antidepresan
-
sebeb-i intihar -
depresyonun farmakoterapisinde kullanılan ilaç türü.
hakkında andrew solomon tedx konuşmasında şöyle der, "ertesi gün ilaçlara ve terapiye başladım. ve aynı zamanda şu soruyla da hesaplaşmaya başladım: eğer bahsettiğim toplama kampından kurtulabilecek güçte bir insan değilsem, o hâlde kimim? ve eğer ilaç almam gerekiyorsa, bu ilaçlar beni kendim gibi mi yapıyor, yoksa başka biri mi? ve bu konuda hissettiğim, ya beni bir başkasına çeviriyorsa? ... ve düşündüm, bu kimyasal bir problem mi, yoksa psikolojik bir problem mi? kimyasal tedaviye mi ihtiyacım vardı, yoksa felsefi bir tedaviye mi?"
buyrun o tedx konuşması. -
OKB tedavisinde de türevleri kullanılan ilaç türüdür.
4 yıllık tecrübem bu antidepresan denen ilaçları antibiyotik gibi kullanmayacaksın. Yani düzenli şekilde içip yatmayacaksın. Hayata kaldığın yerden veya yeniden başlamak istediğin yerden devam edeceksin. Birde olmayanı oldurmaya çalışmayacaksın, o sıkıcı dönemde zaten ilaç sana destek olacak ve dostluğunuz kısa sürecek. -
"anti-depresanlar mı? boş ver kullanma onları, onlar para tuzağı ve hep kapitalizmin işi,"
"anti-depresan mı kullanıyorsun, sen bitmişsin!"
"onlar insanı deli ediyomuş heağ, dikkat et!"
"insanı bomboş hâle getiriyor be!"
"ne o, deli mi oldun?"
belirli bir zaman aralığından beri anti-depresanlar kullanmaktayım, kullanmadan önce ve kullanır iken yukarıda gördüğünüz alıntılamaları kendi çevremden ve çeşitli yerlerden duymuş bulunmaktayım, ne acı.
hayatımın belirli bir döneminde birkaç travma yaşamam ve bu travmaların bir semptom hâline gelmesi sonucunda, sendromlar baş gösterdi.
nevrotik durumum, kendime zarar verme noktasına kadar geldikten sonra ise "temel tıp" sayesinde anti-depresanlar ile tanıştım, hoş.
lakin kullanım sürem boyunca, hayat, "harika, her şey pırıl pırıl, oh! dünya varmış, insanlar ne kadar güzel ve ben ne kadar safım" bana bu sözleri ne söyletti ne de bu nidaları attırdı, attırmayacak da.
anti-depresanlar hiçbir kimseye 'nidalar! attırmaz, anti-depresanlar, size tehlikeli bir köprüden* geçme sürecinde yol arkadaşınız olur.
unutulmaması gereken bir nokta vardır ki, o da şudur: asıl terapi, hayattır ve insan, insanın kurdudur.
kendini ara.
kendimi aradım.-herakleitos, diels, fr.101.
*tehlikeli köprü: hayat. -
David Burn's ün iyi hissetmek adlı kitabında "prozac" adlı türevinin bilişsel davranışçı terapi ile aynı iyileştirici etki gösterdiği saptanmıştır. Ve ilginç bir şekilde serotonin geri alım inhibıtörleri olarak bilinen antidepresanlara dair muazzam çalışmalar mevcut. Serotonin eksikliğinden kaynaklandığı düşünülen depresyonun, hastalara direkt verildiğinde depresyon seviyelerinde değişim gözlenmemiştir. Burdan şu sonuç çıkarılabilir ilaç yardımcı bir atkı, bere. Ama önce kişinin dışarı çıkması için hazırlanması gerekiyor. Bu bilişsel davranışçı terapiyle desteklenmeli.
(bkz: david burns)
(bkz: iyi hissetmek) -
doktor gözetiminde başladığınız bu ilaçları sakın kendi kafanıza göre bırakmaya ça-lış-ma-yın.
bu hatayı yaptım zamanında, nasıl hissettiğimi hatırlamak dahi istemiyorum. rica ediyorum kendi kafanıza göre hareket etmeyin. -
Bu kelimeyi duyunca, bir insan geliyor aklıma. Uzun zamandır da görüşmüyoruz. Umarım iyisindir, sohbetini özledim, olmayan ablam olmuştun. Ara ara düşüyorsun aklıma, keşke denk gelsek. -
sanki vücutta şeker yokmuş yanlış hissini verip şekere koşan karınca gibi şeker tüketimimi arttırmakla hem şeker dengemi ömrümde ilk defa zıplatan, hem de belimin etrafında bir şambriyel oluşmasına sebep olandır. çok zor alıştım, 10 gün mal gibi yattım ama pat diye bıraktım. hiç de tınmadım. kestim attım. kabus gibiydi kullandığım o günler. insan 5 dakika içerisinde kaç paket büyük boy eti hoş beş yiyebilir ki, ben 5 paketi götürüyordum, avuç avuç yiyordum gofretleri. şimdi 1 aydır yarım paket sürünüyor ve hiç ilgimi çekmiyor.
