sened-i ittifak
-
çokça bahsedildiğinin aksine demokratikleşmeyle hiçbir ilgisi olmayan, ii. mahmud'un koltuğu kaybetmemek adına imzaladığı antlaşmadır.
dönemin osmanlı'sında merkezi idare, taşrada hiçbir hüküm geçiremeyen, zavallı ve pespaye bir yapıdaydı ve buradaki hukuki boşluğu, âyan denilen kişiler doldururdu. bu kişiler bulundukları bölgede nüfuz sahibi, ellerinde silahlı kuvvet de bulunan, sözü geçen ve varlıklı insanlardı. bunlardan rusçuk âyanı alemdar mustafa paşa, iyi donanımlı ve eğitimli 15 bin civarı askerini toplayıp istanbul'a hareket eder. bu sıralarda sarayda hareketli saatler yaşanmaktadır. alemdar mustafa paşa'nın tahttan indirilen iii. selim'i başa getirmek istemesi bilindiğinden tahtta bulunan iv. mustafa kendisini öldürtür. fakat topkapı sarayını kuşatmayı başaran alemdar mustafa paşa, iv. mustafayı tahttan indirterek küçük kardeşi şehzade mahmut'u(ii. mahmut) tahta geçirir.
tahakküm altında tahta çıkartılan ii. mahmut, alemdar mustafa paşayı sadrazam tayin eder. merkezi idarenin acizliğine bir çare olarak kendisine anadolu ve rumeli'deki âyanlarla da anlaşmasını önerir. akabinde 29 eylül 1808 tarihinde âyanlar toplanır ve antlaşma imzalanır. antlaşmanın hükümlerine baktığımızda padişahın otoritesinin bir miktar sınırlandığı görülse bile aslında meşrutiyet rejimine yaklaşıldığı görüşü son derece iddialıdır. bu antlaşmaya göre âyanlar, padişahın vekili olan sadrazam'dan gelen emirlere kesinkes itaat edecek, fakat bu makam tarafından yolsuzluk, rüşvet veya kanunsuz eylemlerde bulunulması halinde âyanlar toplanıp bunu engelleyebileceklerdir. aynı zamanda âyanların, otoriteleri altındaki reâyanın haklarını gözetmesi, güvenliklerini sağlaması ve ağır vergiler altında ezmemesini de buyuruyordu. aynı zamanda osmanlı devletinde işkenceyi yasaklayan ilk belge olduğundan, insan hakları bakımından önem arz etmektedir.
burada sayılan hükümler sağlıklı işleyen bir devletin asli görev ve sorumlulukları olmasına rağmen padişah, bu senet ile aslında bu yükümlülükleri yerine getiremeyecek kadar aciz olduğunu, bu yüzden de yetkisini bir çeşit derebey olan âyanlara devrettiği görülür. zaten çoğu âyan, istanbul'dan sened-i ittifak'a imza koymadan geri dönmüş ve sadece 4 âyan tarafından imzalanmıştı. akabinde ii. mahmut, sened-i ittifakı geçersiz saymış, alemdar mustafa paşa'nın yeniçeriler tarafından öldürülmesine karşı hiçbir reaksiyon göstermemiş, merkezi otoriteyi kendisi sağlamaya çalışmıştı. her ne kadar ordusu, kavalalı mehmet ali paşa tarafından kütahya'ya kadar kovalanıp rezil rüsva edilse de, otoriteyi sağlamayı bir ölçüde başarmıştı. fakat ileriki zamanlarda padişahla uzlaşmayı baştan reddeden diğer âyanlar da balkanlarda ilk bağımsızlık çalışmalarına başlamışlardı. kavalalı mehmet ali paşa ise, bu âyanların içerisinde en güçlü olanları idi. osmanlı devleti'nin onlarca yıl başını ağrıttı ve aslında 1826'da yunanistan'ın bağımsızlığına kavuşmasından da önce, 1805 yılında osmanlı'dan bağımsız ilk devlet olan mısır hıdivliğini kurmuştu.
