duyulmuş en enteresan iltifat
-
Bu kadar huzur verirken nasıl bu kadar huzurumu kaçırabiliyorsun?
İltifatlı küfürdür sanırım. -
Bin parçalık puzzle. Lakin ben bunu iltifat olarak kabul etmiyorum, çünkü burada iltifat eden kişi bin parçayı birleştirecek zeka ve sabıra sahip olduğunu düşünüyor. Ya da ben bu çıkarımda bulundum. Tabii ben aynı fikirde değilim. Beni, zannettiğinin yarısı kadar bile tanımıyorsun demek istiyorum -
antik bir yunan tablosu gibisin (bkz: ne) -
''stendhal sendromumsun'' bana değil tabi ki.. -
Sende bir Fiat 500 değilsin.. -
"yakışıklım benim." -
Gözlerinin elası başımın belası Bi bakıyorsun içten içten yakıyorsun. -
"çimen gibisin pro, uzaktan çok güzel kokuyorsun ama fazla oynayınca rahatsız ediyorsun"
iltifat ettiğini zannedip ağzıma sıçmıştı bu arkadaş. -
"Sen de az değilsin." iyi mi kötü mü? Övüyor mu gömüyor mu? Çok ikilemde bırakan bir cümle bu.. -
Çok cici bir kız arkadaşıma yapılmış bir iltifat'tır.!
"İlk defa dudaklarından önce gözleri konuşan bir kadına şahit oluyorum" -
bir 14 şubat günü, ankara'da öğrenciyken aldığım güzel iltifat.
sevgili değiliz ama aylarca çocuğun blog yazılarını okuyarak kendimce çocuğa dolup taşıyorum ben. ev ve bölüm arkadaşımın da liseden arkadaşı çocuk. blogu ile tanışmam da o vasıta ile oluyor.
kızılbüyü ne zaman harunun yazılarını okusam sen aklıma geliyorsun sizi yakıştırıyorum diyor bana öyle başlıyor benim gizli hayranlığım.
sonunda bizi tesadüfmüş havasında tanıştırıyor. ve biz bir hafta boyunca her gün buluşuyoruz.
çocuk aşırı kendine güveni olan, ne istediğini bilen baya havalı bir tip ve bana ilk dediği cümle "21 yaşında istediği bir insanın huzur olmamalı belki ama bir ilişkide huzur arıyorum artık. eski sevgilimle kavga gürültüden kaçtım" olduğu için kendimce huzuru az konuşarak boş konuşmayarak çocuğa vermeye çalışıyorum.
14 şubat günü sahafları geziyoruz. birbirimize ikinci el kitaplar alıp hediye ediyoruz. dart oynuyoruz. birer bira içiyoruz. ve ben hepsinde az konuşuyorum. böyle tatlı tatlı gülümsüyorum dinliyorum daha çok.
akşam arkadaşlarıyla ben tanıştırıyor. arkadaşlarının yeni açtığı ve henüz müşterisi olmayan barda kalabalık bir ekip oturuyoruz.
kimseyi tanımıyorum. o yüzden daha da az konuşuyorum. kendi arkadaşlarım olsa oo susturabilene aşk olsun da. dinliyorum. bolca gülümsüyorum etrafa. bir ara kafamı çeviriyorum ondan yana. (bu çok güzel bir flört hareketidir. arada bir yanımda oturan erkeğe dönüp burun buruna gülümsemek veya bir şey söylemek gözlerine bakarak. )
bakıyorum benden önce o bunu yapmış bile beni izliyor. sadece gülümsüyorum o an.
"sana böyle susmayı kim öğretti" diyor fısıltı ile.
"kötü mü" diyorum.
"çok güzel susuyorsun" diyor. yanağımdan öpüyor orada.
bir kadın olarak güzel susmayı bile iltifat kabul ettim valla. ya artık kadınlar hiç susmadığımızdan çocuk susan kadına hasret kalmış ya da daha çok susmaya beni teşvik için dedi o gün.
-
bana da nasıl oldu da bunları sana anlatıyorum diyip, ne güzel dinliyorsun denmişti. İltifat olarak almıştım ben de:)
