blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 148
  • ...aslında tam olarak öyle değil.
    bak sözlük, ben işaretlere göre yaşayan bir insanım. benim işaretlerim vardır, beni yönlendirir. huk'u nisyan semalarına uğurlarken de benzer işaretlerden yararlanmıştım. d&r'dan içeri giriyordum, "eğer Allahım huk'la yakınlaşmamı istemiyorsan mağazada huk'un kitabı kalmamış olsun." sonra baktım, kitabı tükenmiş. emin olmak için hem sistemden arattım, hem satış personeline sordum. kitap kalmamıştı. ben de ""herhalde Rabbim hukla ruk'un hikayesine razı gelmiyor" diyerek unuttum.bitti gitti.

    sonra, kafamın çok karışık, moralimin bozuk olduğu geçen haftaya dönelim. bakın arkadaşlar, vecihi'yi hayvan gibi sevdiğim mâlumunuz. blog sözlük şifremi, bilmediğim random şekilde değiştirdim. blog sözlükte kayıtlı mail adresimi de aynı şekilde. sonra benzer bir oyun; "eğer Allahım, vecihiyle yakınlığıma razı oluyorsan bir şekilde blog sözlüğe geri dönebileyim. yoksa mail hesabımı da, blog sözlük profilimi de geri kurtarmam mümkün olmasın."

    4-5 günlük bir kafa dinginliğinin ardından bir iki ex-account hamlesiyle, gördüğünüz gibi mailimi kurtarabilip, sözlüğe geri dönüş yapabildim. bundan şu anlamı çıkarıyorum: boşverin, anlayan anlamıştır :)

    bir daha asla sözlüğü terk etmeyeceğim. güzel şeyler olacak Allah'ın izniyle. hem, içim öyle rahat ki, cevabını kendi kendime bulamadığım soruların ilahi bir dokunuşla çözülüşünün inanılmaz hafifliğini yaşıyorum.

    sizleri, sözlüğümü ama en çok da vecihimi seviyorum be. seviyorum be. duysun dağlar taşlar. çookk..
    '*''*''*''*'
  • Ya aslında itiraf değil ama bir yerde bu olaya kahkahalarla gülmem lazım:
    Oda arkadaşlarımdan biri tesettürlü, birkaç aydır konuştuğu bir çocuk var. Bu sabah çocuk twitter hesabından bir şiir paylaşmış, tam hatırlamamakla birlikte şiirin dizelerinden birinde kızın saçlarına dizdiği methiyeler var. Bizim hanım kızımız da bir heves açıp dinledi sabah sabah şiiri. Bir süre sonra "ben kapalıyım allah'ın cezası, niye böyke şeyler paylaşıyosun!" Krizlerine girdi. şimdi bakırköy akıl ve ruh sağlığı hastanesi'nden yazıyorum işte. Durumu iyi, üç ay yatışını verdiler şimdi hahahahhaha
  • İlk okul aşkımla hala görüşüyorum.
  • Bitecek
  • Uzaklara bakmak diye bir şey kalmadığında anlaşılır belki. Sevmenin kıymeti. Yakınında bir şeyler aramaktan vazgeçtiğinde bir ihtimal. Takıntılı sıfat tamlamalarının tam ortasını sildiğinde. Geriye kalan tamlamadaki eksiklik gibi gözüken sonsuzluk bir nevi. Silinen kısma gelebilecek ihtimallerin takıntısızlığı. Gösterebilir insana. yine aynı kıymeti ki görünmediği halde var olan şeyler söyleyin. Ben de araya bu kıymeti atıvereyim. Sırasıyla yapalım ya da aynı anda. Birlikte. Maksat göstermek de olmasın hatta. Ancak gördüğüne inanan insanlara yardım etmekten ibaret olsun. Yine de fark etmez. Değişmez. Artmaz ya da azalmaz işte. İnsanın cürmü bazı şeylere değer katmaya yetmez. Ve bu insanın cürmü hatta. Kattığından çok değersizleştirmeye yol açabilir kimi zaman. Farklı mevzuularda. Bizim konumuz etkilenmekten münezzeh. Bir cümleye nesne edilemez. Edilgen çatılı fiil dahi olamaz. Sanrıların içine gömülen bir takım zihinlerde bunun tam zıddı bir algı oluşabilir. Ki onlar da sanrıların sebep olduğu algılar ile zehirli fikirler salgılar. Sonra kazanan yine yeni rakı olur. Pansuman niyetine. Mikropları kırsın diye. Bir şekilde ölmeli işte. Sanrılardan damıtılan algılar.

    Doğa olaylarından yola çıkmazsak belki. Her şey bu kadar anlamlı gelmezse bir gün. Sebep olacağımız bir şey kalmazsa hatta. Taşı sıktığımızda elimiz ağrırsa. Topraktan geriye ancak rengi kalırsa. Gecenin tam ortasında minicik beyaz bir ışık bile yanmazsa. Gökkuşakları uğurlamazsa yağmuları. Dokuzuncu kattan aşağı düşerse damlalar. Tek kibritlik kükürt bile bulunamazsa ocaklarda. Ölürüz belki de kim bilir.

    Yaşamaksa ölmenin zıddı. Nefes almaksa bedeni cesetten ayıran. Gülmekse eğer insana değer katan. parmağının ucunu kesmekse hissetme refleksi. Ve göz kenarlarını kaşımaksa ihtiyaç. Ölüyüz belki de kim bilir.

    Kim karar verebilir ki bütün bunlara. Kendimiz bile değil. Çevremiz. Hiç değil. İki mahalle ötedekiler belki. Selayı duyabildikleri ölçüde yaşayan somyanın kenarına diz çökmüş insanlar. En çok perdelerin hakkıdır karar vermek. Aylarca açılmayan bir tanesi karar verebilir. Her sabah şahane ezgiler eşliğinde açılanlar caka satabilir. Havanın durumuna duyulan merak. Kişinin ehliyetini ele verebilir. Yıllanmış semtlerin köhne sakinleri. Sizi umursamıyor dahi olabilir. Bağıramıyorsak bunları bu denli. Geç kalmışlığın mahiyeti anlaşılamıyorsa bir türlü. Farkına bile varamıyorsak etkisizliğin. Fark etmez belki de. Ne denir.

    Tespit etmek cefalı. Bilmek acıklı. Yine de gülmek yapışmışsa ruha bir kere. Patavatsızlık işte. Elden ne gelir.

    Çok şey yazmalı. Çok zaman ayırmalı. Ve bunların hepsi düşünmeden olmalı. Ki düşünmek benliğe yapılmış en büyük ihanet. Zihnin ele geçirdiği bir mevcudiyet. Egemenliğin akla teslim edildiği bir varlık. Yaşamaya ne hacet. Bir kısım ihtimalden akla çarpan üç beşi. Ya umutlandırır insanı. Ya da garabet. Eşsiz bir sonsuzluk sunan kalp orada dururken. Kafatasının içine hapsedilmiş. Zaruri mağlubiyet. Sınırlı hissetmek. Ve inkar etmek. Çift taraflı eziyet.

  • Bu gidişle sigaraya yeniden başlarım :/
  • yazamıyorum sözlük yazamıyorum :( hiç vakit ayıramıyorum :( çok üzülüyorum çok
  • gerçekten ne sevdiğimi bulabilirsem onun beni öldürmesine izin vereceğim!
  • Aşka dair acılarınızı okumaktan b ı k t ı m
  • "elektrik devre şemasını çizerek nasıl çalıştığını açıklayın" demişim. Çocuğun verdiği cevap:
    "çizmeye gerek yok. Pil, ampül, kablo bitti"

    "artistin" dedim içimden. "Ama yine de puanını kıracağım" :)
  • şu itiraf başlığı kapatılsın, yok edilsin ya.

    geçen öğle arası işten arkadaşlarla bir restorana gittik. dönüşte bi taksiye bindik. ama öyle bir koku var ki arabada, anlatmaya kelimeler pak kalır. insanı hayattan koparan cinsten. ne idüğü de belirsiz. çıktık ve temiz havaya alışmak bile zaman aldı. aramızda tartıştık, ne kokusu olabilirdi bu, diye. ve biri kusmuş arabaya kesin, dedik, en son.

    benzer bir kokuyu alıyorum maalesef.

    ha, hemen karşımda, dimdik ve kibirli bir "e okumayabilirsin kardeşş" çıkışı bulabilirim. o taksiye de binmeyebilirdik. fakat bu geçerli bir çıkış olmazdı. açıklamayı da ben yapmayayım plz.
  • Crushim ona ulasabildigim tek araci ortadan kaldirmis, sad..
  • Uymak için çok erken kalkıyorum
  • Uzunca bir zamandan sonra bugün harika bir gün geçirdim. Şimdi mutluluktan uykum gelmiyor.
  • Bazı kişilere söylemek isteyip de söyleyemediğim:Mesaj atarken soyleyeceginiz seyden önce bir selam,merhaba yazın. Halimi hatrimi sormanızı hiç beklemiyorum zaten.
  • (bkz: 13.05.2018) » bu tarihi not alin. Hakkında çok şey yazılıp çizilecek.

    ---
    benzer bir travmayı yaşadığım son olay babamın ölümü idi. Ve sonrasında çok şey değişti.
  • Bazı görece kötü şeyleri yaşarken içim burulsa da mutlu oluyorum. Tamam tam mutluluk değil ama bir kabulleniş çöküyor ruh halime.
  • Gidersem üzülür müsün dedim. Sustu, gözleri doldu. Ağlama dedim. Lensim batıyor diye yalan söyledi. Ağlarken tebessüm etti. Döndü öteki tarafa. Baktığı yöne geçtim ben de. Gözyaşını öptüm sonra. Gözyaşı öpmek farklı bir duyguymuş.
  • ruhumun bir kısmı kaldı orada. Eksik güldüğümü fark ettiler. Ne acı. Eksik kızdığımı söyledi arkadaşım. Tam da nargile içme seansının ortasında. Vazgeçmişsin dedi bir tanesi. Aynı gün. Farklı saatte. O pulu kırardın sen. Neden umursamazsın hayata karşı. Gel dediler. Gidelim sevdiğin ağacın oraya. Biraz dur yanında. İyi gelir sana. İstemedim. Artık emin oldular. Ruhumun bir kısmına sahip olmadığıma. Bıraktım. Sahiden. Sırtıma yük. Kirpiklerime yaş olmaktansa. Hayatımın bir bölümünü ücra köşelerde bıraktım. Sakladım sandım. Gördüler. Neyse ki. Nefesi alış şeklime kadar bilen arkadaşlarımla. Yılda en fazla üç gün geçirebiliyorum şu sıralar. Üç koca gün ızdıraba dönüşmeye meyilli neden soruları arasında kalıyorum. Üç koca koca gün. Susup oturuyoruz karşılıklı. Elimizde tütün. Aklımızda yarın. Gönlümüzde. Dün.

    Ankara. Köşe başları. Yokuşlar. Ve parklar. Her şey biraz daha fazla değişmiş. Bizden bağımsız olarak. Bizi bağlayacak şekilde. Yedide yürürken. Reflekstir. Aynı şiiri okurum. Geçer içimden. Dönmeyeceğimiz bir yer beğen. Başka türlüsü güç. Gözlerin bile değmeden gözlerime henüz. Ona göstermeyi hesap ettiğim balkonda yine çiçekler açmış. Adını bilmediğim. Onun da bilmediğini tahmin ettiğim. O kapıyı çalıp. O balkonda çay içerken. O çiçeklerin adını öğrensek. Beyaz hayalleri özlesek. Sonra bir daha yediden geçmesek. Ben kabul ederim. Ama ankara. Köşe başları. Yokuşlar ve parklar.

    En sevdiğim diye bir şey yokmuş. Sevdiğim her şeyi sevilebilir kılan tek bir şey varmış. O da masallar misali. Bir varmış. Bir yokmuş.

    Bu şehre dahi dayanamıyorum artık. Olmamakta bir esaret aramaksa keder. Yoklukta bulmaksa hürriyeti. Esir bir iradenin eseridir belki de. Şu sıralar.

  • bugün güzel haberler aldım. umarım yine korktuklarımı, etkisinden kurtulamadıklarımı yaşatmaz Allah'ım. güzeldi bugün haberler. umut doluyum...
/ 148