blog sözlük itiraf
-
buraya her girdiğimde online yazarlara bakıyorum ve tanıdık nickler olması beni çok mutlu ediyor.
aile gibi, ne biliyim, hoş işte. -
erken yatmak önemli gençler. o yüzden işimizi erkenden ayarlayıp en geç 01.30'da yatalım. uyku önemli. (*swh) -
alismisim sozluk. her gun konusmaya alismisim. bombos geliyor burasi. utanmasam aglayacagim.
"gitmek,
gozlerinde gitmek surgune.
yatmak,
gozlerinde yatmak zindani.
gozlerin hani?" -
Elimde olsa hayallerimi satılığa koyar, ucuz yollu elden çıkarırdım. -
Çok özledim. -
her şeyimle sevdiğim bir kadını daha kaybettim -
Bazen hayat öyle sıkışıyor ve sıradanlaşıyor ki rutinin içinde takılıp kalıyorsun. İtiraf edecek şey bulamıyorsun. İtiraf edecek bir şeyin bulunmadığını itiraf etmek de bir itiraf mıdır? -
tost çekiyor canım; gelse de gelişini sevdiğim dost, yapsa bize iki karışık tost.'*'
***
bu girdi en az b1r itiraf içermektedir. -
Iki husus var arkadaşlar:
1.bundan sonra pazartesi ve perşembeleri (bkz: sosyal medya off günü) ilan ediyorum. Yani bu günlerde nette olmayacağım.
2. Internetim(pc) 7 gün içinde iptal oluyor. Ben istedim bunu. Çünki karşımda kökleri pentagona uzanan organize olmuş bir suç şebekesi var ve...
yoruldum..
yıldım..
pes ediyorum..
bırakıyorum..
artık bu mücadele uğruna dirsek çürütmek değil sevdiğim insanlarla küçük mutluluklar yaşamak istiyorum.
lütfen büyüklerim bana kızmasın. Artık gerçekten yoruldum.. -
Kızda bi ten var sözlük..
ya rabbel alemin..
ya ekramel ekremin..
esmerin çöl sıcağında kavrulmuş o hoyrat, fütursuz ve kusursuz halini düşün, işte tam olarak öyle..
ve o çehreyle masumca gülümsüyor.
bana kırık türkçe aksanıyla çat pat cümleler kuruyor. Ama ben onun mısır azizelerini andıran çehresine kitlenmiş dakikalardır onu seyrediyorum.
baştan alayım. Bi akrabamız suriyeden gelip gaziantepe yerleşen mültecilerden bi kız aldılar. Yani bu mütevazı sade genç kızımızla akraba olduk.
adı Almila. Ama emine diyorlar. Ona rukiye kelimesinim arapça karşılığını söyledim. Gözlerini kısıp gülümsedi bana.
hey Allahım. Nası bi kalp var bende yeminle anlayamıyorum.
çok tatlısın almilaa rabbim seni korusun '*' '*' '*' -
Ne zaman geçecek bu acılar. Ne zaman soyadımın hakkını vereceğim. -
Sanırım burada itiraf ediyoruz, o halde ayağımızın tozuyla bir şeyler karalayalım. Öncelikle bana davet kodunu çok görmeyen arkadaşa buradan bir selam göndermek isterim, teşekkür ettim. Sonra; sözlük gayet sessiz ve sakin, resmen aranılan kan gibi ve tabi bunun yanında pek çok olaya gebe. Mesela bunlardan biri; özgün içerik dediğimiz kavramı ortaya koymak adına çok müsait. Arama kısmına göz atmak bunu kavrayabilmek için yeterli olacak. ikinci olarak bir tebrik göndereyim buradan, bu kadar seksi bir tema ve mobil dizaynını ilk defa görüyorum. zevkli arkadaşların güzel icatları adına tebrik etmek gerekir. zaman içerisinde dallanıp budaklanacağına inandığım bu platformda güzel anlar yaşayacağımı düşünmekle beraber, sıcak ve samimi davranışlarını esirgemeyen ego yoksunu'*' arkadaşlara da bi el sallayayım.. -
Deliliğin bilmem kaçıncı evresindeyim.
geçen günlerde balkona, sigara içmeye çıkıyordum. Karşı apartmanın çatısında duran onlarca martıyı gördüm. Ayağa kalkıp, henüz yakmadığım sigarayı bir mikrofon edasıyla tutarak martılara seslenişte bulunmaya karar verdim. En kötüsü de, diyecek pek bir şey bulamadığımdan sadece şunları söyleyip oturdum:
"beni dinlediğiniz için teşekkür ederim". -
Bir yaz sabahı güneş doğmadan önce doğmuş, muzaffer. Bir rivayete göre, babası adını üç kere kulağına söylediğinde, tamam lan anladık, demiş. Ve hep bu tavırla yaşamış hayatı. Hakikaten böyledir muzaffer, en iyi arkadaşım, sanırım tek dostum. Bir meselenin tekrar tekrar konuşulmasından hiç hoşlanmaz. Aslına bakarsanız çok konuşulmasından pek hoşlanmaz. Sessizliğin adamıdır anlayacağınız. Aynı köyde büyüdük onunla. Sonra bizim orada herkes birbiriyle arkadaştır. Ama dostluk başkadır. Nedir insanları birbirine bu denli bağlayabilen, pek bilmem orasını. bildiğim, herkesin herkesle dost olamayacağı. Bizim bu adamla dostluğumuz da küçüklüğümüze dayanır.
Bizim köyde evler birbirine yakındır. Bir kargaşa olduğunda ya da bir eğlence, herkes duyar, iner evinin önüne. O sabah bir kargaşaya uyanmıştım ben de. Vakit kuşluktu. Muzafferin evinin önündeydi kalabalık, muzaffer de aralarında. Hıçkıra hıçkıra bir şeyler anlatıyordu. Daha sonra aşağı mahalleden getirdiklerini gördüm babasını, kanlar içinde. Sonra muzafferi içeri götürdüklerini. O sıra göz göze gelmiştik muzafferle. Ve hayatım boyunca unutamadım muzafferin o garipliğini. Babasız kalmış bir çocuğun garipliğini, iliklerime kadar hissettim. Üstelik babam henüz hayattayken.
Sonraları anlattıklarına göre, o sabah muzafferle babası tarlalarına gitmişler, yeni aldıkları traktörle. Tarlaya girerken hakimiyeti kaybetmiş babası, traktör devrilmiş. Muzaffer bir yana savrulmuş, babası ise altında kalmış ezilmiş. Muzaffer koşa koşa gelmiş bunu haber vermiş.
O olaydan sonra değiştim ben. İçime kapandım biraz. Gerçi bütün köy öyleydi, bu insanlara da sirayet etmiş ölüm sessizliğiydi. Evler bile kendi dilleriyle haykırıyordu bunu. Kuşlar daha bir farklı ötüyordu sanki. Hoca sabah ezanını daha bir duygulu okudu. Sanki her şey ölmüş gibiydi. Gülme sesi bile duyulmadı mesela bir müddet. İnsanların başları öndeydi. Ben de ister istemez değişmiştim işte. Daha bir özlemle bekledim babamı misal. Sonra daha bir hüzünlü dolaştım mahallede, ellerim ceplerimde. Ve muzaffer, hiç çıkmadı aklımdan. O yaşlı gözleri, hiç gitmedi gözümün önünden. Dolaşıp durdum evinin önünde, çıkmadı hiç. İçimde ona karşı beslediğim şefkat, büyüdü de büyüdü. Sonra bir gün, evinin önünde elindeki sopayla toprağı eşelerken gördüm onu. Çekine çekine gittim yanına. Ölene kadar kardeşimsin dedim birden bire, kararlılıkla. Gülümsedi bana orada, hem de gözlerinin içiyle. Biz o an dost olduk işte. Yani benim için öyle. Muzaffere sormadım senin için ne zaman diye, sevmez duygusallığı.
Sonrasında her ne yaptıysak beraber yaptık. Beraber büyüdük onunla. Misal bizim orada ilçeye tek başına gitmeden büyümüş sayılmazdın. İlçeye de beraber gittik onunla. O günü hiç unutamıyorum. Yeni kıyafetlerimizi giydik. Tarlada giydiklerimiz gibi değildi bunlar. Fiyakalıydı yani. Dışarıdan bakıldığında yine gariban görünüyorduk gerçi. Üzerimize mi sinmiş nedir. Çıktık anayola, bir kamyonet aldı bizi. Birbirimize sokula sokula gezmiştik ilçede. İlk defa orada lahmacun yedik. Bir sürü yer gezdik amaçsızca. Dönerken bizim o hiç konuşmayan muzaffer, susmadı anasını satayım. Her bir boku ballandıra ballandıra anlattık. Hiç o kadar gülmemiştik daha önce. 16 km yol yürüdük o gün. Ah ne gün... ama hiç konuşmadık o günü. Sadece bazı geceler, her şey sessizliğe büründüğünde, ağlardı muzaffer. Elimi omzuna atar, sırtını sıvarlardım. Sözlerin hiçbir işe yaramayacağı anlardandı, öyle anlar.
Sabaha kadar anılarımızı anlatacak değilim. Sayfalarca yazılabilir. Beraber devirdik çünkü yılları. Şu hatıralar... tatlı bir elem veriyor insana hakikaten. Gök gürültüsünden sonra gelen yağmur gibi, naif. İnsanın hatırladıkları, kötü anılar bile olsa, kötülüklerinden arınıp düşüyor gönlüne bir bir. Bunlar güzel de, bu bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altındaki susuzluk gibi, hatıralara duyulan özlem. Şimdiki nesil arkadaşlıktan habersiz sonra. Televizyon karşısında büyüyor, filan. İstediği model telefonu olmadığı için eksiklik duyuyor. Bizim bu eksikliği, o gün çınarcık tepesine çıkamadığımız için yaşadığımız hatrıma geldikçe, seviniyorum dostum. O tepede kollarımızı birbirimizin omzuna atıp, bağı bahçeyi seyreden bir çocukluk yaşadığımız için seviniyorum. Şu zamanın çocuklarının bunları yalnızca masalda dinlediklerini gördükçe üzülüyorum. Sana hiç bahsetmedim. Bir kızım olsun istiyorum. küçücük ellerini pempe yanaklarına koyup, ağzı açık bir şekilde, benden anılarımızı dinlediğini hayal ediyorum. hatta daha da ötesi belki bir gün yine gideriz oralara ne dersin, garip bir kıpırtı düşüyor içime, bütün bunları düşündükçe. O köydeki gariban yaşantımızın en büyük sermayemiz olduğunu anlıyorum şimdilerde. Bu şehir yordu beni muzaffer. Hatıraların olmasa, kurak kalacak kalbim. Buralarda senden bir tane daha bulamadım. Aslına bakarsan aramadım da. Senin gözlerindeki masumiyet yok, gördüğüm hiçbir gözde. Kimse dostluk nedir bilmezmiş gibi. Herkes yalnız gibi.
Yeter bu kadar, vesselam.
-
ayrılık temalı filmler izledim, şarkılar dinledim.
tüm gün boyu hem de.
canıma kastım var sanırım.
yalnızlık fena şey. -
O kadar çok alışveriş yaptım ki, şu an nasıl iflas edilir diye bir kitap yazmak istiyorum. -
İlk defa burada açıklıyorum bu durumu .Bir gün bi mağazaya girdim ışte alışverişimi falan yaptım sonra ödememi yaptıktan sonra çıktım tabii çıkar çıkmaz şu kapı girislerindeki sensör ötmez mi:((sonra ne yapacağımı bilemedim hayatımda ilk defa başıma geliyor...yaa dusunsenize bildiğiniz herkesin içinde hırsız konumuna düşüyorsunuz...sonra ışte güvenlik yanıma geldi...Bende o zamana kadar içeri geçtim ışte...çantama falan baktı satın aldıklarımı eline aldı ama hala sensor ötüp duruyor...meğer cantamda ötüp duran şey arkadaşımın iki gün önce bana verdiği okuma kitabıymış..kitabın arkasındaki barknodu çıkarmayı unutmuşlar galiba:(( -
Yarın sosyal medyada olamayacağım arkadaşlar (gerçi bugün de yok gibiydim)
pazartesi+perşembe sosyalith off :)
sonraki günlerde görüşmek üzere. Mutlu olmaya çalışın, hayat güzel... -
Şu an sevdiğim kız bana abi demiş gibi hissediyorum sevgili blog sözlük -
Yıllar önce büyük bir sevinçle dinlediğim, Işın Karaca'nın 33/3 isimli albümünü dinliyorum 2 gündür. Mandalinalar ne güzel bir şarkı. Bu kadın daha sonra 2-3 tane arabesk albüm çıkardı, koptum ben sonra ondan. En son çıkardığı single zaten yeter dedirtti. Ama iyi kilo verdi ha. Bu sanırım ingiliz vatandaşlığı vardı. Ondan bana neyse, değil mi? Benim de olaydı napacaktım mesela?
Bu arada klipte uzaktan çekimler için eski yöntem helikopterli çekim kullanılmış. Şimdilerde daha az sarsıntılı dronelarla yapıyorlar o işleri. Nereden nereye değil mi Sözlük? Keşke drone aman kuş olsaydım da boğazda uçaydım.'*'
