yaratıcılığı körelten şeyler

  • Mevzu yazmaksa, Mutluluktur.
  • fikir özgürlüğü olmayan yer, bir şeyi düşünmeye zorlanmak
  • özellikle çeviri yaparken var olan çeviriye bakma isteği. şu ikilemde kalınca deli oluyorum ama etik işte... özgün çeviri yapmak zorundasın.
  • Ne yapacağını bilmeyen, fikir sahibi olamayan insanlarla aynı masada oturmaya devam etmek.
  • dogmatizm
  • Okula gitmek
  • para sıkıntısı olduğu için gerekli zaman ayırmamasi , (bkz: aferin) sözcüğü
  • pianoyla ilk tanıştığımda tam 4 saat boyunca ara vermeden çaldım(yani çaldım derken kendimce işte).
    ilk notaları bulan adam * da çalıp çalıp buldu diye düşünerek sadece 4 ayda bir çok sevdiğim eseri ezbere çalmaya başladım. Bu süreçte sadece notaları kimler olduğunu öğrendim internetten.
    sonra keman öğrenmek istedim ve bu sefer usulüyle olsun dedim kursa gittim.
    hocam çok iyi olmasına rağmen bir ayda hiç ilerleme göstermedim.
    çünkü sadece kurallara uymaya çalışıyordum( omuzun eğik olmayacakmış. serçe parmağın y eksenine dik olmuş ..) ve bıraktım kursu. Bir iki ay kemana elimi sürmemekle birlikte satmayı düşündüm. derken baya kötü bir hafta sonu geçirince alıp kemanı gözümü kapattım ve açtığımda 2 buçuk saat geçmişti.
    ve çalan ben olduğuma inanmadım ilk başta.

    artık anladım ki; kurallar (sanatta) insanı köreltiyor.
  • hah! ben size ennn birincisini söyleyeyim de yaşlı bir beyinden ve tecrübelerinden faydalanın;
    tembellik.
  • insanlar. kimi sözleriyle, kimiside gözleriyle düşürür modunuzu. eğer bir şeyler üretmek istiyorsanız, insanlardan uzak durun. sadece kendinizi dinleyin ve enerjinizi boşa harcamayın!
  • Maddi sıkıntıların üretkenliği etkilemedini düşünüyorum. Eğer üretkenliği köreltici bir unsur olarak maddiyat ele alınacak olsaydı, mektuplarını yollamak için pul parası bulamayan bir (bkz: Orhan Veli) nasıl açıklanabilirdi?

    Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a genellikle haftada bir - iki kez yazdığı mektuplar, şairin günlüğü niteliğini de taşıyor. O dönemde neler yaptığı, kimlerle görüştüğü, Yaprak Dergisi’ni çıkarmak için gösterdiği özveri ve geçim sıkıntısını şu sözlerle anlamak mümkün:

    “Bir pardösü, bir ayakkabı bir de yol parası tedarik edebilirsem ilk fırsatta gelmek isterim.”

    Ekonomik sıkıntılar Ankarada’ki Nahit Hanım’ı görmeye gitmesinin önündeki temel engellerden biri olsa da Nahit Hanım’ın hayali, şaire sokağa çıkmaya parası olmadığı günlerde mektupla dünyaya açılma olanağı sağlamış. Ama pul parası bulamadığından mektupları yollamayı geciktirdiği zamanlar da az değil.

  • sürekli eleştirilmek.
  • elalem ne der kafasında olmak,kendini geliştirmeye çalışmamak,vaktini boş şeylere harcamak
  • Küfretmek ve kötü söz söylemektir.

    (bkz: sonradan pişman olunan seyler)
  • üstteki yazara katılıyorum. eğer, maddi anlamda yoksulluk çekiyorsan yaratıcılığın olmaz, gelişmez.

    günümüz türkiyesinde, hobiyle bile uğraşmak için paraya kıymak gerekiyor.

    (bkz: heykeltıraşlık)
  • Yoksunluk, yoksulluk.

    Paran yoksa hayatta kalmaya çalışırsın, yaratıcılığa zaman kalmaz.

    Vicdandan, sevgiden, kendini gerçekleştirmekten yoksunsan zaten yaratıcı olmana imkan yoktur.
  • Hayatın rutine bağlanması
  • Hiç öyle kibar olamayacağım.
    (bkz: porno izlemek)
  • televizyon
  • tatmin olmak.
/ 3