geceye bir şiir bırak
-
Adam şapkasına rastladı sokakta
Kimbilir kimin şapkası
Adam ne yapıp yapıp hatırladı
Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz
Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar
Bir kadın kimbilir kimin karısı
Adam ne yapıp yapıp hatırladı.
Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
Adam bulut gibiydi, hatırladı
Adamın ayaklarının altında
Yıldızların yıldız olduğu vardı
Adam yıldızlara basa basa yürüdü
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.
(bkz: cemal süreya) (bkz: adam) -
SEN
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
N.Hikmet - 1933 -
...inanmak isterken tüm benliğinle
sevdana aşkına
ve ona güvenirken en
derinden
sarsılmaktır 7,8 şiddetinde deprem gibi
alt üst olmaktır en derinden
yıkıntılar viraneler içinde nefes almaya çalışıyorsun
ve inanamıyor insan en sevdiği tarafından kandırılmayı
hazmediyor olanları
masumiyetine yanıyor saflığına
bunu hakedecek ne yaptığına en sevdiğine bile güvenemeyecekse
kime güvenecek insan
aldatılmaktan da daha ağır bir yük
Duygu özlem rende
-
şiirim geldi bırakın beni -
geceye bu siir gibi videoyu birakiyorum:') -
An gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür -
Insandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal.
yalnızca acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan.
ve ayrılık anneden vatandan arkadaştan. -
sanırım olay İstanbul’da geçiyordu
ismini vermek istemeyen caddelerde
olası bütün kaçış yolları tutulu
yurtlarından çıkarılan adamlar arasında
ve aşk, aniden yola fırlayan bir çocuktu.
artık halka açık bir yerde bekliyor seni hayat
orda sana ölçü, birim ve düzen verilmemiştir
mümkün mertebedeki adamlar ve kadınlar
beherler, masa saatleri ve ergonomi
yok, ama herkes uyanık birtek benim uykum var
değil mi ki beş dakikada bir erteliyorum seni…
korkuyorsun, üşüyorsun ve yanlış anladın
şairi yanlış anlamak daha güvenlidir
daha konforlu daha kurumsal daha aciz
şimdi unut bunları ve tüm gücünle bana güven
Kaybedeceğiz!
hayır, bu sefer doğru anladın
ispat edemem fakat öylece içime baktın
ve sonra kalbim olaysız bir şekilde dağıldı
ne kadar koştuysam da nefesim hala çok yakın
bilerek ve isteyerek değilse gerçek midir bu acılar
haberin bile yok oysa dünyanın en güzel kızısın
ama dünya bunda kasıt arar!
Yine de, gel ve al yüzümü eline
Haydi sev beni, konu serbest…
Furkan Çalışkan -
Gelme peşimden, kaçıyorum bugün.
Nere gittiğimin önemi yok, yeter ki gelme.
Gelme ki, yeşermesin kaçtığım çöllerdeki toprak.
Gelme ki, açmasın mavi gök, yağmasın nisan yağmurları.
Gelme ki, elime kalem alayım, gönlümdekini yazayım.
Gelme yine, gelmediğin on’ca yıl gibi, yine gelme.
Başın göğe, göğün hiç’e erdi gelme.
Büyüdün, yumruk kadar yere sığmıyorsun artık, gelme.
Dünya bana bir kafes, sana bir heves, gelme.
Sığmadın, sığmıyorsun, sığmayacaksın, gelme.
Gelme, yetim kalmasın bari öksüz hatıralarım,
Gelme, hatrı kalmasın satırların.
http://www.kadirbakmaz.com/gelme/ -
Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk
Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş
Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü
Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel
Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel
(bkz: cemal süreya) -
cahilsin, okur öğrenirsin.
gerisin, ilerlersin.
adam yok, yetiştirirsin.
paran yok, kazanırsın.
her şeyin bir çaresi vardır.
fakat insan bozuldu mu,
bunun çaresi yoktur.
-ahmet hamdi tanpınar -
Ölümü kucaklayacak kadar geniş kolları olanlara;
onlara…
öyleyse biz kimiz; kimseyiz
ıssız bir kırbaç izi taşırken sıska sırtımızda
kırılan biri kemiğin hüzünlü “çıt” sesiyiz
ölümün kara
botlarıyla adım adım yaklaştığı
çiçeksiz, kuşsuz, kedisiz
sevinçsiz bir kuyunun dibindeyiz...
ibrahim aymergen -
MEÇHUL
meçhuldür yüreğim
bilmem kime sormalı yağmurları?
dolu dizgin yağan karları?
gölgemde yansıyan
bu küçük heyula da kim?
şiirlerin ne önemi var
sen yoksan eğer
lakin
sığınır yüreğim
doludizgin şiirlere
bir meltem rüzgarı esse
şu karşı kıyıdan usulca
ve yüzüme toprak çalsam
yine sensiz yine sessiz
bir çığlık atsam gök/yüzüne
çaresizliğim dinmez
kabus olur çöker üstüme
bir merdiven kurdum
şiirden şimdi;
uzatsan ellerini
sen yine her şeye rağmen
ısıtsan yüreğimi
bu meçhul rüyamda
ben sensiz sen sessiz....
demirchess -
çok olmadığımız kesin
Çok olan tarafta değiliz
çok olan tarafta olmayacağız
Nevzat Çelik -
Düşün ki bütün gün göz göze bakışarak oturup konuşmuşuz
Düşün ki konuştukça yüreğimizi hüzün kaplamış
Düşün ki öpmüşüm yanaklarını göz yaşını içer gibi
Düşün ki dudakların değmiş dudaklarımın kuraklığına
Düşün ki ağlamaklı bir gecenin sonunda kimsesiz gibi kalmışız
Düşün ki hüznümüze pansuman yapar gibi sabaha kadar deli gibi sevişmişiz...
22.4.2016 -
Karşımdasın işte…
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi…
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan zamana bırakmak değil,
zamanla bırakmamaktır..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim.
nazım hikmet -
bir mum ışığında görüyorum gölgeni
serin gecenin çerçevesinde,
kımıldamıyorsun.
merak etme,
her şey yine eskisi gibi
bıraktığın, bildiğin gibi…
sadece nefesim titriyor şarkılarda
yoksa dinliyor musun?
serin gecenin çerçevesinde duruyorsun
uzattım, tut ellerimi
üşüyorsun, değil mi Uzay?
Uzay, gel içeri… -
Bugün ahmet benim,
ama dünkü Ahmet değil.
Bugün anka benim,
ama yemle beslenen kuşcağız değil.
Enelhak kadehiyle
bir yudum içen sızdı
Tarılık şarabından.
Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım,
ben, sultanların aradığı sultan.
Ben hâcetler kıblesiyim.
Gönlün kıblesiyim ben.
Ben cuma mescidi değilim,
insanlık mescidiyim ben.
Ben saf aynayım,
sırım dökülmemiş, paslanmamışım.
Ben kin dolu bir gönül değilim,
Sinâ dağının gönlüyüm ben.
(bkz: mevlana)devamı.. -
Yorgunum,
yırtılıp yere düşmüş
üstüne basılıp çiğnenmiş
ateşin koruna sürüklenmiş
bir takvim yaprağı kadar
çok yorgunum…
İçimde yangın
içimde deprem
içim bir harabe
içim bir enkaz...
Sahipsiz
ahşap bir ev kadar
yalnızım şimdi
kırılmış kapım pencerem
koynumda sadece
sokak kedileri ısınıyor...
Anladım ki
bu devirde bir insan
başka bir insana
huzur veremiyor
ve anladım ki
bir insanı anlamaya
bir insan gücü yetmiyor…
Yorgunum,
hüzünlü takvim yaprağı kadar…
Yalnızım,
sahipsiz ahşap bir ev kadar…
Ve yıllardır gözlerimde hasret birikti,
tüm yağmur bulutlarının taşıdığı su kadar…
26.12.2016 -
Kolay değildir millet olmak
Vatan için seve seve kefene dolanmak
Sinemiz geniştir bizim, başımız dik
Uğrunda kana bulanmış toprak.
Unutma akan yaşlar ile yeşerdi bu devlet
Emanet canımız sonunda inşallah şehadet
Bastığın toprak, soluduğun hava, vatan olmuşsa cennet
Al bayrağımız dalgalansın estirdiği rüzgar da asalet.
Kul köle olmak yoktur özgürlüğün içinde
İzindeyiz her zaman her seçimde
El ele verip, kenetlendik mi bir kere
Titrer dağların taşları, geçit vermez hiçbir hain'e.
Korkma varsın kan ağlasın gözümüz
Delalete kapılmış düşmana şecaattir gücümüz
Egemenlik yolunda baki devlet, ebedi millet
Sulh içinde yaşamaktır son sözümüz.
Doğuş Hakan Yılmaz