çok insana ulaşmaya çalışıyorum. şansımı deniyorum önüme gelen kapıyı çalıyorum. tanıdığım tanımadığım. amacım genç bir babayı kurtarmak ve nicesine ulaşmak sadece.

    hemen yardımcı olup paylaşan ya da güvensizlikten kaynaklı “hikayenizde beni ekleyin ben forwardlarım” diyene ya da “tabii ki “deyip hiç paylaşmayana kadar bi çok profille karşılaştım sabahtan beri.

    koca bi oyunun içindeyiz biliyoruz ama kendi kurallarımız değil, oyunun kuralları geçerli.

    bencilliğimizden, güvensizliğimizden, sahte gülüşlerimizden nefret etmekteyim.
    yumruğun acısını hissetmeden tarif etmeye kalkmayın, samimiyetsizsiniz derim.

    sevdiği insanın gözünün önünde can çekişmesi nedir iyi bilirim, ölse o an o kadar üzülmezsiniz. lütfen uzaktan ahkam kesmeyin şovenistlik yapmayın. ulvi dertleriniz sizin olsun vazgeçilmez sanmayın kendinizi. insan olun!
  • Senenin başında(bkz: eylül 2019) aldığım nohut, kuru fasülye, bulgur, kırık bulgur, mercimek, pirinç ve şehriyeyi an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Hepsini yemedim. Bulgur edebiyatında annem yanımdaydı mesela, pirinci de ev sahibine hediye ettim.

    Son olarak bir haftadır yüzüme sırıtan şehriyeyi de pilav yapmak suretiyle az önce... (bkz: öyle bir pilav mı var demeyin).. Flip flip flip.....

    Daha da almam. Sanmıyorum bundan sonra ruk hanesine bakliyat muhabbeti girsin.

    Hayır sevmiyor değilim ama şu kısacık ömrümü bakliyat metaforuna mülhem geçirmek istemiyorum.

    Açlığını sevgiyle doyuran insana doymak aslında o kadar kolay ki (bkz: my ja ja) (bkz: bu da olayın çarpıtması)

    Bu entrime kızacaklar gibi hissediyorum.

    (bkz: bakliyat)
    (bkz: pilav)
  • Çokkkk sıkıldım artık her şeyden.
  • Oh be dünya varmış.
  • Artık itiraf etme vakti geldi. Türe bayılsam da (bkz: batman) serisi dahilindeki hiç bir filmden zerre zevk almadım, almıyorum.
  • eskiden hem çok duygusal olup hem de kendi duygularımdan kaçıyordum. kendi gölgemden saklanıyormuşum gibiydi ama şimdi onu bile yapamıyorum. ben kendimle ne yapacağım yaaa :(
  • 2007'de seviyor olduğum her şeyi hâlâ seviyor olmam.
    Sevmediklerimi de hâlâ sevmiyorum.

    Ey allahım bu kadar istikrar. Worths wondering.
  • Ben var ya ben... Ölmüşüm...
/ 148