zeki müren
-
Prince ve David Bowie gibi isimlerin daha esamesi bile okunmazken, Zeki Müren vardı diye yazmış Giaimo kendi yazısında
Başka söze gerek var mı ? -
Bizim kusagin muthis sanatcisi. Erken sayilacak yasta kaybettik sanat gunesimizi. Yasasaydi bircok turk sanat muzigi asina isik olurdu. Allah rahmet eylesin. Nurlar icinde yatsin. -
severim, dinlerim, dinletirim. hatta kendime hediye aldım bir plağını daha. tabi yeni plaklardan. eski orjinal plakları da mevcuttu bende. ta ki salak eski sevgilim plakları güneşte unutup yamuk yumuk yapasıya onları. -
(bkz: şokopop)'un kendisinin özel hayatı ile ilgili pek bilinmeyenleri anlattığı videosu oldukça şaşırtıcı olan, türk müzik tarihinin en sevilen figürlerinden biri. -
aklıma sevgili arkadaş zekai özger'e ait şu dizeler geldi:
güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
düşüvericek ellerinizden ve
bir gün elbette
zeki müreni seveceksiniz
(zeki müreni seviniz) -
Dairemin girişinde posteri bulunan, içeri giren herkesin de girince posterine selam vermesi gereken, sesiyle kalitesinin tartışılmaz olduğu sanat güneşimiz. -
zaten severdim. dinlerdim, plakları elimde mevcuttu. ama eskierkek arkadaşımın bir sosyal mecraya ayrılınca zeki müren için yazdığı " eskiden hiç dinlemezdim. sanılmasın sevmezdim diye. dinlemezdim. ama sonra biri girdi hayatıma aşık etti, hem kendinin hem zeki mürenin sesine, kalitesine, zerafetine... her rakımızı açtığımızda aynı şarkıyı dinledik. gitme sana muhtacım." cümlelerinden sonra iki kat anlam kazandı bende zeki müren.
toplumun bugün bile lgbt bireyleri için ileri geri ,hükümetin söylemlerini düşününce en muhafazakarından, en solcusuna her kesim tarafından kabul görmesi beni çok etkiler zeki mürenin.
dedem aşık veyseli, ahmet kayayı dinletmezdi ergenliğimde bana, ama zeki müren bangır bangırdı evimizde. ergenliğin asi dönemlerinde evde zeki müren çalarken ve bana ahmet kaya yasak iken "o da topmuş işte" demişti ergence, şu an utanıyorum 15 yaşındaydım.
dedem öyle bir kovmuştu ki beni evden akşama kadar eve gelememiştim.
rahmetle... -
1976'da Royal Albert Hall'da konser veren ilk Türk sanatçıdır. Keşke onu tanıma ve dinleme şansım olsaydı. Mekanı cennet olsun.
Dinleyelim -
bir zamanlar istiklal caddesinde müzesi vardı. konserlerde giydiği ihtişamlı kıyafetlerden evinde bulunan günlük ve ajandalara, pul koleksiyonundan telefon defterine şahsi eşyaları dahi bulunuyordu. beni en çok şaşırtan konserlerde giydiği yüksek topuklu ayakkabılar olmuştu. inanılmaz yüksek ve çok süslülerdi. müzeyi dolaştığınız esnada arkada elbet birgün buluşacağız çalarken çıkışta hemen iki adım yürüyüp asmalıda rakı içesi gelirdi insanın.
vasiyetinde tüm mal varlığını Türk Eğitim Vakfı ile Mehmetçik Vakfı'na bırakmış. bana her yıl askerler et yesin güçlensinler diye mehmetçiklere kavurma bağışlayan dedemi hatırlattı sanat güneşi...