sözlük yazarlarının şiirleri

  • Hale
    Düşünüyordum da, yaşamak; ya iliklerine kadar acıyı ya da dibine kadar aşkı tattığında hissedilir en çok.
    Ya ölüm kendini hatırlatırken, ya da sen sürünmeye razıyken.
    Ya tüm gözler üzerindeyken, ya da sözler bile seni terk etmişken.
    Ya bitmesini dilersin, ya da sadece ağlamayı kesersin.
    Güneşin halesine girebilmek için tırmanmaktan yorulmuş, pes edip cehenneme düşmüştüm.
    Güneşe ihtiyacım olmadığını ise ancak ışık hüzmene tutulduğumda görmüştüm.
  • ama
    hep bir ama
    seviyorum ama
    özlüyorum ama
    gel ama
    gitme ama
    sev ama
    ama varsa cümlenin içinde
    öncesinde söylenilen onca güzel söz anlamsızlasır kendi içinde
    koşul girer işin içine
    oysa koşulsuz sevmeli insan insanı
    amasız fakatsız lakinsiz
    daimalı sevmeli ama hep bir ama
  • Ilkokul 1. sınıfta annesine yazmış olduğu şiirin
    "Evimizin meleği
    Uçan kanatlı kelebeği" dizelerini henüz okumaya başlamışken babası tarafından hunharca makaraya alınan yazarın başkaca eseri bulunmamaktadır.

  • Gecelerden biri
    yalnızlığın manzarasında üşüyorum
    geceden de kara içim
    yıldızlar parlamıyor ayrıca
    gök taşı düştü yine hayallerime
    hayalsiz ve hayatsız ben
    yaşama tutunan bağlarımı düğümlerken

    yalnızlığın manzarasında üşüyorum
    insanlar açmıyor artık kapılarımı
    kilitlerim yıllandı
    ellere uzanmıyor ellerim, ellerdeyken
    çatıları olmasa bu şehrin
    yüzleşemezdim gök yüzümle
    karanlıklar içinde kaldığım aydınlığı,
    keşfedemezdim..

  • inanılmaz bir yaşam isteği ve
    inanılmaz bir ölüm isteği ile
    aynı çatıda nasıl barınır ruh?

    şiddetli geçimsizlik hakim ruhuma
    tek celsede boşansam kendimden
    ardıma bakmadan kaçsam...

    içimde erimekte olan masumiyetten,
    kaybettiğim her saf parçadan
    özür dilesem, benden..

    adaleti arayan gözlerimi kapatsam
    içinde boğulmadan, kaçsam
    uzak bir kıyıda
    kendi kırıklarımı toplasam
    en dibinden denizin
    batık gemiler misali
    kaybolan...
  • henüz şiire rastlayamadığım başlık. şiirimsiler, fakat şiir değiller.
  • Dingin bir denizdir sisler ardında kalan,
    Ve maziye diş bileyen hoyrat zaman,
    Sen de git ardın sıra bakmadan
    Ey şehir sorma artık kaygıdan ve kederden
    Ve hicran dolu günden,
    Bir teselliydi arta kalan,
    Ve kaygısız yolculara gebe hüzün dolu gönlüm
    Tasalanma
    Ben çoktan unuttum…..
    Mehmet DEMİR-GÖLGELER
  • Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Durmak nedir bilmeyen topaçlar misali,

    Kaygısız düşler eşliğinde

    Biraz hoyrat her dem rahat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Küçük göletlere salınan gemiler misali

    Öyle engin öyle rahat

    Ve yağan karlara inat

    Zemheri soğukta bile tatlıdır hayat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Özgürce uçan kuşlar misali

    Öyle dingin öyle rahat

    Ve bir çikolatayla şenlenir hayat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Kaybolan yılları bulmak misali

    Öyle güzel öyle sıcak

    Ve uçsuz buçaksız uçurumlara inat

    Bir bohça oyuncağa sığar hayat

    öyle güzel sarı sıcak….
    MEHMET DEMİR-GÖLGELER
  • Aslıyı sevmiş kerem
    Aslı vermemiş bi'kerem
    Kahrından verem olmuş kerem
    Ben böyle aşkı sikerem
  • Hava serin
    Mevzu derin
    En sevdiğim yerin
    Kara gözlerin
  • Bir zaman olmuş "o"nu dilime pelesenk edeli
    "O"na hazırlıyormuş gibi çay demleyip
    "O" varmış gibi içiyorum.
    Beğenmediysem o gün kendimi
    "O" beni öpmüş gibi hayal edip güzelleşiyorum.
    Beceriksizce gitarı elime alıp
    "O"nu içeren şiirlere besteler yapıyorum
    Şarkılar söylüyorum.
    Saatlerim hep "o"nu vuruyor
    Ya buluşmaya çeyrek var
    Ya buluşalı çeyrek geçmiş
    Kaşım, gözüm, ağzım, burnum
    Sağım, solum "o"
    Nefes diye aldığım bile "o"
    Bence güneş bile "o"nun yanında
    Daha parlak
    Daha büyük
    Hatta güneş
    "O"nunla yarışmaya niyetli gibi gösterişli
    Günler "o"
    Esen rüzgar "o"
    Yaşamaya dair umutlarımın yükünü çeken "o"
    Ilgıt ılgıt esen yel de burnuma dolan koku "o"
    Sizin toprak rengi dediğiniz
    "O"nun gözleri benim için
    Tan yeri kızıllığı
    "O"nun aşkının ateşi
    Gelin iki hasbihal edelim
    "O"nlu cümleler kurayım size
    Başka birini duyurmayacaksanız kulaklarıma
    Sır tarifli "o"nun sevdiği şeyler ikram ederim size
    Kırk yıllık hatırlı kahveler içelim sizinle
    Ben size "o"nu anlatırım
    Hatta siz de sevebilirsiniz "o"nu
    Gelin baştan anlaşalım
    "O" benim kimseye vermem
    Alın en bi sevdiğim rujumu
    Toplamak uğruna ayağımda izleri olan kabuklarımı da
    Ve hatta paramı bile veririm size
    Daha isterseniz
    El örmesi hırkam da sizin olsun
    Kalbim, ruhum "o"nunla yanarken ben üşümem
    "O"nun adını ezber ederken dilim
    Karnım doyuverir
    Bunlar da bir şey mi?
    Ölmek bile kötü değil
    "O" varken
    Kötü olan "o"nsuzluk
    Bir kere "o"nsuz kaldım sanmışım
    Yanlış anlayıp
    Aklım, kalbim, beynim çıldırdı hep
    Kirpiklerim, saçlarım ve hatta
    Akciğerlerim bile isyan etti
    "O"nun sesini duydular da inandılar
    "O"nsuz kalmadıklarına
    Süt liman kesildi ortalık








  • Gökyüzünün her bir karesi
    uzaklığın, uzaktakilerin her biri
    yıldızlar güzel bu gece
    farz et ki yeryüzü gökyüzüne karışmış
    farz et ki sırılsıklam geçmişim karşıya
    ve birlikte çıkmışız Galata'ya
    Beyoğlu'nda sahipsiz ezgi
    'nedensiz' gramafona
    'nedensiz' bir plak koymuşlar şimdi
    göğe bak
    çünkü her karesi çok güzel bu gece
    aynı yıldızı mı izliyoruz?
    sahiplenilebilir mi gökyüzü?
    ben, sahiplenebilir miyim seni?
    sen, sevebilir misin nedensiz?

    nedensiz hiçbir şeyin olmayacağına inanan hatta ve hatta sevginin bile nedensiz olamayacağına inanan sevgili için yazılmıştır zamanında. şiir olduğu bile söylenemez
  • Gökyüzünü gardırop yaptım
    Seneye içerim diye, sigaralar astım yıldızlara
    Önceki bayramların yeni kıyafetlerine benziyor hepsi, hepsi;
    Ne demek ulan,
    Planlı mutlulukların bedeni mi olur?
    Küçülmüş.

    Karşıya geçmek üzereydim, yukarı baktım
    Hava kararmıyor, imkansız
    Yıldızların mı üstüne bastım, bu ne aydınlık
    Her yer kül olmuş, kim giydi sigaralarımı?

    Tamam, -lütfen bekliyorum, beni durduran ışık
    Sen saydın, altı beş dört
    Ben de kontrol ettim yolu
    Önce geriye sonra geriye sonra bir daha geriye baktım
    Bana güven, ölmek farketmez yaşamamışsan.
    Çarparsa otomobiller yandan çarpsın
    Burnum düzelir, fena mı?
  • Herkes Ahmet Hamdi Tanpınar olmuş mübarek
  • aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni 
    bir kavganın güzelliğinde sevdim. 
    bitmedi daha sürüyor o kavga 
    ve sürecek 
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 
    aşk demişti yaşamın bütün ustaları 
    aşk ile sevmek bir güzelliği 
    ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. 
    işte yüzünde badem çiçekleri 
    saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. 
    sen misin seni sevdiğim o kavga, 
    sen o kavganın güzelliği misin yoksa... 

    bir inancın yüceliğinde buldum seni 
    bir kavganın güzelliğinde sevdim. 
    bin kez budadılar körpe dallarımızı 
    bin kez kırdılar. 
    yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz 
    bin kez korkuya boğdular zamanı 
    bin kez ölümlediler 
    yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. 
    bitmedi daha sürüyor o kavga 
    ve sürecek 
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 

    geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri 
    suyun ayakları olmuştur ayaklarımız 
    ellerimiz, taşın ve toprağın elleri. 
    yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık 
    törenlerle dikilirdik burçlarınıza. 
    türküler söylerdik hep aynı telden 
    aynı sesten, aynı yürekten 
    dağlara biz verirdik morluğunu, 
    henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz... 

    ne gün batışı ölümlerin üzüncüne 
    ne tan atışı doğumların sevincine 
    ey bir elinde mezarcılar yaratan, 
    bir elinde ebeler koşturan doğa 
    bu seslenişimiz yalnızca sana 
    yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini 
    bitmedi daha sürüyor o kavga 
    ve sürecek 
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 

    saraylar saltanatlar çöker 
    kan susar birgün 
    zulüm biter. 
    menekşelerde açılır üstümüzde 
    leylaklarda güler. 
    bugünlerden geriye, 
    bir yarına gidenler kalır 
    bir de yarınlar için direnenler... 

    şiirler doğacak kıvamda yine 
    duygular yeniden yağacak kıvamda. 
    ve yürek, 
    imgelerin en ulaşılmaz doruğunda. 
    ey herşey bitti diyenler 
    korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler. 
    ne kırlarda direnen çiçekler 
    ne kentlerde devleşen öfkeler 
    henüz elveda demediler. 

    bitmedi daha sürüyor o kavga 
    ve sürecek 
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 


    burada da okuyorum.
  • Teşekkürler,
    Ne güzel hediye paketi, gri bulutlar
    Yağmur giyeceğim
    Yağmur giyeceğim.
  • Roses are red
    Violets are blue
    I like cola zero
    More than i like you
  • Ayın üstünde soğukluk,
    Güneş altında kuraklık var.
    Senin yüzünde burukluk,
    Benim içimde mezarlık var.

    Her hikayenin aynı sonu,
    bir üzen bir üzülen.
    Gelen, giden, başlamadan biten.
    Uzun, kısa, kötü,
    Hep kötü hikayeler.
    Uzun, kısa, kötü,
    Çok kötü hikayeler.

  • Bir resimdi sadece;

    Eniyle boyuyla, rengiyle, kokusuyla, kumaşıyla

    Hiç kıpırdamadan öylece donuk donuk bakan

    Bir çift yürek, iki çift göz, birbirine sıkıca kenetli eller vardı içinde…



    Bir resimdi sadece;

    Zamanın derelerinde akıp donup kalmış bir nehir,

    Maziden dökülen bir sonbahar yaprağı,

    Çehremizde hep aynı ifade hep aynı tebessüm

    Bu an hiç bitmesin hiç gitmesin elimizden, ellerimizden, diye

    Coşkun bir sevinç, derin bir hüzün vardı donuk gözlerde




    Ne de olsa bir resimdi sadece;

    Dokunsan, uzatsan o küçük ellerini

    Yakmazdı belki ama hal dilinde bir gariplik bir azap vardı,

    Maziye bakan eller kırılsın! dercesine bir hali vardı üstünde



    Acı üstüne acı, özlem üstüne özlem, hüzün üstüne hüzün

    Gözlerim kanla dolsa da yok çare;

    Sen o küçük resimden bir anda çıkıp gelmezsin yinede



    Bir resimdin sadece;

    Duymazdın hıçkırıklarımı, hissetmezdin haykırışlarımı

    Uzatamazdın ellerini, bana geçmişten seslendiğin gibi;

    -Gel götür beni buralardan, ben seninim sende benim! diyemezdin



    Kahrolasıca bir resimdi sadece;

    -Seni bütün ruhumla seviyorum desem duymazdın beni

    Elimi uzatsam ellerine hissetmezdin, bakardın yine donuk donuk

    Yüreğim yangın alevi Eftelyam, neredesin! diye yutkunsam sana

    Yine gelmez, yüreğime son kez de olsa basamazdım seni,

    Dokunamazdım o sıcacık saçlarına, koklayamazdım,

    Ne de olsa kahrolası bir resimdi sadece…

    Gölgeler adlı kitabımdan(Mehmet DEMİR)
  • Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Durmak nedir bilmeyen topaçlar misali,

    Kaygısız düşler eşliğinde

    Biraz hoyrat her dem rahat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Küçük göletlere salınan gemiler misali

    Öyle engin öyle rahat

    Ve yağan karlara inat

    Zemheri soğukta bile tatlıdır hayat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Özgürce uçan kuşlar misali

    Öyle dingin öyle rahat

    Ve bir çikolatayla şenlenir hayat

    Bir çocuğun avuçlarında saklıdır hayat;

    Kaybolan yılları bulmak misali

    Öyle güzel öyle sıcak

    Ve uçsuz buçaksız uçurumlara inat

    Bir bohça oyuncağa sığar hayat

    öyle güzel sarı sıcak….

    GÖLGELER ADLI ŞİİR KİTABIMDAN (MEHMET DEMİR)
/ 4