düşün ki o bunu okuyor
-
neden ölmeme izin vermiyorsun?
Sjsh -
Bulutlar çıldırdı.
Ve o gece sen huzurlu uykularında uyurken ben içim sökülene kadar ağladım. Sadece bunu bilsen yeter. -
Motorsiklet sahibi olman, boy boy dövmelerinin olması ve hatta renkli gözlü olman zerre etkilemedi beni:) taş olmam umarım:) o yedek kask benim olacak :) tanrım vur beni :) -
Senin bir suçun yok, ben ne yaptıysam kendime yaptım. Üzülme artık yeter. -
borcunu ver artık süleyman abi. -
bazen insanın attığı her adım ne kadar uzağa gibi görünsede, kendi içinde, insanın kendi özüne doğru değil midir zaten..
yaş almadım, yaşlanmadım da belki, lakin büyümek gibi bir şey işte..
‘’yediğin içtiğin sana kalsın, bana gördüklerini de anlatma, lakin hissettiklerine şiirler yaz özüm’’ dedim sonra; gülümsedim tabii, aynaya bakmadan üstelik, bir garip işler işte, bir garip gitmeler, kalmalar, dönmeler.. bu büyümek dedikleri felaket bir şey.. hem gözlerimde hüzün, hem dudaklarımda tebessüm işte..
bir garip.
bir garip, işte..
e.t -
canfeza şarkısında şöyle der;
--- spoiler ---
Dışım bırak geçmiş diyor, içim gelecek.
Gelecek diye beklerken içim geçmiş.
Hem bu saatten sonra ne için gelecek?
Ona desin ki biri; bunun için geçmiş.
--- spoiler ---
vazgeçtim ulan. unutmak büyük nimetmiş onu öğrendim. unuttum. artık seni ne bir başkasına sordururum ne de seni düşünürüm. -
Kesin bunun çocukluğuna inmek gerekir diyordum. Saldırgan tavırlarının bir nedeni olmalıydı. Bugün yazdığın itiraf yazısı sayesinde yanılmamış olduğumu gördüm. -
bebeğim çin'de internet sansürü yoksa sevindim diyebilirim -
Yükselt artık şu sayfamı her kelimede 1. Sıraya lan googleeeee!!!! -
özledim -
Rakı olmasın
Şarap olmasın
Madem sen yoksun kafam olmasın
Gündüz olmasın
Gece olmasın
Madem sen yoksun günler akmasın
Sensiz nasılım bak bana
Gel de bir çorba yap bana
Madem öldürdün
Akbaba olmasın -
yaklaşık iki yıl önce bordo botlarımı yeni almış, üstüme uzun aynı renk hırkamı giymiştim. bilir misin aldığım yeni şeyleri giyince aşırı mutlu olurum ben. neşeli bir şarkı mırıldanarak üsküdar meydanı’na yürüyordum. tam köşeyi döndüğümde çıkmıştın ya karşıma, aylarca görüşmemiştik ve o gün de konuşamamıştık bile. küçük bir selamlaşma, ardından tebessümlerimiz asılı kalmıştı havada. akabinde farklı yönlere giden adımlar atmıştık.
o kadar zaman geçti üstünden, ben ne zaman o köşeyi dönsem aklıma geliyorsun. tekrar karşıma çıkmanı tüm aceleciliğime rağmen sabırla bekliyorum. hatta inanmazsın bazen gözlerimi kapatıp açıyorum sanki bir mucize olacakmış ve yanımda belirecekmişsin gibi.
çok kızıyorum kendime, tüm ayıplı lafları kendime tüketiyorum. fakat bu sinirimin sebebini bulamıyorum. o gün peşinden gelmedim diye mi yoksa umutla o sahnenin tekerrürünü bekliyorum diye mi? bilmiyorum. -
Düşünmeden yaptıkların canımı yakıyor, farkedemiyorsun, bağzı bağzı geceler nefes alamıyorum, gördüklerimi unutamıyorum, canımı acıtıyor, paranoyak oldum lan kadın. -
Ben seni unutmadım; inan unutamadım, gittin yâr, şu gönlümü bir türlü avutamadım; kor ateşler içinde yanıyorum yemin olsun; seni benim kadar kimse sevmeyecek, biliyorsun. Yanarım; ikimize, sevgimize, yanarım; ne oldu bize? -
İyelik ekinin sahiplik kattığı en güzel ismi keşfettim ben sayende. -
“Bir şeyi çok istersen olur” sözünün iki elini kavuşturup çenenin altına koyarak evrene mesaj vermek ya da gönül ehli gibi Allah’a sabah akşam yalvarmak anlamına geldiğini düşünmüyorum.
Bir şeyi çok istemek, ona giden yolu temel ihtiyaçların arasına koymak, her adımını onunla beraber, onun uğruna atmak demektir bence. Bu inancın yolunda hırpalanmak demektir. Tutku bunu gerektirir, bunu getirir.
Ha tüm bunlara rağmen istediğinin olmadığı olabilir ve söz kendini tamamen boşa çıkarabilir. Ama sen o çaba sayesinde istediğin şeyle öyle bir iç içe geçeceksindir ki hedefinin daha üzerinde bir oluşumu kendin yaratabileceksindir.
İstediğinin olması onun sana sunulması değildir sanki. Belki istediğinin karşılığı yoktur ve sen o noktaya gidip onu vâr etmelisindir.
Belki istemek, kendimizi hazırlamaktır.
(e.t) -
Çaresizlik. Nasıl bir duygudur bilir misin? Koşmak isterken sürünmek zorunda kalmak. Gösterdiğin çabaları, çağırdığın yardımları boş bakışların karşılaması. Omuzlarını dik tutmak için hiçbir sebep kalmaması. Gülümsemelere mecalinin kalmaması, hiçbir şeye takatinin olmaması. Hikayenin sonunda vazgeçmelerle çaresizliğin kardeş olduğunu öğrenmek ve yok olmak.
Nefes alırken yok olmak nasıl bir histir bilir misin? Ne kendine ne başkasına yaşadığını inandıramamak, kaybolmak. Hayata olan borcunda temerrüde düşmek.
Seni tanırım, sen sokakları soluyarak adımlayanlardansın. Hiçbir şeye yenilmemeye söz vermişsin kendine. Suçlarını kabul etmez, kaçarsın. Önüne gelen kim varsa selam verip tebessüm eder, içinden değersizliklerini hesaplarsın. Seni bilirim, ne kadar kaçarsan kaç derin bir kuyu bulur saklanırsın. Başına gelecekleri tahayyül eder, elbetlerini cüzdanında taşırsın. Hayal kırıklıklarını yarı yolda bırakmaz, diline batırırsın. Kendi aklınca yaptığın her şeyden hem gurur hem pişmanlık duyarsın. Seni görürüm; hasretin yakar seni ve belki de yalnızca kendini özler, vuslatını beklersin.
Ne kadar anlatsam da kafi gelmez dahasını ister, kışın güzden kalan anıları beğenmezsin. Bu şikayetçi ve beğenmez hallerin bitirir beni, kahreder. Yazdığım tüm felaket senaryoları ayağıma dolanır da hayal gücümün bile reddettiği çıkmazlara sürükler. El üstünde tuttuğum tüm değerlerimi denize dökersin de bende bana ait olmayan meğer ve keşkeler bırakırsın. Hatıramda kalan rutinlerimizden yalnızca benim beklemelerimi bırakmışsın bana. Buluşmalar, sarılmalar, kol kola arşınlanan şehirler ve kendine iyi baklarla süslenmiş çarelerimi yanına alıp gitmişsin.
Peki sen çaresizlik nasıl bir duygudur bilir misin? -
Deli gibi sevmek ruhumuzda var(mış):)) -
Şu lanet giresice okula gel artık! Bağırcam çığlık atcam polis çağırcam değil ise.
