blog sözlük itiraf

#blog sözlük sırala başlıkta ara
/ 148
  • O değil de benim son 1 aydır tuhaf bir kalp çarpıntılarım oluyor. Böyle gerilince falan, gereksiz heyecanlanınca. Kilom da değişmedi, az fazla olmasına rağmen ama. Sence ben intihar edemeden kalp krizinden gider miyim sözlük? Öyle olsa keşke.
  • Az önce tumblr hesabımla hasret giderdim, çok özlemişim. Eski mesajlara felan baktım, bi duygulandım... '*''*'
  • 2018 Kpss'nin doğum günüm olan 22 Temmuz'a ötelenmesine ne diyeceüz sözlük? Evrenin bana nasıl bir mesajı bu allasen?
  • inşallah bahsettiğim şahıs görmez diyerek yazıyorum.'*'

    benim bir arkadaşım var sözlük, çok yakınız ama, hatta aşık olduğumuz kişi ile evlenmezsek birbirimize evlilik sözü vermiştik ve bugün sevgilisi olduğunu öğrendim. sanırım evde kaldım... şaka maka mutlu oldum, kötü bir hayat geçiren bir arkadaşımdı ve onun yanında ona destek çıkacak birileri lazımdı. umarım bitmez ilişkileri ve çok güzel devam eder.'*' '*'
  • Yoldaki insanları durdurup anlatmak istiyorum, en yakınımdakilere anlatamıyorum.
  • selam ben geldim :)
  • 10 yıllık ben hasta olmam, kışın kapüşonluyla gezerim de üşümem kariyerimin sonuna gelmişiz. 1 hafta oldu artık iyileşsem fena mı olur?
    Bazı insanlar tarafından pamuklara sarılsam belki iyileşirdim sözlük... buraya yanan sigara emojisi de gelmesin çünkü it gibi hastayım içemiyorum.
  • Umutlarım titriyor birkaç gündür. Kısık kısık nefes alıp veriyor kalbim. Hatta bak, görüyor musun nasıl da tıkalı kıskançlıklarım. Çünkü içi bomboş bir sevgi yeri var beynimde. Neden birkaç gündür bilmiyorum. Sanırım mevsimlerden.

    Dolaydı o boşluk, iyiydi diyorum sözlük. Ama kime diyorum. Hazır sonbahar geldi. Tipik arif flört zamanları. 2 senedir boş. Kendimi sakladığımdan hep. Şimdi açtım öyle kendimi sergiliyorum, ama gelen tek gecelik, giden tek gecelik... Benden uzak, kime yakınsa artık.

    Cem Adrian & Birsen Tezer - Beni Hatırladın mı?

    Haftaya Çarşamba Diyarbakır'a uçuyoruz annem ve babamla. Uçuyoruz ama, lütfen. 10 günlük bir abla ziyareti. Yeğenlerimi de özledim evet, ama Diyarbakır'daki favori lahmacuncumu da özledim. Arkadaş oradaki lahmacunu başka hiçbir yer yemedim ki et sevmem ben, hamburger ve lahmacun hariç.

    Bak konu yemeğe geldi. Duygusala bağlayınca böyle. Sonra hop kilolar. Sonra "Canan hocam ekmeği kestim ama makarnasız yapamıyorum".. Oldu.
  • ay başında işe girdim, 5. gün işten çok boktan bir sebep nedeniyle gönderildim ama ailem hâlâ çalıştığımı zannediyor ve annem cuma günü istanbul'a yanıma geliyor ve ben bu entry'i girerken ne bok yiyeceğimi düşünüp duruyorum.
  • Keşke daha az feminist olup kocamın parasını yemek için zengin koca arasaydım. Ya da beni okutmak yerine o masraflarla ev alsaymış babacığım, ben de kiralarını yerdim. Okumak çok zor be.
    (bkz: en büyük hayali ev almak olan kitle)
  • Sınıfımdan nefret ediyorum.
    Bakın öyle bir nefret ki, ben ve iki kız arkadaşım orta ikinci sıranın ortasına oturup sağ ve sol kapıyı izliyor ve girene çıkana yorum yapıyoruz. İnsanlar duyar mı, duyarlarsa üzülürler mi, bir tanısak çok mu severiz ayırt etmeden gelene geçene giydiriyoruz sanki mükemmelmişiz gibi. Öyle akli melekeleri zayıf insanlar var ki beni bu hale getirdikleri için (evet önceden pamuk prensestim şimdiki gibi anakonda değil) onlardan nefret ediyorum. Nefredddd!
  • zaman zaman garip öfke nöbetlerine kapılıyorum. anlamsızca. ama bu sevdiğim birine değil. mesela yolda yere çöp atan birinden ölesiye nefret ediyorum. o kişi gözümde kötü biri oluveriyor.
    ya da şımarık çocuklardan ve onları yetiştiren annelerinden nefret ediyorum. mesela yüzünde sivilce izleri olan birini görünce anne yüzü çok çirkin abla yanımızdan geçiyor deyiveriyor. hay seni yetiştir(emey)en anneye ben. o kişinin kalbi o annenin höt höt konuşması yüzünden o şımarık çocuğunun beynine kazınan ve ağzından kurşundan farksız cümleler yüzünden paramparça oluyor.
    ya da yaşlılardan nefret ediyorum. hani ben yaşlıyım, yer vereceksin diyen tipler vardır ya heh onlardan. mağrur değil bencildirler benim gözümde bunlar. nice yaşlı insan var. evladım siz talebesiniz. zaten yoruluyorsunuz diyor. canımı veririm o yaşlı için. bir amca biniyor yırtılmış pantolonu üstünde, yer yer yamalı yorgunluğu üstünde o amcaya öyle teyzeye hemen yer veririm.
    bu liste uzar uzar gider de. burada kalsın itirafım.
  • küçükken tahteravalliye binmekten korkardım.
  • başka dinleyenleri olmadığı için burada yaralı, kusurlu egolarının pisliklerini ağdalı dillerle döküp sözlük okurlarının ilgisine sunanlardan bıktım usandım.
  • Bugün son sınavıma gireceğim, çıkışta sınav kağıdı elimde çığlık atarak koşmak istiyorum.
  • Birilerine ihtiyacım var ama kime ihtiyacım olduğunu bilmiyorum. Anlatmak istiyorum ama kimseyle konuşmak da istemiyorum. Yerçekimsiz ortamda çilek yiyeyim ama tadı muz gibi gelsin istiyorum. Bunu niye yazıyorum hiçbir fikrim yok. Dusk till dawn dinleyerek üzgün üzgün kalemliğimi seyredeyim bari.
  • Otobüs yolculuklarını da uzak mesafeleri de sevmiyorum. Yalnız seyahat etmek de çok zor.
  • bugüne dek pek büyük itiraflarda bulunmadım, yalnız siz ne yazsanız okumaya gayret ettim, nitekim sözlüğe ilk geldiğimden beri 68 sayfa okumak pek kolay olmadı, tabii değdi. buraya mahallem diyorum zira itiraf'a bir şeyler bırakmış herkesten bir iz taşıyorum. buraya yazıp silinenler, karalayıp yarım bırakılanlar; bir de yarım kalıp karalananlar...
    bugün size hayatımdan alenen ilk defa bahsedeceğim, ki pinhan olarak çokça sözünü ettiğim aşikâr. hayatım boyunca bende en çok yeri olan kelime ne derseniz, aklıma sadece "gitmek" geliyor. 24 yaşındayım hayatımın son 8 senesinde 2 tam-bir yarım kitap yazdım, bir adet de yazılmasını düşlediğim kitabım var, adı: gitmek. nedir ki gitmek, yalnız bırakmak mı yalnızlığın kabulü mü, yoksa kalmaya cesaretten yoksunluk mu? kim bilir, ömrüm o güne yeterse hep birlikte okuruz. sırası gelmişken; ben yazdığım her şeyi tekrar okurum. bende benden öte ben olmalı, çünkü 2008-2009 dönemindeki karalamalarımı okuduğumda "bunları kim yazmış" etkisi bırakıyorlar bende, altlarında ismimi görmek, bir garip duygu.
    konuyu bir gün sonra ısıtılan çorbaya çevirmek istemiyorum, gelelim şu mesel-i gitmek noktasına. bu konudan burada bahis etmeyeceğim işin aslı. sadece temas edeceğim, doğru ya burası itiraf başlığı ise; itirafı bırakıp gitmem icap eder.
    nefes almayı sürdürdüğüm dönemde, gitmek ile tanıştığımda henüz 8 yaşındaydım, sonra o kadar mülaki olduk ki kendisi ile, nerede görsem tanırım, göz kapaklarım sahneleri perdelese dahi.
    söz odur ki bu meşakkatli girizgah ardına o kadar büyülü b1r söylem bırakmayacağım, bunu bilesiniz. bunu beyan ettiğime göre girizgah hâlâ bitmedi diye düşünüyorsanız, tam bu noktada yanılıyorsunuz.
    halen ölmedim ve bugüne kadar aile bireylerim tarafından gitmek ile bir başıma bırakıldım, arkadaşlarım tarafından bir odada gitmek ve ben dertleşmek zorunda bırakıldım, hayatıma girmek için can atan şahsiyetler tarafından bile...
    ne gariptir değil mi, insan ulaşmaya çaba sarf ettiğini, elindekinden çok sever, bir gün ulaşırsa da asla değer vermez elindekine, bu b1r genelleme ise hatası vardır, zira milyar insan aynı olsa bu dünyada yerimiz olmazdı.
    gelelim işin apayrı noktasına; insanları pek iyi tanırım, bu bir övünç kaynağı değil, o sebepten de söylerken rahatım. elimde olsa hiç birinizi tanımak istemezdim, bunları duyunca suratlar düşer genelde, ama nihayetinde bu da işe yaramaz bir genelleme.
    insanlar giderler, gitsinler. neden bıraktıkları yere tekrar geri dönerler?'*' buna birçok cevap buldum, b1r tanesi doğruydu. burada bundan asla bahsetmeyeceğim. sadece işin şu noktası var ki, vazgeçemedim: beni yalnızlıkla burun buruna getirenleri, af çadırına dahil edememekten. her şeyi affettim, aklınıza gelebilecek her şeyi, buna ise imkan bulamadım, bu ruh hâlimden memnun değilim, elimden gelmiyor. kazak da öremem mesela, annem dantel öğretmişti bana, -sanırım 11 yaşındaydım- 2 ters 1 düz iplerle tokalaştık. sevdiler de beni, yakışmadı sadece, bir narinlik lazımdır bazı meşgalelerde. o kadar nazik olamadım, giderken ses etmedim, geldiklerinde konuşmamak inisiyatifimdi.
    telafi etmez lâkin; özür dilerim.
  • terleyip kokmak ne kötü be. dün kınadığım ağır çorap kokusunun bedeli herhalde.

    ya su gibi terlemek varken, ananas kokmak varken, ıyk ya.
  • Kimse kimsenin paylaşımı için beğeni ve favori butonlarını kullanmıyor, buda beni geriyor! Sözlüğü ileri boyutlara taşıyalım, biraz gayret...
    (Sanki babamın sözlüğü?)
/ 148