geceye bir şiir bırak

68 entry daha

  • öncelikle (bkz: aramaya inanmak)

    Seni saklayacağım inan
    Yazdıklarımda,çizdiklerimde,
    Şarkılarımda,sözlerimde

    Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
    Ve kimseler görmeyecek seni,
    Yaşayacaksın gözlerimde.

    Sen göreceksin,duyacaksın
    Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
    Uyuyacak,uyanacaksın.

    Bakacaksın benzemeyor
    Gelen günler geçenlere,
    Dalacaksın

    Ö.Asaf
  • Gülce

    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Bir dilber kal'asının burcunda
    Muhteşem belaya nazır
    Topuklarım boşluğun avucunda
    Koca yar adım çağırır
    Kaldım parmaklarımın ucunda
    Bir gamzelik rüzgar yetecek
    Ha itti beni, ha itecek
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Cihan hazır
    Divan hazır
    Ferman hazır
    Kurban hazır
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Güzelliğin zülme çaldığı sınır
    Başım döner, beynim bulanır
    El etmez
    Gel etmez
    Gülce'm uzaktan dolanır
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Gülce bir davet
    Mecaz degil
    Maraz degil
    Gülce bir afet
    Peri degil
    Huri degil.
    Gülce bir beyaz zehir
    Gülce en vahim haz
    Buram buram zehir
    Yâr gözünde infaz
    Bir gamzelik rüzgar yetecek
    Ha itti beni, ha itecek
    Güzelliğin zülme çaldığı sınır
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Ben fakir
    En hakir
    Bin taksir
    Ateşten
    Kalleşten
    Mızrakla gürzden
    Dabbetülarzdan
    Deccalden,yedi düvelden
    Korku nedir bilmeyen ben
    Tir tir titriyorum Gülce'den
    Ödüm patlıyor Gülce'ye bakmaktan
    Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
    Saniyeler gözlerimde birer can
    Her saniyede bir can veriyorum...

    Ömer Lütfi Mete

    edit1: yazım hatası
  • cahilsin, okur öğrenirsin.
    gerisin, ilerlersin.
    adam yok, yetiştirirsin.
    paran yok, kazanırsın.
    her şeyin bir çaresi vardır.
    fakat insan bozuldu mu,
    bunun çaresi yoktur.

    -ahmet hamdi tanpınar
  • Özlemek için Nazım var
    Mavi için Edip...
    Rakı için Can Yücel…
    Sevda için Ahmed Arif…
    Bazen özledim diyemezsin, Nazım okuyorum dersin.
    Ben Nazım okuyorum, sen ne yapıyorsun?
    (bkz: özlemek için nazım var)
  • Lodos zamanı gelmeden gelmelisin yâr,
    Kapı çarpar cam kırılır içimdeki küçük kız korkar...

    k.k
  • SEN
    En güzel günlerimin
    üç mel'un adamı var:
    Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
    en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
    yer yer tırnaklarımla kazıdım
    hatıralarımın camını..
    En güzel günlerimin
    üç mel'un adamı var:
    Biri sensin,
    biri o,
    biri ötekisi..
    Düşmanımdır ikisi..
    Sana gelince...
    Yazıyorsun..
    Okuyorum..
    Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
    insanın
    bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
    Ne yazık!..
    Ne kadar
    beraber geçmiş günlerimiz var;
    senin
    ve benim
    en güzel günlerimiz..
    Kalbimin kanıyla götüreceğim
    ebediyete
    ben o günleri..
    Sana gelince, sen o günleri -
    kendi oğluyla yatan,
    kızlarının körpe etini satan
    bir ana gibi satıyorsun!.
    Satıyorsun:
    günde on kaat,
    bir çift rugan pabuç,
    sıcak bir döşek
    ve üç yüz papellik rahat
    için...
    En güzel günlerimin
    üç mel'un adamı var:
    Biri sensin,
    Biri o,
    biri ötekisi...
    Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
    Sana gelince...
    Ne ben Sezarım,
    Ne de sen Brütüssün...
    Ne ben sana kızarım
    ne de zatın zahmet edip bana küssün..
    Artık seninle biz,
    düşman bile değiliz..
    N.Hikmet - 1933
  • Durakta üç kişi
    Adam kadın ve çocuk
    Adamın elleri ceplerinde
    Kadın çocuğun elini tutmuş
    Adam hüzünlü
    Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü
    Kadın güzel
    Güzel anılar gibi güzel
    Çocuk
    Güzel anılar gibi hüzünlü
    Hüzünlü şarkılar gibi güzel

    (bkz: cemal süreya)
  • bir mum ışığında görüyorum gölgeni
    serin gecenin çerçevesinde,
    kımıldamıyorsun.

    merak etme,
    her şey yine eskisi gibi
    bıraktığın, bildiğin gibi…
    sadece nefesim titriyor şarkılarda
    yoksa dinliyor musun?

    serin gecenin çerçevesinde duruyorsun
    uzattım, tut ellerimi
    üşüyorsun, değil mi Uzay?
    Uzay, gel içeri…
  • Ben sana bakarım,
    Herkesten iyi bakarım,
    Kimseye bakmam sana bakarım,
    Sana böyle bir ben bakarım,
    Ben böyle bir sana bakarım,
    Ben sana bakarım,
    Sen önümüze bak düşmeyelim.
  • Gün kendini gösterdiğinde
    Acısı artar Petrus'un,
    Utanır yine de kimseler görmediği halde
    Kendi günahını kendisi gördüğünden,
    Çünkü kendinin görmesi yeter
    Yüce bir gönüle utanmak için,
    Gökyüzü ve toprakla yalnızken bile
    Utanır bir hata işlediğinde.
    Luigi Tansillo


  • gözlerin gözlerime değince
    felâketim olurdu ağlardım
    beni sevmiyordun bilirdim
    bir sevdiğin vardı duyardım
    çöp gibi bir oğlan ipince
    hayırsızın biriydi fikrimce
    ne vakit karşımda görsem
    öldüreceğimden korkardım
    felâketim olurdu ağlardım

    ne vakit maçka'dan geçsem
    limanda hep gemiler olurdu
    ağaçlar kuş gibi gülerdi
    bir rüzgâr aklımı alırdı
    sessizce bir cıgara yakardın
    parmaklarımın ucunu yakardın
    kirpiklerini eğerdin bakardın
    üşürdüm içim ürperirdi
    felâketim olurdu ağlardım

    akşamlar bir roman gibi biterdi
    jezabel kan içinde yatardı
    limandan bir gemi giderdi
    sen kalkıp ona giderdin
    benzin mum gibi giderdin
    sabaha kadar kalırdın
    hayırsızın biriydi fikrimce
    güldü mü cenazeye benzerdi
    hele seni kollarına aldı mı
    felâketim olurdu ağlardım
  • Bu yürek
    Seni seveceğini biliyordu herhalde
    Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir
    Bire bin veren buğday
    Elmadaki mayhoşluk
    Hukuki beşer
    Çınçınlı hamam
    Çizmedeki kedi
    Sanki elleriyle koymuşlar gibi
    İkimizden bir işmar
    Seni sevmemiş olsam, sözlerim yarı yarıya
    Gözlerim yarım
    Ellerim çolak hüseyin eli
    Seni sevmesem, nefes almayı beceremem ki
    Bugün günlerden ne?
    Cumartesi
    Seni sevdiğim için, Cumartesi elbet
    Seni sevdiğim için, bak temmuz ayındayız
    Ayşe onbaşı, pir sultan abdal, büsbütün sevdalıyım sana
    Bu gemiler nereye gidiyor, seni sevdiğim için
    Seni sevdiğimden, suyun akası geliyor
    Bacaların tütesi
    Nurhayat’ın halleri, seni sevdiğim için güzel
    İbrahim’in dilleri
    İnsan seni sevince , tutsaklığa kızar tabi
    Savaşın adı geçse, cinifrit olur
    Ereğli’nin kömürünü düşünür, ne kömür o be
    Raman’ı düşünür, Çukurova’yı düşünür
    Seni sevdiği için, Haliç’te bir uğultu
    Marmara’da bir deniz
    Isparta bahçesinde güller
    Seni sevdiği için goncalanıyor
    Seni sevdiğim için, kilim dokuyor Avşar’da
    Yarın sabahlar,
    seni sevdiğim için icat edildi
    Penisilin, halk şiiri, canlı sinema
    Mapushaneler, yedi düvel, harbi ispanyol nezlesi
    Sultan Hamid, don civani
    Ne bilsinler seni sevdiğimi
    Başaklanmayan yulafa söylemeli
    Cılk yumurtaya
    Paslı demire
    Kulağını bükmeli kurtlu kirazın
    Hoşnut değilllerse bu gidaşattan
    Akıl etsinler seni sevdiğimi,
    Yeşille turuncunun kafa barıştırması, bu sevdadan ötürü
    Tepemizdeki o göçmez tavan
    Sulardaki yakamoz, ortancadaki pembe
    Ben seni sevdim diye
    Bingöl vilayetinde, kamyondan inince
    Tığ gibi bir delikanlıya soruyorum
    Siz nerenin bulutlarısınız böyle?
    Biz sizin sevdanızın bulutlarıyız
    Bir yıldızlı akşamı varsa Ankara’nın
    1953 kışları içinde
    Karnı tok, sırtı pekse hısım akrabanın
    Konu komşu, dirlik düzenlik içindeyse
    Birbirimizi daha çok sevelim diye
    İnsan seni sevince iş güç sahibi oluyor
    Şair oluyor mesela
    Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri
    Caysın be güzel
    Caysın be iyi
    Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar
    Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar
    Seni sevince adamın papuçları eskimiyor
    Beti benzi yeni çarktan çıkmış gibi
    Seni sevince insan bilgili, saygılı, gönlü gani, şen
    Saçları zencefilli
    Erkencecik evine dönmek istiyor canı
    Hep seni düşün
    Hep seni yaşat
    Hep seni yıka
    Seni doyur üç öğün
    Seni bir kanım uyut, sonra uyandır
    Lokman hekim, seni sev diyor bana
    Seni sevmeseydim, ilkbaharı koydunsa bul gayrı
    İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
    Umut diye bir şey yoktu ki, seni sevmeseydim
    Hak, hukuk, bereket diye
    Eşitlik, kardeşlik, hürriyet diye
    Yüreğime sağlık ne iyi ettim!

    Edit: Metin Eloğlu
  • Korktuğum başıma geldi
    Yine kar yağıyor
    Dağlar beyaza boyanacak şimdi
    Halbuki sen yeşili seversin

    (Osman güngör feyzoğlu)

    Doksanlı yılların ilk yarısında bir yılda köhne bir okul kütüphanesinde yetmişli yıllara ait bir Türk dili dergisinin sayfalarında rastlamıştım bu şiire.
  • Dokunmadan sevdim seni, görmeden ve hissetmeden.
    Haberin Olmadan kalbimi açtım sana,
    Hayalimde okşadım saçlarını,sarıldım doyasıya
    Düşünmeden sevdim,sonunu düşünmeden.

    Doğuş Hakan Yılmaz
  • yarayla alay eder yaralanmamış olan
    bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
    sen çok daha parlaksın çünkü
    sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
    sen aydınlatırsın geceyi
    (bkz: william shakespeare)
  • ''onlar sanıyorlar ki,
    biz sussak mesele kalmayacak.
    halbuki,biz sussak, tarih susmayacak..
    tarih sussa, hakikat susmayacak.
    onlar sanıyorlar ki,
    bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
    halbuki,
    bizden kurtulsalar,
    vicdan azabından kurtulamayacaklar,
    vicdan azabından kurtulsalar,
    tarihin azabından kurtulamayacaklar.
    tarihin azabından kurtulsalar,
    Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.
    sezai karakoç.
  • Adam şapkasına rastladı sokakta
    Kimbilir kimin şapkası
    Adam ne yapıp yapıp hatırladı
    Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz
    Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar
    Bir kadın kimbilir kimin karısı
    Adam ne yapıp yapıp hatırladı.
    Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
    Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
    Adam bulut gibiydi, hatırladı
    Adamın ayaklarının altında
    Yıldızların yıldız olduğu vardı
    Adam yıldızlara basa basa yürüdü
    Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.
    (bkz: cemal süreya) (bkz: adam)
  • Insandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
    hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal.
    yalnızca acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan.
    ve ayrılık anneden vatandan arkadaştan.
  • sanırım olay İstanbul’da geçiyordu
    ismini vermek istemeyen caddelerde
    olası bütün kaçış yolları tutulu
    yurtlarından çıkarılan adamlar arasında
    ve aşk, aniden yola fırlayan bir çocuktu.

    artık halka açık bir yerde bekliyor seni hayat
    orda sana ölçü, birim ve düzen verilmemiştir
    mümkün mertebedeki adamlar ve kadınlar
    beherler, masa saatleri ve ergonomi
    yok, ama herkes uyanık birtek benim uykum var
    değil mi ki beş dakikada bir erteliyorum seni…

    korkuyorsun, üşüyorsun ve yanlış anladın
    şairi yanlış anlamak daha güvenlidir
    daha konforlu daha kurumsal daha aciz
    şimdi unut bunları ve tüm gücünle bana güven
    Kaybedeceğiz!
    hayır, bu sefer doğru anladın

    ispat edemem fakat öylece içime baktın
    ve sonra kalbim olaysız bir şekilde dağıldı
    ne kadar koştuysam da nefesim hala çok yakın
    bilerek ve isteyerek değilse gerçek midir bu acılar
    haberin bile yok oysa dünyanın en güzel kızısın
    ama dünya bunda kasıt arar!

    Yine de, gel ve al yüzümü eline
    Haydi sev beni, konu serbest…

    Furkan Çalışkan
  • TENHA

    her şiir boydanboya
    bir ıssızlıktır artık
    dizelerse giderek daha tenha

    acının düzyazısı olmaya
    hazır mı sözlerin kişi?
    aşklar! onları yazan yaşasın
    sarışı
    ne atlas kağıtlarda yaz
    ne güz okunur ağaçlar güya

    sen sussan da susmasan da bir
    tutup tutuştuğun hayale
    ağırdan iri güller ve lale
    düşer düştüğün melale
    ve hüznü yeniden okumak
    için bir kitap olur dünya

    ve her şiir boydanboya
    bir ıssızlıktır artık
    dizelerse giderek daha tenha

    Hilmi YAVUZ
68 entry daha
/ 4 »