blog sözlük itiraf
-
çocukken doğum günlerimde veya herhangi bir zamanda bana kitap hediye edildiği zaman elbette gülümser, beğenmiş gibi yapar ve teşekkür ederdim ama içten içe 'bu ne ya' derdim. illa okurdum o kitapları ama hemen değil, atardım bir köşeye. günlerce hatta aylarca bekledikleri olurdu.
çocuk aklı işte, nereden bileyim kıymetlerini. şimdi anlıyorum çok daha iyi. ve birkaç senedir bana kitap hediye edildiği zaman yaşadığım mutluluğu kelimelerle tarif etmem mümkün değil.
evet, nereden nereye. -
ertelemek düşüncesi artık mahzenlerde değil salonumun tam orta yerinde yer almakta. hayatımı tabii suret ile etkileyecek olayları görüp de -her ne kadar kolay olsa da- başlayamamak durumu beni mahvetmekte. bunu neyin tetiklediğini bilip de ona da adım atmamak bir şeyin cabası ama neyin? bil(e)miyorum. bilmemek de sahi anlamda ne kadar kötü bir şey. her şeyin bir yanılgıdan ibaret olması gibi bir gerçekliği bilmek nedir peki? o da mı bir yanılgı? galiba. son günlerimde iyice karmakarışık bir yapı haline bürünüp de saflık bab'ı içerisindeki içeriklere bakmak sebebi ile dini bir moral olarak ele almam, dine bir araç olarak yaklaşmam ne de kötü bir şey. sevgi ile yoğurmak varken kendini, nefret ile başbaşa kaldığını görmek kadar acı bir şey var mıdır? vardır elbet lakin anda kalamadığım için yaşadığım acının "en" büyüğünün bu olduğu sanısı gerçeklik ile aramdaki ilişkiyi berteraf etmekte ne de iğrenç bir etkendir. kaldığım her dakika annemi üzmek gibi büyük bir günaha giriyorum. annem olsam herhalde bir adalet isterdim. annem olsa eminim adalet karşısında da ben incinmeyeyim diye, hakkın benim tarafımda olduğuna diretir idi. annem olsa eminim aldığım cezayı kendi çekerdi.
ahvalim: halim
(bkz: annemi üzdüm böylece hep bana trenler çarpsın) -
şuan sadece sigara saatimi bekliyorum yani 3: 30' u -
Nisanın son günlerinden biriydi. Tarih önemli değil. Hava hüzünlü, çatmış kaşlarını ve bulutlarla kapatmış yüzünü. Elimde bir buket çiçek. En sevdiğin hem de. Papatya. Bir sigara yakıyorum beklerken seni. Korkuyorum bir yandan da papatyalar kötü kokacak diye ama çok da endişelenmiyorum çünkü beni bekleyen şeyi biliyorum. Geliyorsun çok geçmeden, sevmezsin bekletmeyi. Bakmıyorsun bile yüzüme. Bir sigara yakıp dikiliyorsun. O an endişeleniyorum işte papatyalar kötü kokacak diye. Uzatmıyorum sana çiçeği, sen de görmüyorsun zaten. Ağzını açıyorsun ve hissediyorum. sur'a üfleyeceksin, kıyametim gelecek. Duruyorsun, ben onca harfe değmezmişim gibi Tek cümle kuruyorsun. Tek cümle ama sanki orhan veli İstanbul'u gözleri kapalı dinlemekten vazgeçiyor, sanki Attila İlhan artık ona muhtaç değil. Sanki Edip Cansever o karanfili alıp cebine atıyor. Bütün şiirlerin anlamını değiştiriyorsun tek cümlede. Ha bir de artık üç kişi kalsak yetişmiyor dünyaya. Elimdeki çiçeklere bakıyorum sen benden geçerken. Nasıl oluyor da hala böyle güzeller? Sanki bahar ellerimde açmış gibi duruyor. Ellerimle kırıyorum havanın üzüntüsünü ve güneşi konduruyorum bulutların tam ortasına. Birden çocuk sesleri doluyor kulağıma çıkmaz sokaklardan. Biri topa sımsıkı vuruyor ve suratıma yiyorum o ucuz mahalle bakkalından alınmış topu. En çok da bunlar can yakmıyor mu zaten? Tam ayağımın dibine düşüyor top. Gülümsüyorum. Gülümsüyorum ama gözlerim de dolu dolu. Topu seçemiyorum bile. Çocuklar sesleniyor. Toplarını geri istiyorlar. Bakakalıyorum. Canım yanıyor ama suratıma yediğim toptan mı yoksa aşktan mı bilemiyorum. Eğiliyorum topu almak için ama nafile. Dizlerimin üstüne çöktüğüm gibi çöküyor duygular üzerime. Ağlıyorum. Hüngür hüngür. Çocuklardan biri diğerine kızıyor aha ağlattın ablayı işte diye. Benim de sana kızasım geliyor. İşte ağlattın beni diye. Ama ne haddime? Ben o günden sonra bir daha ağlayamadım. İstesem de olmadı. Bil istedim. -
Huh. Yeniden itiraf başladığındayım işte. Yine sızlanacağım.Hüzün hanım başladığı her noktaya böyle geri dönüyor işte. Geçen süre içinde neler oldu? Hımmm artık 26 yaşındayım 2020 beni de mahvetti. Anneannemi kaybettim. Ardından annem ve kardeşimin haftalık süreci en son annemin kolunun kırılması. Hamdolsun şimdi herşey iyi
2 yıldır işsizim ve daha ancak şimdi iş bulabildim. Ama ben "çalışmayı" değil "istediğim yerde çalışmayı" istiyormuşum meğersem. Neyse ki yine de deneyeceğim. Birde ufak bir aşk muhabbetim vardı. Onuda halletmeyi deneyeceğim bakalım. Bu konuda ufak bir tavsiye -aşk konusunda benim gibi 0 tecrübeye sahipsen kurban olayım arkadaşlarına danışma hele kendini firdevs yöreoğlu sanıyorsa asla.
-
%5 şarjım var ve bitene kadar (bkz: nightwish) dinleyeceğim. -
Beş bin takipçili fenomenlerin on beş sene mukavemet gösterememesi..
Bir de taş dışında her şey bir gün yok olacak diyor(bkz: hakan yılmaz çebi)
Düşünün, özenle bezenle hazırladığız dijital prodüksiyonlar, bunları sakladığımız flash bellekler, dahili bellekler, harici bellekler bin yıl sonra buhar olup uçup gidecek.
Ne kadar ürkünç öyle değil mi. Bir de eski medeniyetlerin de bizim kadar gelişmiş (bkz: bizden daha gelişmiş) olduğunu ve tarih içinde yok olup gittiğini belirtiyor.
Herneyse. Sosyal medya falan.. Boş iş.. Geriye sadece reelde yazıp çizdikleriniz bir de söyledikleriniz kalacak. Bir de davranışlarınız.
Çok düşününce manyak olursunuz bunları.
Ama belki de tarih kendi üzerinde düşünelim diye böyle kapıdan bacadan çıkıyor karşımıza. Acziyetimizi şlap diye yüzümüze çarpıyor her seferinde. Ama ki biz arlanmıyoruz. -
Herkese her konuda yardımcı olabilen ben, bu aralar uzay boşluğunda savruluyor gibiyim. Nereye olduğunu bilmeden. Üstelik herkesten gizli... -
Boşluk gibiyim. Varım ama yokum aslında. -
bütünüyle ne başkası bana ait nede ben bir başkasına. ruhum sandığımdan daha özgürmüş meğer. değerini bilemediğim dakikalarımı bile geri istiyorum ama tutamıyorum zamanı. ne olur anla beni.. -
Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. -
eğer sevinç, varoluşun amacı ve çekirdeğiyse ve insana zevk veren şey her zaman kişinin en derin sırrı olarak korunuyorsa, şu anda birbirlerini çıplak görmüş sayılmaları gerektiğini düşündü. -
benim kalbime giden yol kuşlardan geçiyor az önce fark ettim bunu.
güvercinler gelip balkonumda uyuyor sabah onlarla güneşin doğuşunu izliyorum :') -
Nefretiniz karsisinda hayrete dusuyorum. -
bazen hiç tanımadığım biriyle uzun uzun konuşmak istiyorum. ne olursa, oradan buradan, senden benden. sonra vazgeçiyorum. yargılanmadan dinlenilmeyi nede fazla özlüyor insan. -
Uzun zamandır bir ilişkim olmasına rağmen arada sırada eski sevgilimin sosyal medya hesaplarına bakıyorum. Ama öyle bakıp ne yapmış ne etmiş değil de, açık olan 3-4 fotoğrafını en ince detayına kadar ezberiyorum. Renk geçişleri, gülerken yüzündeki oluşan katmanların sayısı, hatta o katmanların kıvrımlarından mutlu olup olmadığına kadar her detayı görebiliyorum. Bir araya gelmemiz artık imkansız olsa da aklıma Pia geliyor. attila ilhan diyorum. ne büyük adam. senin de en sevdiğin şiirin öznesi gibi bir yerde çalışman daha da manidar hale getiriyor her şeyi. Bir gün gelecek ve alelade bir yerde gözlerimiz birleşecek diye korkuyorum. Bir gün gelecek ve sen "geleceksin" diye korkuyorum. -
bir insanın yalanını yakalasam dahi söyleyemiyorum. özellikle en yakınlarıma böyleyim. bunun bana kaybettireceğini hiç düşünmedim. şu aralar bunun doğru olmadığını anladığımdan şok yaşıyorum. demir tavında dövülür sözünden yola çıkarak da artık açıklayamıyorum. kısır bir döngü içindeyim sözlük... -
Kurtulamamış sözlük.
Kan bulunmuş olsa da Yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtulamamış.
Doktorlar iyileşmemesi için sebep yoktu, ölmek için direndi resmen demişler.
Gerçekten de öyle miydi acaba?
ölmek için direnmiş miydi?
Varolmak için nasıl direniyorsak ölmek için de o direnci gösteriyor demek ki insan.
Söylesene Hangi ‘direncin’ içindeyiz biz ? Diye sorar oldum..
(bkz: #153658) -
sözlük sence çok mu erken, yoksa tam zamanı mı? ne yapacağını bilirken ne zaman yapacağını bilmemek çok kötü. -
Her şey yolunda sadece geceler uzun
