yazarların çocukken en sevdiği yemekler
-
sulu köfte
tabakta benden sinsice gizlenen hain köfteleri yakalamaya bayılırdım, her bir köfte 10 puandı, yemek sonu en yüksek puanı almaya çalışırdım. -
mercimek çorbası -
(bkz: lahmacun)
tahmin etmesi hic zor degildi biliyorum. -
menemen, hala çok severim. -
makarna sadece haşlamış hiç bir sebze ve sos katılmamış hali. -
Çok basit olacak ama; (bkz: patates haşlaması). O kadar farklı bi mutluluğu vardı ki benim için, tarifi çok zor. -
Köfte-patates. Net. Değişmez. 100 yaşıma kadar hep sevicem sonrasını düşünürüm -
Kumpir ve közlenmiş patlıcan. Allahım hala da çok severim ama çocukken bunlara delirirdim o patlıcan.. böyle sıcak sıcak.. içine bol tereyağı.. tuz..tandır ekmeğini de bana bana.. (bkz: mutluluğun resmini çizemem ama mutluluğu pişirebilirim abidin) -
Düşündüm de yoktu. Hala yok. Etsiz olması koşuluyla hemen her şeyi seviyorum sanırım. Ya da sevmiyor olabilirim bilemiyorum. belki de gizli huysuzum.
Yemek yemek zorunda olmayı doğru bulmuyorum. Zaman kaybı gibi geliyor. Ha burdan kazanacak olduğum zamanın insanlığa herhangi bir faydası olacağından da değil. Yine de Ne bileyim. yemek yemek çok abartılıyor.
-
kuru fasulye ve pilav. hâlâ da pek farklı değil.
geçen akrabama yemeğe gitmiştim. yemekte bu ikisi vardı. basit yemek gördükleri için "kusura bakma bugün vakit ayıramadık, yersin dimi?" diye sordular. ikramları boldur. "en sevdiğim yemek o" dedim. "hadi canım" dediler. "sahiden öyle, hatta annem özel zamanlarda kuru fasulye pilav yapar benim için" dedim. "aaa çok ilginç. ali ya, sen aslında karmaşık biri değilsin" dedi 38 yaşındaki. "değilim" dedim.
yorumsuz. -
kıymalı patates (pattiz).
Tabii ki ezilecek suyunu sıçrata sıçrata, 'pislik yapma, doğru düzgün ye!' azarı işitilecek...
