blog sözlük itiraf
-
önceden okuldan getirdiğim flash belleklerde elektronik virüs olur diye bilgisayarıma takmaya korkardım sözlük.
şimdi de biyolojik virüs (bkz: covid 19) bulaşmasın diye belleğe dokunmaya korkuyorum. ilim ilerliyor :-| -
Kabuslarım artık kabus gibi değil sözlük. İçimde derin bir ağrıyla uyanıyorum. Malum rüyayı görmenin ağırlığı büküyor bedenimi de ruhu mu da. Hava aydınlanmadan hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Herkes uyanınca gizli gizli omak zorunda çünkü bu. Hayatımdaki duygu sayısı çok aza indi biliyor musun? Üzülüyorum derin derin, gitmeden kokusuna hasret kalmışım gibi bir şehrin ama inan bana tanıdığım bir koku, hayal gibi gelse de tanıdığım bir uzaklık. Şu burukluk bir geçse allahım diye dua ediyorum ama inan bana çözümlerin her birisi ayrı korkutuyor bizzat ölmek dışında. Bu acıyı yaşayan milyonların varlığını bilmek de sakinlik vermiyor çırpınan kalbime, yaşanırmış demek ki böyle de diyorum, ölmezsem elbette ben de yaşarım. Ama benden geriye ne kaldı bilmiyorum? Kalan bu parçayla yaşamak yaşamak mıdır gerçekten diyorum. Ve tüm samimiyetimle söylüyorum hissettiğim bu ağır ve acı duyguların birisinin bile karşılıklı olmaması için de yalvarıyorum allaha.
Sen de olmasan sözlük... -
SONUNDA KALDIĞIM DERSİ GEÇTİMMM!!
İNŞALLAHHHH FİNALİNDE DE YÜKSEK ALIRIM BÖYLEEE. AŞIRI MUTLUYUM ŞU ANN (bkz: parti şapkalı düdüklü emociii) -
Absürd de olsa yeni şeyler denemeyi seviyorum sözlük. Bize insanların kabul etmediği her şeyi reddetme afetini öğretmişler.
İyi de bu insanların zihnini yapılandıran da biziz. Farklılıkları onlara kabul ettirmeyi başarırsak farklılık olmaktan (bkz: yadsınmaktan) çıkar.
Bunun için yaptığınız şeye inanmalı ve sabırlı olmalısınız.
Haksız mıyım?
-
İki gündür başımın ağrısı geçmiyor sözlük. Eğer (bkz: coronavirus) olursam ilk gidip 11bt'nin duvarını öpeceğim. Çünkü en çok emeği onlara veriyorum.
(bkz: bilişim teknolojileri)
(bkz: bir sınıf olarak 11bt)
(bkz: 11bt bir sınıf mı sorunsalı) -
bu dengesizliğimin sonu musalla taşı.. -
Çözdüğümü sandığım soruların ilmeğinde yüz bin defa boğulmak gerçekten ağır geliyor artık sözlük. Canımı yakıyor.
Artık ne oluyorsa olsun deyip direnmeyi bırakasım var. Direnmek acı veriyor. Allahım yavlarırım imtihanımı kolaylaştır Allahım yalvarırım.. -
Korona içimdeki birçok şeyi öldürdü, aslında son zamanlarda fena şeyler de olmadı hayatımda ama hastalıklar, ölümler ve yalnızlığı daha derin hissetmek, gelecek sermayemden çalıyor. -
1 yıldan sonra blog sözlükteyim, büyümüş hissediyorum -
sabır ve namazla Allah'tan yardım dilemeliyim sözlük. yoksa çıldıracağum.
belki de insanlarla münakaşaya girmekten bu kadar çok korkmamalıyım. ne olur, en fazla gecemi b.k ederim, sabah uyandığımda geçer. ay boşverin ya. aha burnum akıyor corona olursam... sıkıntı!.. -
2dk sonra canlı dersim başlayacak sözlük. Bu arada ne okur/yazarsam kârdır.
edit. Aha bildirimi de geldi gcalendar'dan. -
seviyorum ülen. -
Arada bir yanlız kalınca dertleşmek isteyip sözlüğe geldim doğrudur. Ama malesefki buralarda da kime yazsam diye düşünüp utanıp çıkıyorum. -
Telefonun bir çalışma aracı olduğunu ögrendiğimde 32 yaş 1 ay 3 hafta 2 günlük idim. Şaşırdım ama kullanmaya devam ettim. Çünkü onu kullandıkça hesabıma devlet para yatırıyordu.
Allah'a hamdettim.
Rabbim senden gelene çok şükür dedim :))
Allah bundan geri koymasın. Bir de bunda bizim acar müdürün kıvraklığı da söz konusu. Onu da çok seviyoruz zaten. Allah başımızdan eksik etmesin :)) -
Kavimler helak olmuş sözlük sizce de bu çok ürkütücü değil mi? Ne kadar az düşünüyor ve ne kadar boş şeyleri düşünüyoruz.
(bkz: kavimlerin helakı) -
sakin kal cüdâ, elbet bu da geçer cüdâ, haklısın cüdâ, biliyorum tahammülün kalmadı cüdâ. la ilahe illallah cüdâ........
neyse yarın maç varmış, akşam kimse karışmaz bende oturup izlerim bir güzel. sükûnete ulaşırım.. -
(bkz: itiraf gibi itiraf olsun)
14 yaşımda lise hazırlık sınıfındakinden daha beter ingilizce konuşuyorum sözlük. sınıfı takdirler geçmemin ardından yıllar sonra haftada ortalama 1 ingilizce makale okuyup, birkaç ingilizce makale yazıp, üni.de de hazırlık sınıfını 78 puanla tamamlayıp sonra birtakım uluslar arası portalların anaforunda boğulmuş olsam da ne yaptıysam o (bkz: on dört yaşımın) akıcı ingilizcesini yakalayamadım/yakalayamıyorum.
bunda artan sorumluluklarım ve yoğunlaşan hayatımın ketleyici etkisi de söz konusu olabilir.
özetle: 14 yaşımın (bkz: fluently english) metaforuna hızla ışınlanmak istiyorum. kekeme bir (bkz: english trainee) olmak istemiyorum.
özetle2: çok üzgünüm. belli etmesem de çook..(bkz: swh)
___
sum: id really much like to type these aaaalll ↑↑↑ in english but unfortunately my lang skills dont let me to do this. i have a turk-twisted language intelligence in my mind and turning it to another language really tires me. you know, a lot of cultural expressions which define my feeling exactly and tough examples and imaginations which turks use them to reflect whole their brain storms and bla bla.
sum2: not to go ahead in that engish matter sometimes really suffers me. sad. im like an unprogressive foreign language education taker. -
Yazmak bir lütuf. Bu iç güdü bir sebep mi sonuç mu bu hislere? Derinleştikçe, duygularımın altında ezildikçe mi yazıyorum yükümü devredebilmek için sayfalara, yazmak ve yazabilmek için mi duygulara eğiliyor insan? Benim payıma bu sorunun cevabı cümlenin ilk kısmı. Yaşanmayanlar ağır geliyor bana. Ama hayır, artık öğrenecek kadar büyüdüm. Ağır gelenler yok. Ağır gelenler olağan yani. Bana ağır gelenler yaşanan zor şeyler değiller. Ben onları öyle anlıyorum. Olur olmadık derinleştiriyorum içimde, yoruyorum kendimi. Çözebilmek için beni, “eksiklerimi” ve “sorunlarımı”, yazdığım sayfalarda arıyorum cevapları. Bugüne kadar hiç cevap veren yazım olmadı. Ama ben de hiç sorgulamadım onları, ya bunlar hiç bir kere olsun işe yaradı mı diye. Aslında aradığım somut bir şey olmadı. Kimi insanlar böyle işte. Olmadık şeylerden, herkesin yaşadığı basit sorunlardan derin hisler çıkarır. Olur olmadık. Hissedilenler ağırdır, düzeltilmesi gereken bir sorun gibi hissedilir. Cevaplar aranır, kendinde nice eksikler bulunur. Yazdığı sayfalardan bir getiri bekler belki insan. Beklemeliydi yani. İçinden gelen, saatler verilen onca satırlar, günlükler, hikayeler. Yazılır ve öyle kalırlar. Düşünüyorum şimdi, bana ne kattılar? İşte, hayatımın farklı bir yerindeyiz. Aynı soruyu soruyorum, ama farklı alanıma. Günlük mekanik hayatım hep fiyat-performans çalışır. Harcadığım emek, para, saat… Her ne varsa. Hepsinin getirisi yeterli olmalıdır. Günlük hayatım derken iş değil yalnızca ha. Arkadaşlıklarım, sohbetlerim… ve hatta aşklarım. Sanki şu kendi kendime kaldığım ve yazdığım anların dışındaki her an. İşte yalnız da şu anıma, yazdığım ve kendime kaldığım anıma sökmez bu fiyat performans. Yazarım ve öyle kalır. Zamanımı alır, canımı sıkar, uykumu çalar da elle tutulur hiçbir şey alamam. Yine de kopamam. Hayatımın geri kalan mekanik her anının bana verdiği yükler, acılar birikir de şimdi bana bunları yazdırır. Uzaktan bakınca makul görünen, sıradan ve akılcı günlük hayatımın acısı, faturası işte bu sayfalara çıkar. Tartışmalı belki hangisi makul, ne makul. Dayatılan ve benim de reddetmeye cesaret edemediğim gündeliğimden, eşimi seçerken bile bir çizik olsun çıkamadım. Son ayrılığım. Çemberin içinde değildi ve bu bizi bitirdi.
Bana uymayan kalıplar var hayatımda. Ancak o kalıpları takmayarak dışında dolaşabilecek, dışına adımımı atabilecek cesaretim yok. İşte, yılların kavgasının özeti. Kan davası içimde, iki tarafım arasında. Kan kaybettiren bana ve sonu gelmeyen. Ondan bu yazmalar. Çözüm getirmeyen, elde getiri bırakmayan, ama yazmadıkça içimde dağ gibi büyüyen kavgalardan hep bu satırlar.
Özgürleşmeliyim daha daha. Ama savrulmak oluyor bu bir diğer tarafımca. Çembere girememek ve çemberde kalamamak. Bu zor bir dava. Ağır bir yük. Geçmiyor. Hafiflemiyor. Unutulmuyor ve evrilmiyor. Hayat değişiyor, hayat geçiyor, birçok olaylar oluyor. Gündelik zaman akıyor, akıyor. Kendi başına kaldığında cereyan eden hisler ve hezeyanlarsa zaman kavramını yitirtiyor. İlerlemiyor, geride kalmıyor. Zaman bu anlarıma işlemiyor. Ölümsüz gibi. Geçmişte, gelecekte, her anımda. Bu benim. Ben buyum. Beni spesifik yapan, bana varlığımı kanıtlayan, etiketim işte tüm bunlar. Bende bana özgü, başka kimsede bilmediğim, bana saklı. Hep aynı, başka kimsenin anlayamayacağı, bana ait.
-
yoruldum ve kendi sonumu görüyorum. -
ne zaman birine olan nefretimi gizlesem(kendimden); rüyamda yılan görüyorum sözlük. ay aman diyeyim. kabus görmekten nefret diyorum. bu Akçakale'de sık başıma gelen bir şey. Ankara'da da çok kâbus görürdüm.
bu kâbusların ortak noktası ne acaba?
