düşün ki o bunu okuyor

#anket sırala
/ 26
626 entry daha

  • Anılarını zihninde ustaca bir yerlere saklasan bile, o anıları yaratan geçmişini silemezsin.
  • karşımda oturup sevdiğin YouTube kanallarından bir şeyler izliyorsun.
    gülümsüyorsun, iyi olmaya çalışıyorsun, umutlusun.
    umudunu kaybetme hiçbir zaman.
    bir şeylerle meşgul olduğunda sana çaktırmadan bakabiliyorum dolu gözlerim ile.
    bir daha seni böyle karşımda göremeyeceğim diye korkuyorum çünkü.
    yüz hatlarını, mimiklerini, duruşunu ezberlemeye çalışıyorum.
    aklıma kötü şeyler geliyor bu saatlerde. ama sonunda her şeyin güzel olacağına inanıyorum.
    bu zorlu bir süreç fakat hepimiz Yanındayız. sana olan desteğimizi ve sevgimizi hiç eksik etmeyeceğiz.
    kendini asla yalnız hissetme.
    bu zamana kadar sana çok kızdım, kırıldım. ama bunların hiçbir önemi yok artık. sen iyileş yeter ki. başka bir şey istemiyorum.
    Allah seni çocuklarına bağışlasın.
    yakında hayırlısıyla sağ salim doğacak kızını da güler yüzünle kucağına al inşallah.
    Allah şifa bekleyen bütün hastaların yardımcısı olsun.
  • her gereksiz olaydan sonra, bakırköy'e gittim. tüm bankları ezbere biliyorum, tüm o içinden çıkılmaz duyguları. O zamanlar üzerine afiyet güzel vodkalar içtim. Yağmur yağdığında halim yoktu, kapüşonu çektim ama fena ıslandım. Hepsinde yalnızdım, sen galip geldin.

    İnanır mısın, tek başıma oyun oynarken bile güçsüz futbol takımlarını seçiyorum. Bazı alışkanlıklar kolay bırakılmıyor, biliyorsun. Yenilmek gibi.

    Bankların bir kez daha üstünden geçeyim diyorum. Atladığım bir şeyler olmalı.
  • yanıyor içim bir parça alınmış gibi durduramıyorum kendimi
    bana neden böylesin benim sana adımlarım büyükken sen neden geriye gidiyorsun
    beni yakıyorsun
    beni üzüyorsun
    beni incitiyorsun
    bu umurunda eminim çünkü bakışların bir başkaydı
    şimdi gözlerine bakmak, seninle gülmek, ağlamak isterdim
    ama son şansımızı kaybetmişiz özür dilerim sana geç kaldığım için
  • 3 yıl önce hayatımda olmamana hamd-ü senalar ederek ayrıldığım şehre, bu gün senin eşin olarak teşrif etmiş bulunuyorum. "Yaşamak, insanın ömrü boyunca kaçmaya çalıştıklarına tek tek yakalanma tecrübesidir" sözü korkunç bir ekoyla yankılanıyor kulaklarımda.

    Tedirginsin. Yıllardır sorun olacağını düşündüğün şeylerin bu gün gerçekten sorun teşkil ettiğini çark etme günü. Taş gibi bir yatak, her yeri dökülen bir banyo ve bu evde geçirilecek 5 koca gün... "Evimizi nasıl buldun?" diye soruşun öyle iç burkucu ki... Güzel diyemiyorum. Seni rahatlatacak en ufak bir şey diyemiyorum hatta. Beni biliyorsun işte. Ağzımda iğreti duracak, güzel desem daha da canın yanacak. "Anlattığın gibi" diyebiliyorum. Yani beklediğim gibi. Bu cevap da sana yetiyor zaten.

    Laneti herkesi sarmış düğünümüzün aziz hatırası olan, şanzelize düğün salonu çekimleri ayarında düğün videomuzun da açılmasıyla bu etnik işkenceye daha fazla katlanamayacağımı anlayarak bize tahsis edilmiş odaya geçiyorum. Gecenin 2'sinde öten horozların geçmişine rahmet okuyarak uzun bir mücadelenin ardından uykuya dalıyorum. 7 yıllık ilişkimizin vesikası olan gece korkularımı bildiğinden olsa gerek gece lambası olmayan bu oda için çareler aramaya kalkıyorsun kendince. Renkli bir poşeti haşır huşur lambaya bağlamaya çalışırken yakalıyorum seni. Poşetin ışığı yeterince kesmediğini görünce üzerine toplu iğneyle bir de kağıt tutturuyorsun. Benim için yapıyorsun, kendince. Uyku sersemliği, hayal kırıklığı ve en önemlisi bastıramadığım buraya ait olmama hissiyle eşekten düşmüş karpuz gibi dağıtıyorum seni oracıkta. Ve böylelikle biz - aynı soyadıyla dahi hayatını birleştirmeyi becerememiş iki insan - takvimden bir gün daha koparıyoruz birlikte. Senin içinde "Ölür müydün sanki sevsen beni" çığlığı, benim içimdeyse kendimi dahi sevemiyor oluşumun insanı taş kesen öfkesi var.

    Bir nebze olsun iyi gelecekse "Gece lambası için teşekkür ederim, yine de".
  • Hadi her şeyi geçtim de bari en sevdiğim şarkıları paylaşmasaydım senle. Şimdi dinleyince aklıma geliyorsun mecburen duvara bakıyorum.
    Bana bir playlist borçlusun oğlum.
  • Hasret denen canavar, dans ediyor içimizde.
  • Her şey için teşekkür ederim. Beni geliştirdin gelişmemi sağladın. Beni daha iyi bir insan yaptın. Her şey çoktan bitmesine rağmen ben bazı şeyleri hala devam ettirmeye çalıştım. Ama bu ne kadar doğruydu bilmiyorum. Yanlış bsy mıydı onu da bilmiyorum. Ama bu şekilde artık gitmeyeceğini biliyorum. Bizim hikayemizde buraya kadarmış... Her hikaye mutlu sonla bitmiyor ama ztn bizim hikayemizde bitmedi sadece farklı hikayelerin karakterleri olduk artık. Artık benim de gidip kendi hikayemi yazmamın zamanı geldi. İkimizin hayatında da hep gzl insanlar olur umarım. Kendine iyi bak eski yol arkadaşım.
  • sana serenat yaptim, bana cevap vermek yerine gelmissin burada fav atiyorsun. Tamam ben de biliyorum sesimin kötü oldugunu ama emege, sanata, sanatçıya saygi. Olmadi bu. Karışık cerezin icindeki kajulari hemen bitireceğim sana kalmasin diye. Bunu sen istedin!1!!1!1!1!
    Evet kaju seven tosba sana sesleniyorum!1!!11!1
  • Yalvariririm bitir bu iskenceyi. Senin icin yaptiklarim yetmedi mi. Daha ne kadar devam edecek. Cok yoruldum, yoruluyorum. Bi dur artik. Doymak bilmiyorsun. Senin yuzunden uc aylik hamile kadinlar gibi geziyorum. Sen mide degil kara bir deliksin.
  • Arkadaş grubumdaki küsen iki arkadaş
    Sizin yüzünüzden arada kalan biz oluyoruz. Aynı ortamda geriliyoruz. Gidin köşede dövüşün niye bizi alet ediyorsunuz. Ucu bize dokunuyor ister istemez üzülüyoruz şurda. Efkarım birikti sığmaz içime...
  • Sitemsiz bir kederle özlüyorum.
    Gelecek ne zaman gelecek. Takriben.
    Anlatımım dilden arınsın isterdim.
    Anlıyor musun.

    Nouvelle vague - in a manner of speaking
  • katranı kaynatsan olur mu hiç şeker; cinsi batasıca cinsine çeker.
  • el değmedik yara mı kaldı? - diye çınlıyordu kulaklarımda. günlerdir, haftalardır, hatta ay olmuştu. ‘’el değmedik yara mı kaldı’’ - diye soruyordu cılız bir kadın sesi zihnimde.
    yüreğimden süzdüğüm kelimeleri bohçasında saklamış, bir bir mermi eyleyip can evimden vurmuştu beni. kağıt kesiğine benziyordu sızısı. liğme liğme olmuştu içim, lakin bırakamıyordum bir vakit ‘’dost’’ diye seslendiğim eli vefakârlığımın hatırına.
    garipti çaresizliğimin izası, herkesin konuşup, kimsenin anlamadığı bir dilde söylenmek gibiydi benimkisi. dil’imden sesi, elimden kalem’i, içimden mor balıklarımdan birini araklamıştı, ben yinede adına güller ekmeye devam ediyordum bahçeme. aptaldım çünkü.
  • Ey sözlük halkı! Hepinize gülüşünüzün eksik olmadığı bir bayram dilerim. :))
  • Rakı olmasın
    Şarap olmasın
    Madem sen yoksun kafam olmasın
    Gündüz olmasın
    Gece olmasın
    Madem sen yoksun günler akmasın

    Sensiz nasılım bak bana
    Gel de bir çorba yap bana
    Madem öldürdün
    Akbaba olmasın
  • 70'lerde olsak bir sürü kitap alırdım sana, 80'lerde açık hava sinemasına götürür film izledikten sonra muhallebi ısmarlardım, 90'larda mahallenin bütün güzel misketlerini kazanır dökerdim avuçlarına ama 21. Yüzyılda nasıl sevilir inan ki bilmiyorum, içim ısınmadı bu yüzyıla, bağışla. ..
  • yaklaşık iki yıl önce bordo botlarımı yeni almış, üstüme uzun aynı renk hırkamı giymiştim. bilir misin aldığım yeni şeyleri giyince aşırı mutlu olurum ben. neşeli bir şarkı mırıldanarak üsküdar meydanı’na yürüyordum. tam köşeyi döndüğümde çıkmıştın ya karşıma, aylarca görüşmemiştik ve o gün de konuşamamıştık bile. küçük bir selamlaşma, ardından tebessümlerimiz asılı kalmıştı havada. akabinde farklı yönlere giden adımlar atmıştık.
    o kadar zaman geçti üstünden, ben ne zaman o köşeyi dönsem aklıma geliyorsun. tekrar karşıma çıkmanı tüm aceleciliğime rağmen sabırla bekliyorum. hatta inanmazsın bazen gözlerimi kapatıp açıyorum sanki bir mucize olacakmış ve yanımda belirecekmişsin gibi.
    çok kızıyorum kendime, tüm ayıplı lafları kendime tüketiyorum. fakat bu sinirimin sebebini bulamıyorum. o gün peşinden gelmedim diye mi yoksa umutla o sahnenin tekerrürünü bekliyorum diye mi? bilmiyorum.
  • Konuştuklarımız değil, sustuklarımız doğruymuş o gece, unutma.
  • Cok buyuk bir iyilik yaptigini ve herkesin huzurunda sana tesekkur etmek istedigimi bil istiyorum. Oyle bir doktum ki icimi. Anilarim parmaklarimin ucundan her klavye darbemde kelimelere dokuldu, acilarim gozyasi oldu akti gitti. Gogsumdeki agirlik yerini ferah bir bosluga birakti. Azicik uyudugum uykumdan bile mutlu uyandim. Dun aksam oylesine attigin mesaji iyi ki attin. İyi ki varsin."

    Bu bir minnet mesajiydi. Okuyacagini tahmin ve umut ederek yaziyorum. Cunku o guzel insan aramizdan biri.


    Okudu. :)
626 entry daha
/ 26