geceye bir şiir bırak

84 entry daha

  • "ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    pervane olan kendini gizler mi alevden;
    sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu..."
  • işler atom reaktörleri işler
    yapma aylar geçer güneş doğarken
    ve güneş doğarken ben bir geceyi
    bir uzun geceyi gene uykusuz
    ağrılar içinde geçirmişimdir
    düşünmüşümdür hasretliği ölümü
    seni memleketi düşünmüşümdür
    seni memleketi dünyamızı.

    işler atom reaktörleri işler
    yapma aylar geçer güneş doğarken
    ve güneş doğarken hiç umut yokmu
    umut umut umut........... umut insanda.

    nazım hikmet
  • Bir ufka vardık ki artık
    Yalnız değiliz sevgilim.
    Gerçi gece uzun,
    Gece karanlık
    Ama bütün korkulardan uzak.
    Bir sevdadır böylesine yaşamak,
    Tek başına
    Ölüme bir soluk kala,
    Tek başına
    Zindanda yatarken bile,
    Asla yalnız kalmamak....
    ..........
    Ahmed Arif | yalnız değiliz
  • Ah, kimselerin vakti yok
    Durup ince şeyleri anlamaya
    Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
    Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
    Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
    Bakıp kapatıyorlar
    Geceye giriyor türküler ve ince şeyler
    "Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
    Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
    sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
    Fındıklarımızı basıyor
    Neyleriz kararan tomurcukları
    Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz
    Tecimenlere yalvarıyoruz:
    Bir "Hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
    Bir banka az çiziniz bir yalvarma
    Bizden size ve sizden dışardakilere
    Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
    -Evet efendim-
    Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
    Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
    Yazların motorlu çingeneleri
    Ah, kimselerin vakti yok
    Durup ince şeyleri anlamaya
    Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
    Toprağa tutku, kendinden dolayı
    Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para
    Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga
    Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga
    Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
    -Bilmiyoruz neden kavga.
    Sonra kasabanın cezaevinde
    Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
    Günlerimiz iterek genişletiyoruz
    Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
    Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye
    Durup ince şeyleri anlatmaya
    Kimselerin vakti olmasa da
    Okulların kadın öğretmencikleri
    Tatil günlerini çoğaltsalar da
    Kutsal nemiz varsa onun adına
    Gözlerimiz için bağlar dokusalar da
    Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
    Açmaya ilkyaz çiçekleri
    Bir gün birileri öte geçelerden
    Islık çalar yanıt veririz
    Gülten Akın - İlkyaz
  • büyük şair Abdülhak Hâmid Tarhan'dan ulu önder ATATÜRK'E İTHAFEN YAZDIĞI ŞİİR.

    “Hudâ-yı Mustafa Kemal
    Onun kudumü için saklamış bu ülkeleri,
    Fakat sezâdır o Hâlık ederse gökle yeri,
    Fedâ-yı Mustafa Kemal!”

    Abdülhak Hâmid Tarhan

    TÜRKÇE MEALİ:
    Tanrı bu ülkeleri Mustafa Kemal için saklamıştır, fakat Tanrı yine gökle yeri Mustafa
    Kemal’e feda etse yeridir.
  • “İnsan
    ya hayrandır sana, ya düşman.
    Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
    bir dakika bile çıkmazsın aklından ... ”
    - Nâzım Hikmet
  • Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
    Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
    Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    Bana dönesin diye bir bir kapattım
    Şimdi otobüs gelir biner gideriz
    Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
    Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    Durma kendini hatırlat.
    -》 Turgut Uyar
  • Her yere yetişilir
    Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
    Çocuğum beni bağışla
    Ahmet Abi sen de bağışla

    Boynu bükük duruyorsam eğer
    İçimden öyle geldiği için değil
    Ama hiç değil
    Ah güzel Ahmet abim benim
    İnsan yaşadığı yere benzer
    O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
    Suyunda yüzen balığa
    Toprağını iten çiçeğe
    Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
    Konyanın beyaz
    Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
    Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
    Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
    Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
    Öylesine benzer ki
    Ve avlularına
    (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
    Ve sözlerine
    (Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
    Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
    Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
    Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
    Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
    Minibüslerine, gecekondularına
    Hasretine, yalanına benzer
    Anısı ıssızlıktır
    Acısı bilincidir
    Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
    Gülemiyorsun ya, gülmek
    Bir halk gülüyorsa gülmektir
    Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi.
    Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
    Dirseğin iskemleye dayalı
    - Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben -
    Cigara paketinde yazılar resimler
    Resimler: cezaevleri
    Resimler: özlem
    Resimler: eskidenleri
    Ve bir kaşın yukarı kalkık
    Sevmen acele
    Dostluğun çabuk
    Bakıyorum da şimdi
    O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.

    Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
    Biz eskiden seninle
    istasyonları dolaşırdık bir bir
    O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
    Nazilli kokardı
    Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
    Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
    Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
    Kadının ütülü patiskalardan bir teni
    Upuzun boynu
    Kirpikleri
    Ve sana Ahmet Abi
    uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
    Sofranı kurardı
    Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
    Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi
    Çocuklar doğururdu
    Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
    O çocuklar büyüyecek
    O çocuklar büyüyecek
    O çocuklar...
    Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
    Umudu dürt
    Umutsuzluğu yatıştır
    Diyeceğim şu ki
    Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
    Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
    Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
    Çocuklar, kadınlar, erkekler
    Trenler tıklım tıklım
    Trenler cepheye giden trenler gibi
    İşçiler
    Almanya yolcusu işçiler
    Kadınlar
    Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
    Ellerinde bavullar, fileler
    Kolonyalar, su şişeleri, paketler
    Onlar ki, hepsi
    Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
    Ah güzel Ahmet Abim benim
    Gördün mü bak
    Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
    Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
    Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
    Gelse de
    Öyle sürekli değil
    Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
    O kadar çabuk
    O kadar kısa
    işte o kadar.

    Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
    Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
    Mendilimde kan sesleri.

  • Dağlar ile taşlar ile
    Çağırayım Mevlâm seni
    Seherlerde kuşlar ile
    Çağırayım Mevlâm seni

    Sular dibinde mâhiyle
    Sahralarda âhû ile
    Abdal olup yâhû ile
    Çağırayım Mevlâm seni

    Gök yüzünde İsâ ile
    Tûr dağında Mûsâ ile
    Elimdeki asâ ile
    Çağırayım Mevlâm seni

    Derdi öküş Eyyûb ile
    Gözü yaşlı Ya’kûb ile
    Ol Muhammed mahbûb ile
    Çağırayım Mevlâm seni

    Bilmişim dünya halini
    Terk ettim kıyl ü kâlini
    Baş açık ayak yalını
    Çağırayım Mevlâm seni

    Yûnus okur diller ile
    Ol kumru bülbüller ile
    Hakkı seven kullar ile
    Çağırayım Mevlâm seni


    (bkz: Yunus emre)
  • GERILIR ZORLU BIR YAY
    OKU FIRLATMAK IÇIN;
    GECE GÖKTE DOĞAR AY
    YÜKSELIP BATMAK IÇIN.

    MECNUN INLER, KANINI
    LEYLA’YA KATMAK IÇIN.
    CILVE YAPAR SEVGILI
    GÖNÜL KANATMAK IÇIN.

    ŞAIR NEDEN GAM ÇEKER?
    ŞIIR YARATMAK IÇIN.
    DAĞDA NIÇIN BAĞIRILIR?
    FELEĞE ÇATMAK IÇIN.

    AÇILIR TATLI GÜLLER
    ARILAR TATMAK IÇIN.
    TANRI KIZLAR YARATMIŞ
    ERLERE SATMAK IÇIN.

    İNSAN BÜYÜR BEŞIKTE
    MEZARDA YATMAK IÇIN.
    VE...........................
    KAHRAMANLAR CAN VERIR
    YURDU YAŞATMAK IÇIN..

    Hüseyin Nihal Atsız-Kahramanların ölümü
  • Elimde, sükutun nabzını dinle, 
    Dinle de gönlümü alıver gitsin! 
    Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle, 
    Yaşlı gözlerime dalıver gitsin! 

    Yürü, gölgen seni uğurlamakta, 
    Küçülüp küçülüp kaybol ırakta 
    Yolu tam dönerken arkana bak da, 
    Köşede bir lahza kalıver gitsin! 

    Ümidim yılların seline düştü, 
    Saçının en titrek teline düştü, 
    Kuru yaprak gibi eline düştü, 
    İstersen rüzgara salıver gitsin! 

    Necip fazıl kısakürek - veda.
    (bkz: şiir denince)

  • ...inanmak isterken tüm benliğinle
    sevdana aşkına
    ve ona güvenirken en
    derinden
    sarsılmaktır 7,8 şiddetinde deprem gibi
    alt üst olmaktır en derinden

    yıkıntılar viraneler içinde nefes almaya çalışıyorsun
    ve inanamıyor insan en sevdiği tarafından kandırılmayı

    hazmediyor olanları

    masumiyetine yanıyor saflığına
    bunu hakedecek ne yaptığına en sevdiğine bile güvenemeyecekse
    kime güvenecek insan
    aldatılmaktan da daha ağır bir yük
    Duygu özlem rende
  • Gelme peşimden, kaçıyorum bugün.
    Nere gittiğimin önemi yok, yeter ki gelme.
    Gelme ki, yeşermesin kaçtığım çöllerdeki toprak.
    Gelme ki, açmasın mavi gök, yağmasın nisan yağmurları.
    Gelme ki, elime kalem alayım, gönlümdekini yazayım.

    Gelme yine, gelmediğin on’ca yıl gibi, yine gelme.
    Başın göğe, göğün hiç’e erdi gelme.
    Büyüdün, yumruk kadar yere sığmıyorsun artık, gelme.
    Dünya bana bir kafes, sana bir heves, gelme.
    Sığmadın, sığmıyorsun, sığmayacaksın, gelme.

    Gelme, yetim kalmasın bari öksüz hatıralarım,
    Gelme, hatrı kalmasın satırların.

    http://www.kadirbakmaz.com/gelme/
  • Şiir denildiğinde tek geçtiğim şiirdir.

    (bkz: Hüseyin nihal Atsız )

    Geri gelen mektup
    Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
    Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

    Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
    Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
    Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

    Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
    Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
    Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
    Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
    Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
    Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
    Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
    Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

    Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
    Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
    Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
    Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
    Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

    Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
    Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'
    İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
    Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

    Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
    En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
    Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...
  • Ölümü kucaklayacak kadar geniş kolları olanlara;
    onlara…
    öyleyse biz kimiz; kimseyiz
    ıssız bir kırbaç izi taşırken sıska sırtımızda
    kırılan biri kemiğin hüzünlü “çıt” sesiyiz
    ölümün kara
    botlarıyla adım adım yaklaştığı
    çiçeksiz, kuşsuz, kedisiz
    sevinçsiz bir kuyunun dibindeyiz...
    ibrahim aymergen
  • Yorgunum,
    yırtılıp yere düşmüş
    üstüne basılıp çiğnenmiş
    ateşin koruna sürüklenmiş
    bir takvim yaprağı kadar
    çok yorgunum…

    İçimde yangın
    içimde deprem
    içim bir harabe
    içim bir enkaz...

    Sahipsiz
    ahşap bir ev kadar
    yalnızım şimdi
    kırılmış kapım pencerem
    koynumda sadece
    sokak kedileri ısınıyor...

    Anladım ki
    bu devirde bir insan
    başka bir insana
    huzur veremiyor
    ve anladım ki
    bir insanı anlamaya
    bir insan gücü yetmiyor…

    Yorgunum,
    hüzünlü takvim yaprağı kadar…

    Yalnızım,
    sahipsiz ahşap bir ev kadar…

    Ve yıllardır gözlerimde hasret birikti,
    tüm yağmur bulutlarının taşıdığı su kadar…

    26.12.2016
  • Bugün ahmet benim,
    ama dünkü Ahmet değil.
    Bugün anka benim,
    ama yemle beslenen kuşcağız değil.

    Enelhak kadehiyle
    bir yudum içen sızdı
    Tarılık şarabından.
    Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım,
    ben, sultanların aradığı sultan.

    Ben hâcetler kıblesiyim.
    Gönlün kıblesiyim ben.
    Ben cuma mescidi değilim,
    insanlık mescidiyim ben.

    Ben saf aynayım,
    sırım dökülmemiş, paslanmamışım.
    Ben kin dolu bir gönül değilim,
    Sinâ dağının gönlüyüm ben.
    (bkz: mevlana)devamı..
  • Kimdi kimdi kalan
    Giden mi suçludur her zaman?
    Ne zaman başlar ayrılıklar
    Dostluklar biter ne zaman

    Her geçen gün bir parça daha
    Aldı götürdü bizden
    Aynı kalmıyordu hiçbir şey
    Değişiyordu her şey
    kendiliğinden

    Artık çözülmüştü ellerimiz
    Artık bölünmüştü yüreğimiz
    Birimiz söylemeliydi bunu
    Ötekini incitmeden

    Kimdi giden kimdi kalan
    Aslında giden değil
    Kalandır terk eden
    Giden de
    bu yüzden gitmiştir zaten
    (bkz: murathan mungan)
  • Cahildim dünyanın rengine kandım
    Hayale aldandım boşuna yandım
    Seni ilelebet benimsin sandım

    Ölürüm sevdiğim zehirim sensin
    Evvelim sen oldun ahirim sensin

    Sözüm yok şu benden kırıldığına
    İdip başka dala sarıldığıma
    Gönülüm inanmıyor ayrıldığına

    Gözyaşım sen oldun kahirim sensin
    Evvelim sen oldun ahirim sensin

    Garibim can yıkıp gönül kırmadım
    Senden ayrı ben bir mekan kurmadım
    Daha bir gönüle ikrar vermedim

    Batınım sen oldun zahirim sensin
    Evvelim sen oldun ahirim sensin

    Saygılar Neşet Baba
  • Dostlar beni hatırlasın

    Ben giderim adım kalır
    Dostlar beni hatırlasın.
    Düğün olur bayram gelir
    Dostlar beni hatırlasın


    Can kafeste durmaz uçar
    Dünya bir han, konan göçer
    Ay dolanır yıllar geçer
    Dostlar beni hatırlasın


    Can bedenden ayrılacak
    Tütmez baca yanmaz ocak
    Selam olsun kucak kucak
    Dostlar beni hatırlasın


    Ne gelsemdi, ne giderdim
    Günden güne arttı derdim
    Garip kalır yerim yurdum
    Dostlar beni hatırlasın


    Açar solar türlü çiçek
    Kimler gülmüş kim gülecek
    Murat yalan ölüm gerçek
    Dostlar beni hatırlasın


    Gün ikindi akşam olur
    Gör ki başa neler gelir
    Veysel gider adı kalır
    Dostlar beni hatırlasın


    (bkz: Aşık Veysel ŞATIROĞLU)
84 entry daha
/ 6