yakınında duran bir kitabın 28. sayfası
-
richard sennett- gözün vicdanı, kentin tasarımı ve toplumsal yaşam
"ısidore zamanında yapılan kiliselerle 1100'lü yıllarda yapılanlar arasındaki belirgin farklardan biri, sonrakilerin ölçülerinin devasa boyutlarda olmasıdır. bazı yazarlar bu yapıların iriliğini sırf fonksiyon açısından; yani kilisenin gücünü, çevresindeki dünyevi yaşama göre fiziksel olarak görünür kılmak şeklinde açıklamaya çalışmışlardır. ama bu ortaçağa ithal edilmiş modern bir bilinmeyendir. tanrı gücünün reklama gereksinimi yoktu; asıl sorun o'nun varolduğunun onaylanması değil, insanoğlunun o zavallı ve günahkar haliyle o'na nasıl ulaşabileceği, cemaatin onun varlığını idrak eder hale nasıl getirileceği meselesiydi. kilise binasının kütlesinin kocamanlığı, içi renkli ışıklarla, tütsüyle ve şarkılarla doldurulan devasa boşluğu, bu idrak ettirme amacına yönelikti. yani bu katedraller sırf dışarıya karşı bir gösteriş olmaktan ziyade içlerinde olan bitenden ötürü büyüktüler. duyguları kuşatılan sofular, tanrı'yı tokyo ya da pekin'deki sade tapınaklarda olduğu gibi bir boşluk belirtisi olarak değil, çok güçlü bir varlık gibi hissetmeliydiler."