aşk

  • -AŞk, sonsuza kadar sürer mi?
    -sürmez mi?
    -sürse güzel olmaz mı?
    -güzel olan her şey sonsuza kadar sürer mi?
    -sürmez mi?
    -sürsün demeyle sürer mi?
    -sürmez mi?
    -bu böyle sürüp gider mi?
    *************
    -sevgi sonsuza kadar sürer mi?
    -sürer !

    Kimine göre ilki unutulmayan şeydir aşk. İlk aşklar.
    Kimine göre ilk aşkında hüsran yaşayıp, onu tekrar hayata bağlayan, aşkın hala var olduğuna inandıran kişiye duyulan hissiyattır. İkinci aşklar.
    Bana göre aşk, sevgiye giydirilmiş bir kalıp. Sevginin sağından solundan, kıskançlık, güven eksikliği, saygısızlık ve yalan gibi kavramların törpülemesi sonucu ortaya çıkan bir kavramdı aşk.
    Seven adam sevdiğini üzer mi lan?
    Saygısızlık yapar mı?
    Yalan söyler mi?
    Güvenmez mi lan insan sevdiğine?
    Bakıyorum şimdi aşıklara, yok ben senin amk, yok sen benim amk. Saygı sıfır. Gece dışarı çıkacak mesela, manitası buna güvenmiyor.(1.fail) bu da boş yere tartışmamak için yalan söylüyor. (2. Fail). Sonra karşı taraf olayın aslını öğreniyor. Üzülüyor. Karşılıklı üzülüyorlaaaaar. Omo o bonom oşkoooom.
    Aşkın birincisi mi, ikincisi mi, beşincisi veya (bence de yooooook artık ama, üç ayda bir mevsim değiştirir gibi manita değiştirenler var olduğu için (omo bo sofor choq forklo gorcokton coq sovoyorom)) yirmincisi mi gerçektir bilmiyorum.
    Bildiğim şu var. Sizi seveni sevin. Karşılık beklemeden sevin. O küçük beyninizi biraz kullanın ve üzmeyin sizi seveni.
    Sevmenin üçü beşi olmaz.
    Sevmek yürekten olur, hissedersin iliklerinde.
    İlk aşkın gelir, önünü ilikler sevginin önünde.
  • Bir varlığı tutkuyla ve namütenahi bir özlemle sevme. Ayakları yerden kesen, dizlerinin bağını çözen, karında kelebekler uçuşturan, yüreği yerinden söken, aklı baştan alan tarifsiz bir sevda. Dilimize arapçadan geçmiştir. Şiddetli ve yakıcı sevgi manasındaki ışk kelimesinden evrilmiştir.
  • İlki bir türlü unutulmayan şey.
  • İstemsizce gelişen bir duygu.
  • Yokuş aşağı koşmak gibi bir şey..
  • cemal süreyanın güzel bir şiiri.

    ''Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
    Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
    Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
    Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
    Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
    Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
    Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
    Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
    Sanki hiç olmamıştı

    Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
    Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
    İstanbullar
    Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
    dünyaların
    Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
    Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
    Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
    Çünkü iki kişiydik

    Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
    Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
    Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
    İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
    Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
    Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
    Sonrası iyilik güzellik.''
  • önüne geçilemeyen manevi duyguların bütünlüğü
  • en güzel şeydir
  • dilimize arapçadan geçmiştir, şiddetli ve yakıcı sevgi manasındaki ışık kelimesinden evrilmiştir.

    lugat365
  • bir yanılsamadır.
  • gözlerini kapattığında yüzünün her ayrıntısını,saçındaki rüzgarı ve sesindeki ışığı görebilmek;ruhundaki kırılganlığı öpebilmektir belki de,aşk dedikleri şey.
  • meşk ile vücut bulur.
  • duygusal bir pan’oramadır.

    pan’ın labirentinde,
    pan’dora’nın kutusunu arayan bir tipin,
    kutuyu açtığında hayatının pan’ayıra dönüşeceği beklentisi içinde olması,
    nasıl bir tezatlık olabilir?!
    bir nevi
    kutunun dibindeki “umut” uğruna pan ’a karşı verilen duygusal bir mücadeledir.
    şehvetin, arzunun, tutkunun efendisi olan
    yabani ruha karşı..

    neverland’ın sonsuzluğunda
    nefsine hakim,
    bir o kadar da değil!
    hayal ile gerçeğin arasında savrulmadan
    pan’oyu doğru yerleştirmek,
    göz zevki açısından karşı konulmaz bir haz olabilir.
  • Nefes aldığını hissetmek
  • Tüm hayatın boş muydu ki buralara düştüm dedirten şey.
  • Var olmayan şeylerin başlığını açmayalım lütfen.
  • Aşk dediğin laftır derler sakın kanma onlara
    Yalnız sevilmekle kalma birde sevmeyi ara
    Çok çabuk geçer bu günler çevren boşalır sona
    Aşk dediğin laftır diyen güler karşında...
  • Her gördüğünde kalbinin attığını hissetmek.
  • Flaubert'in aşk tanımı; “Merak.Birine karşı, ansızın, bir merak duymaya başlarsınız, korkunç bir merak. Onu tanımak, onunla doğmak, dünyaya onunla yeniden gelmek tek amacınız haline gelir. Aşk a en uzak cümle, senden nefret ediyorum değil, bilmek istemiyorumdur.”
  • Shakespeare de "beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup adına aşk diyorsunuz" der.
/ 7