engelleme seçenekleri



azazator kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


azazator kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


azazator kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


160· 0· 0· 0· 34 gün önce
tıpkı kürtaj gibi geçici olarak geri çekilmelerine sebep olabilecek, fakat ileriki zamanlarda başımıza gelecek felaketleri engelleyemeyecek kampanyadır. 9 yaşındaki çocukla evlilik peygamber sünnetidir. inançlı arkadaşlarım bana gücenmesinler, ...devamını oku
tıpkı kürtaj gibi geçici olarak geri çekilmelerine sebep olabilecek, fakat ileriki zamanlarda başımıza gelecek felaketleri engelleyemeyecek kampanyadır. 9 yaşındaki çocukla evlilik peygamber sünnetidir. inançlı arkadaşlarım bana gücenmesinler, bu kanun teklifini yapanlar da, savunanlar da peygamberin kendisini refere ediyor. şurada referanslarıyla dayanağı gösterilmiş. katolik kilisesinde de evlenmesi dinen yasaklanan rahiplerin rezaletleri 2000 yıllık vakıadır. elbette bu kanun teklifi de damdan düşer gibi ortaya atılmadı. bangır bangır kendini gösteren ekonomik kriz, darbe sonrası iktidar lehine oluşan geçici rüzgarın kesilmesi, kendi seçmeninin bile artık karalar bağlamaya başladığı bir ortamda toplumun dikkatini dağıtmak üzerine atıldı. fakat bu da bizim tepki göstermeyeceğimiz anlamına gelmiyor elbette. bundan 8-10 sene öncesine kadar kendini gerçekten yetiştirmiş kısıtlı sayıdaki insan dışında toplumun geri kalanı için peygamberin hayatını kurcalamak bir tabuydu, ancak bu anlayış zamanla değişti. çağdaş ve aydınlık kafalı din adamları bile bu konuda dini savunacak bir çıkarsama yapamazlar. aslında akp'nin birkaç olumlu icraatından biri de insanlara dinin gerçek yüzünü göstermesi ve bu konuda bilinçlendirmesi gibi duruyor. eskiden kime söylerseniz söyleyin "dinsiz" demeniz kişinin kendisine edebileceğiniz en büyük hakaretti. annesine küfretmesinden bile daha ağır bir hakaret olarak telakki edilirdi.

düdüt: hayırlı olsun, yazarlık kariyerimizin ilk çüküsünü aldık sonunda. çüküleyen arkadaşlar elbette konuyla ilgili açıklamalarıyla bizi bilgilendireceklerdir

kapsamlı edit: sabah uyandığımda ben neymişim dedim kendime. dinci faşizminin buram buram hissedildiği ülkemizde haklı olarak uyarı aldım. radyoya da konu olmuşuz, ünlü olmuşuz bir nevi :d keşke yazdığım bir dünya aydınlatıcı giriden başkası konu olsaydı diye üzüldüm bir nevi. bu yazıda hakaret olduğunu iddia eden andavallara malum şahsın oğluna anlatır gibi anlatayım.

bak arkadaşım, "çocukla evlilik peygamber sünnetidir" cümlesinden nasıl bir hakaret çıkardın bilmiyorum, tabii ki hakaret var diye böğürenler açıp bu işin aslını öğrenecek kadar vakur olamayacakları için figan koparmışlar.
independent gazetesinin haberi
görüldüğü gibi kuran ve hz. muhammed öğretisine aykırı kanun sunulamayacağı gerekçesiyle çocuk evliliğin yasaklanması pakistan parlamentosunda reddedilmiş.

talak 4 - diyanet meali
kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. kim allah'a karşı gelmekten sakınırsa, allah ona işinde bir kolaylık verir.

bu mealde de müslümanların adet görmeyen kızları nasıl boşayacağı konusunda kural koyulmuş. ahlak timsali olduğu iddia edilen, baştan sona bir mucize olduğu iddia edilen bir kutsal kitapta bahsi dahi geçmemesi gereken, küçük kızlarla evlilik konusu bir radde daha yukarı taşınmış, küçücük kızlarla boşanmak bile anlatılmış.

şurada konuşması görülen suudi evlilik yöneticisi ahmad al-mub'i ise suudi arabistan'ın ayşe'nin 9 yaşında evlenmesi olayına resmi bakışını gözler önüne seriyor. "hz. muhammed izlediğimiz bir modeldir. hz. ayşe'yi 6 yaşında kadını olarak aldı. fakat 9 yaşında iken onunla ilişkiye girdi. hz. muhammed'i modelimiz olarak görüyoruz." aslında demek istediği "ayşe'yi 6 yaşında kadını olarak aldı ancak ne iyi bir peygamber ki, 3 sene bekledi."

bunlar elimin altında birkaç dakika içinde bulabildiklerim, biraz daha kurcalasam neler neler bulunurdu. özetin özeti şunu diyorum ey aklını, beynini, ferasetini kullanmaktan yoksun bırakılan arkadaşım. ben senin peygamberine hakaret filan etmedim, bir vakıayı gözler önüne serdim sadece. pakistan parlamentosunda da olduğu gibi bizim mecliste de aynı sebepten dolayı desteklendi bu yasa. uzun yıllar ben de çok sevdim peygamberi, ben de duygulandım her kadir gecesinde, seninle aynı anda oruç açtık kimi geceler. gerçekleri ilk öğrendiğimde ben de senin yaptığını yaptım ama sonunda hatamdan döndüm. bu ülkede inançsızlar artık ciddi bir popülasyon oluşturmaya başladı, kimi kaynaklara göre 1 milyona yaklaştığı söyleniyor. artık kafanızı kuma gömmeyin, bu ülkenin artık %99.6'sı müslüman falan değil. islam karşıtı küçücük bir şey gördüğünüzde oraya üşüşüyorsunuz ama pedofili yasasına hiçbirinizin karşı çıkan bir duruşunuzu görmedik, görmüyoruz. şikayet butonuna basan kardeşim, tercihimizin dışında aynı ülkede doğduk seninle. aynı eğitimden geçtik, aynı bilgiler bize de öğretildi. sen bana ordan yine küfret doğruları yazdığım için, yine aşağıla moderasyonu üzerime gönder ama bir doğruluk payı ara. olayın sabahın 6'sında kalkıp namaz kılıp 30 gün oruç tutmak istememekle ya da mason lobisinin adamı olmamla ilgisi olmadığını gör artık sevgili kardeşim.
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • futbolu gol dışında zevkli kılan şeyler

    futbolun sadece futbol olmadığını gösteren anlardır. maç esnasında oyuncunun ikili mücadele esnasında müdahale sonrası darbeye maruz kalan oyuncudan özür dilemesi, gol sevinçlerini rakibi incitmeden kısa tutarak görev bölgesine dönen oyuncular, yine sakatlığa sebep olma pahasına topun kazanılıp çok güzel bir kontraya çıkılabilecekken dışarıya atılması, kaybedilen maç sonrası deplasman takımının ayakta alkışlanması ve rakip takımın tribünleri selamlaması, top toplayıcı çocuğun yanına hayranı olduğu yıldız futbolcunun gelişiyle gözyaşlarına boğulması gibi sayılamayacak kadar farklı enstantanelerdir. her ne kadar günümüzde artık multi milyon euroluk işadamı-futbolcular da olsalar oradakilerin de insan olduğunu, duygularının olduğunu, gazozuna oynanan mahalle maçını kaybeden çocuklar gibi yere kapanıp gözyaşlarını tutamayabildiklerini göstermesidir.

    ayrıca bu anların en büyük özelliği hayatta kazanmaktan daha önemli şeylerin olduğunu bizlere hatırlatması ve insaniyet mefhumunun önüne geçmemesi gerektiğini göstermesidir. sporseverliği artık online menajerlik düzeyinde bir insan olarak benim için 40 metre uzaktan atılan fantastik goller, küçük üçgen ve dörtgenlerle pas koridorlarıyla yapılan organizasyonlar, bloklar arası bağlantılar, savunmada kademeler ikinci plandadır. tabii ki türk futbol seyircisi rakibi tahrik eden, sürekli kavga çıkartan, sahayı cerrahpaşa kahvesine çeviren, çağrıldığı milli takım kampında kumar masaları kuran 'adam'cıklara prim vermiştir. bunlardan en göze batanı hesapta kamuoyunda taşlanmış, kendisi kadar ön planda olmayanların ise hep sırtı sıvazlanmış, statları silah ve mühimmat deposuna çeviren, madde bağımlısı, 40 tane suçtan sabıkalı tribün ağalarına göstermelik stat cezası verilip sahne arkasında birtakım arsa parseli işlerinden voliyi vurmuş yönetici kılıklı kravatlı holiganlarca aferin koçum çekilerek maddi-manevi tatmin edilmiştir.
  • alfa erkek olmanın sırları

    açılın bilirkişi geldi :d
    olmayan sırlardır. alfa, beta, sigma, omega gibi karakterler çakal sürülerinin davranışlarını tanımlama amacıyla konulmuştur, biz insanlar için değil. eğer kendinize çakal muamelesi yapmak istiyorsanız buyurun devam edin. yaradılışımızdan, ebeveynlerimizin özelliklerinden, yetiştiğimiz aile ortamından ve bunlara bağlı değişkenlere bağlı olarak birtakım özellikler kazanırız ve bu bizim karakterimizi oluşturur. elbette belli bir yaştan sonra da karakterimizin belli kısımlarını değiştirebiliriz fakat yaradılışımızı değiştiremeyiz. aslolan şey kendini tanımak ve en uygun olanı hayatına adapte etmekten geçiyor. bu anlamda birçok çalışma olmakla birlikte myers-briggs kişilik göstergesi, bize bu konuda yardımcı olabilir, ki üzerine getirilen çeşitli eleştirilerle birlikte en çok kabul görenidir. ilk olarak "şunu yaparsan alfasın, bunu yaparsan betasın" gibi sığ ve basit fikirli insanları hayatınızdan çıkartarak kendinize bir iyilik yapın.

    sonrasında ise size bunu düşündüren şeyin, yani öncelikli amacınızın ne olduğunu belirleyin. popüler ve avam tabirlerle açıklayacağım, amacınız one-night-stand kovalamak mı, fuckbuddy yapmak mı, yoksa sizinle ilgilenen bir kız bulamamanız mı gibi. cinsel açlığın afrikası olan ülkemizde bu anlamda yapılan dişe dokunur bir çalışma olmamakla birlikte yabancı seksologların çok değerli yazılarını aratarak bulmak mümkündür. burada "azaz bırak maval okumayı nabıcaz onu söyle" diyen arkadaşları duyabiliyorum. el-cevaaaab, orada yazılanları elbette uygulayabilirsiniz, evet epey denedikten sonra iyi-kötü netice de alırsınız ama paragrafın başında da belirttiğim hususu şimdi açmanın zamanı geldi.

    bakın dostlar, zaten bu yazıyı gecenin bilmem kaçında veya günün herhangi bir saatinde sabredip okuyorsanız çok büyük ihtimalle yıllardır bu sorundan muzdaripsiniz ve üçüncü kategoridesiniz o yüzden önceliği oraya veriyorum. gerek ailenizin sizi yetiştirmesi, gerek akran zorbalığı, gerek yetiştiğiniz mutaassıp muhit, belki okul başarısı baskısı, gerekse sizin öz yaradılışınız sizin erken yaşta deneyim kazanmanızı engelledi. maalesef yapacak bir şey yok, o yıllar kimileri için çok renkli ve farklı hisler sunarken bunları yaşayamadınız, ve sakın üzülmeyin yalnız değilsiniz. sadece hemcinslerim için de söylemiyorum, bırakın lise-üniversite çağını, çeşitli çalışmalardan okuduğum sonuçlara göre türkiye'de kadınların %85-90'ının evliliğe kadar cinsel hayatı olmamıştır. şahsım adına cinsel hayatla ilgili yurtdışında havsalanız almayacak tarzda cinsel esprileri kadınlarla yapabilirken burada kısmen liberal denecek çevrede büyümüş kız arkadaşlarım, detay vermeyeyim, çok çok daha azında beni epey cıkcıklamışlardı.*
    yani kastettiğim cinsellik türkiye'nin her tarafında bir tabudur. evet milenyum jenerasyonu arasında bunun yıkılmakta olduğunu görüyorum ama öncesi için son derece geçerli.

    cinsel hayatla ilgili tespitlerimizi geride bıraktıktan sonra uygulayabileceğiniz alternatif bir yol haritasını dikkatinize sunabilirim. buraya dikkat dostlar, bu hayatta en önemli husus, 'benci' olmaktır. bencil değil, benci. bu hayatta sizden daha önemli hiç kimse yoktur, sizi sizden daha fazla düşünecek kimse yoktur, kendiniz için en iyi kararı sizden başka verebilecek kimse yoktur. bu sebeple de hiç kimse sizin duygularınızla oynayamaz, siz izin vermedikçe hiç kimse sizden hiçbir şey, maddi-manevi, götüremez, zamanınızı çalamaz. 'benci'lik duygusunu hayatınızın merkezine koyarak en büyük adımı atmış olursunuz. benci olmak aynı zamanda bağımsız olmaktır, karakter sahibi olmaktır. burada bahsedilen, yazımın başlarında belirttiğim anlamı değil, ne istediğini bilen ve ilkeli duruş sergileyen insan olmaktır. bu hayatın her alanı için uygulayacağınız varoluş umdeniz olmalıdır. buradaki kitlenin bariz çoğunluğu öğrenci olduğu için benzetmeleri öğrencilik üzerinden yapacağım, gerektiğinde fakülteye yalnız gitmeniz gerekebilir, yalnız yemek yiyeceğiniz günler olabilir, kendi notunuzu kendiniz çıkarmak zorunda kalabilirsiniz ama buna kendinizi alıştırırsanız emin olun minnet altında kalmamanın dayanılmaz hafifliğini hissedeceksiniz. ikinci olarak, "benim insanım"ı bulmaya çalışın. hayat görüşü sizinle uyumlu, sizinle benzer sorunlardan muzdarip insanları toplayın etrafınızda, zaten çoğunu 'görünmez el' bir şekilde önünüze çıkartacaktır. bu görünmez el, sizin en büyük sorununuza da çare olacaktır. hayat görüşünden kastettiğim ideolojisi veya tuttuğu takım gibi şeyler değil, hayata baktığı noktadır. o insanlarla beraber paylaşın hayatı, beraber sevinip üzülün. yeni sevgilinizi bulmak bir sevgi işidir. ona verecek sevgiye ve enerjiye bir şekilde haiz olmalısınız, bu da en güzel yoludur. bundan sonraki husus ise öne çıkacağınız bir özelliğinizin olmasından geliyor. insanların size bir noktada saygı duymasını sağlayın. insanlığın yaradılışından gelen ve asla yadırgamadığım olay ise kadınların güce tapması hususudur. tapma lafı modern insan için biraz ağırdır, buna meyletme diyelim. en çok itibar gören sosyal güçtür, 'ortam'ınızın ne kadar geniş olduğu ve kaç kişiye nazınızın geçtiğidir. arkasından ise peşpeşe parasal ve fiziksel güç gelir. tabii ki bunları ne kadar iyi kullanabildiğinizle de ilgilidir başarınız. amerikan gençlik filmlerinin klişesi okulun rugby takımının kaptanı ile okulun en gözde kızı -ki bu da yine bir klişedir- ponpon kızların kaptanı birlikteliği ile vücut bulur. genellikle fiziksel gücü sosyal güçle birleştirmek karizma algınızı ölümcül düzeye çıkartmış olacaktır. parasal güç ise kullanma becerinize bağlı olarak size mutlaka bir şeyler getirecektir, fakat buna kananlar da en niteliksiz ve kalitesizleri olacaktır. en son ve size esas önereceğim ise zekanız ve öğrenme yetinizdir. bunu kullanabilirseniz sizi sevmeyen ve asla ortak paydada buluşmayacağınız insanlar bile size saygı duymak zorunda kalırlar. vizyonunuzla, düşüncelerinizle, ince zevklerinizle onlardan olmadığınızı gösterirsiniz. hele de bu bağımsızlığınıza da eklemlenince iyiden iyiye caydırıcı güç olursunuz. bu caydırıcı güç size sosyal tecrübe de kazandırır. evet, entelektüel gücünüz diğerlerine oranla en az cezbedicidir, ama en kaliteli insanları da bu şekilde hayatınıza kazandırırsınız ve görünmez el çok geçmeden buna uygun bir adayı çevrenize koyacaktır. tabii ki, maalesef bu kişi, manken ve modellerle pek aram olmadığından liseden kalma bir örnek vereyim, candice swanepoel olmayacaktır. o da maalesef entelektüel birikimi kuvvetli ve size benzer şekilde ince zevkleri bulunan biri olması muhtemeldir, fakat kadınsal enerjiyi belki verememiş veya kendi akranlarıyla uyuşamamıştır ki, onun da pek bir deneyimi yoktur ve kendine bakmamasının verdiği belki fazla kiloları, değilse de belki bakımsızlığı vardır. fakat gerçekten yol arkadaşı olduğunuzda emin olun sizi mutlu etmek için her şeyi yapacaktır, kilosu varsa verecektir, bakımsızsa kendine özenecektir, belki vinil tayt ve büstiyeriyle görsel şölen veremeyecekse de en azından xl sweatshirtlerini gardrobundan çıkaracaktır. eğer bu saydıklarımı yapabilecek bir yerde değilseniz çıkın gidin oradan hatta mümkünse ülkeyi terk edin. size değer verecek yerlerin kapılarını zorlayın, dilinizi geliştirin, kendinize yeni yetiler kazandırın.

    gelelim diğer kategorilere, aslına bakılırsa sizin için bu uzunlukta tavsiyeler almaya ihtiyacınız yok. cinsel birliktelik bir ihtiyaç değildir, zevkli bir aktivitedir ancak elzem bir şey değildir. dolayısıyla bunu düşünerek kendinizi baskı altında hissetmeyin. günümüzde artık klasik yüzyüze flörtleşmeler tarih olmak üzeredir, özellikle son 15 yılda sosyal medya bunun yerini almıştır. daha düşük başarı oranıyla birlikte rakamsal olarak daha yükseğe çıkma imkanı vermesiyle tutulmuştur. çöpçatan uygulamalarında eşleşme sağladığınızda bile başarı şansınız %15'tir. tabii ki bu oran dünya geneli içindir, türkiye'de geçerli değildir. zira türkiye'de bu uygulama çoğunlukla kızlarımızın ayrılık sonrası psikolojik destek ve rehabilitasyon aracına dönmüştür. başarı şansınızı artırmak için yukarıda uzun uzun saydığım özelliklerin sadece ikisine sahip olmanız, daha doğrusu o imajı oluşturmanız yeterlidir. bunlar da fiziksel ve parasal güçtür. bu, eğreti olmamakla birlikte dört başı mamur bir evin önünde çekileceğiniz bir fotoğraf veya yurtdışı gezinizden şehrin simgesinin önünde çekildiğiniz ve siz olduğu net bir kare olabilir. ikincisi içinse biraz olsun vücudunuza şekil verebildiyseniz fiziksel bir aktivite esnasında çekildiğiniz bir kare olabilir. bu kulvardaki arkadaşlarımızın hedef kitlesi 'aykırı', 'kural tanımayan', 'kötü çocuk' arayışında olan gerizekalılardır. tehlikeyle oynayıp canlarının yanmamasını isteyen ama yandığında da içten içe zevkle dolan tiplerdir. dolayısıyla onların duygularını fazla önemsemeyin, sorularına net cevaplar vermeyin, mutlaka merak uyandırın. sizin mistik ve gizemli bir kişilik olduğunuzu sansınlar. hatta kirli bir geçmişiniz olduğu ve temizlenmeye çalıştığınız gibi aptal saptal şehir masallarını sıkın gitsin, nasıl olsa ortak tanıdığınızın çıkma ihtimali neredeyse 0'dır. konuşmak için asla facebook'unuzu veya instagram'ınızı vermeyin, çünkü siz orada bir persona'sınız yani sanal bir kişiliksiniz. telegram bu işler için epey elverişli bir ortamdır, yurtdışı için hangouts kullanan az sayıda örnek de vardır. ilk hattı aştınız, artık o afilli yalanları sıkmanıza gerek yoktur, sext aşamasına geldiyseniz sakın yapamayacağınız şeylerin sözünü vermeyin. ağırlığınızı koyun. hayal gücünüzü zengin tutun. sonuç zaten gelecektir. one night stand'inizin fuckbuddy'niz olma ihtimali sizin geceyi nasıl atlattığınızla ilgilidir. dünya geneline bakacak olursak aşama almanızın en kolay olduğu grup güneydoğu asya grubudur fakat bu sizin çok iyi bir gece geçireceğiniz anlamına gelmeyebilir. aranızda iletişim sorunu olmamasına dikkat edin yeter. arkasından latinler ve brezilyalılar gelir ki bu insanlar en ateşli, en yoğun duyguların insanıdırlar. ülkenin batısında yaşayan türklerle benzer karakterler gösterirler o yüzden türklerin en iyi anlaşabildiği etnik grupturlar. cinsel tabu yoktur, egoları da yoktur çünkü kadın erkek eşitliği güney amerika genelinde çok yüksektir, kadınlar bağımsızdır. türkiye'de bir kadına "tatlısın" diye yazdığınızda siktir çekerken bir latin dilberi buna "bir de bu açıdan bak" diyebilmektedir. etnik özelliklerinize bağlı olarak slavlar da onların arkasından bir seçenek olabilir. esmer ve kapkara sakallarınız onların gözünde sizi adeta egzotik bir hayvan kadar ilgi çekici yapmaktadır. görece fakir ve göçmen almamış ülkeler olduklarından onlara farklı ve değişik geleceksinizdir. benim gibi türk fenotipiyle pek alakanız yoksa şansınız tabi azalır, fakat yine de kültürel özellikleri bir alman veya hollandalıya kıyasla çok daha yakın olduğundan ortak paydada buluşabilirsiniz. benim tipimdeki insanlar içinse genellikle boğa* ve çizme* alternatifleri vardır. güney amerikalılarla benzerlikler taşırlar fakat onlar avrupalıdırlar, mesafelidirler, ülkeleri göç aldığından her türlü etnisiteyle karşılaşmıştırlar fakat sanki beyaz ırka biraz daha yatkındırlar. en zorları ise iskandinavlardır. o bebek gibi kızların çoğunluğu bizden gitme pkk sempatizanı tek kaşlı çöl maymunlarını neden seçtiğini uzunca bir süre anlayamamıştım, gg bir sebep olduğunu çok sonraları öğrendim. iskandinav kadınları da bağımsızdırlar, fakat latinlerden farklı olarak korunmaya-kollanmaya pek ihtiyaç duymazlar. çoğunluğu küçük yaştan itibaren öyle ya da böyle spor geçmişine sahiptir, üzerlerinden traktör geçse bir şey olmaz. en kıtıpiyöz işte çalışsalar bile sülalelerine yetecek parayı kazanabilirler. evet onları hala parayla elde edebilirsiniz ama aklınızın hayalinizin almayacağı miktarları gözden çıkartmanız gerekir. malmö'nün janti club'larında* afrikalı kabile şeflerinin oğullarının spontan tanıştığı kızlara kaç şişe açtırdığını ve bizim reyiszinkine benzer araçlarla beraber çıktıklarını gözlerimle gördüm.

    ahir kelam, burada anlattığım hususların hiçbirisi için 'alfa erkek' olarak tanımlanan özelliklere sahip olmanıza gerek yoktur, deneyimle elde edilebilecek özelliklerdir. merak eden arkadaşlar için kullandığım istatistiklerin kaynaklarını paylaşabilirim.

    edit:burada payşaştığım bilgiler benim bilimsel ve popüler literatürden yararlanarak kendi deneyimlerimden ve yakın-uzak çevremden harmanladığım bilgilerden oluşuyor. burada yazanların hiçbiri newton'ın çekim yasası değildir, çoğunluğu kanıtlanamayan subjektif gözlem ve yorumlardan ibaret.

    edit 2: halihazırda çekli bir sevgilim var, doğru yolda ilerlediğimiz. şimdilik bu tip sorunlar hayatımdan çıkmış durumda. ilerleyen süreci birlikte göreceğiz.
  • feyza altun

    kendisi insanların duygularını sömüren bir şarlatandır. bu kadın hep böyleydi, ilk çıktığından beri anlatmaya çalıştık ama başaramadık. amacı hiçbir zaman işini yapmak, ülkesine faydalı olmak olmadı. sadece kendi reklamını yapmak, şöhret olmak, belli bir gücü elinde tutmaktı. feminizm, atatürk gibi hassas noktalardan prim kastı, ünlü oldu. şimdi ne yaparsanız yapın bu kadın, oluşturduğu sahte imajıyla ekmek yemeye devam edecek. akit şeysinin öbür taraftaki izdüşümüdür bir nevi.
  • nürnberg mahkemeleri

    yığınlarla insanların öldürülmesi, ceza kanunlarında yer alan teferruatlı pek çok suçtan farklı bir durum olduğundan, tabii bir suç sayıldığından ve dünyanın her yerinde suç kabul edildiğinden "suçun kanuniliği ilkesi" prensibinden çıkılarak "insanlığa karşı suç" kavramının literatürde ilk defa kullanıldığı mahkemelerdir. sanıklar genel olarak emre itaat ettiklerini, verilen emirlerin o zamanın kanunlarında suç teşkil etmediğini ve dolayısıyla suçlu olmadıklarını belirtmişlerdir fakat mahkeme bu savunmaya itibar etmemiştir. buradaki "insanlığa karşı suç" kavramı işte bu durum neticesinde ortaya çıkmıştır. zira konusu suç olan emrin yerine getirilmemesi gerektiği, bu emri yerine getirenin de suçlu olacağı yönündeki kararı doğurmuştur. nazi liderleri bu mahkemede insanlığa karşı suçların dışında savaş suçları, barışa karşı suç işlemek için komplo kurma, savaşı planlamak ve uygulamaya koymak suçlarından yargılanmıştır. yargılananlardan 12'si idam edilmiş, 7'si çeşitli hapis cezalarına çarptırılmış, 3'ü ise beraat etmiştir.

    mahkemenin ilk aşamalarında gerek dünya kamuoyu, gerekse sanık liderlerce bu yargılamaların ciddi bir sonuç getirmeyeceği ve göstermelik birkaç duruşmadan ibaret olacağı sanılıyordu. hatta kendi aralarında yapılan simültane tercümedeki hatalara katıla katıla gülmüşlerdir ancak işin rengi zamanla değişmiştir. bu mahkemelerde aleyhte tanıklık yapan ast-üst her kim olursa olsun suçları görmezden gelinmiş herhangi bir yaptırımla da karşılaşmamıştır. işlerin karıştığı nokta da tam burası olmuştur zaten.

    hukukçu değilim, bu konuda yapacağım yorumlar bağlayıcı bir nitelik taşımaz ancak vatandaş olarak görüşüm bu mahkemenin konusu olmuş liderler yaptıklarıyla asılmayı defalarca kez hak etmişlerdir. bunun tartışılacak hiçbir tarafı olmadığını düşünüyorum. ipten kurtulanlar ise rudolf hess dışında cezalarını tamamlamadan salıverilmişlerdir. "emperyalizmin kini" tarzı yorumları birçok yerde görüyorum, yargılanan siyasiler iktidarları boyunca güçleri yettiğince emperyalizmin kralını uygulamışlardır.

    bütün bunlarla birlikte suçları görmezden gelinen ve savaş sonrası oluşan almanya'da sanki bahse konu emirleri uygulayanlar onlar değillermiş gibi hayatına devam eden binlerce orta ve alt kademe nazi subayı ve bürokratının varlığı, mahkemenin galip devletlerce kurulması ve müttefik devletlerin işledikleri savaş suçlarının tamamının karanlıkta bırakılması, devlet başkanları olarak benzer suçları işleyen stalin ve churchill aleyhinde bir tek söz edilmemesi tabii ki mahkemeyi şaibeli bir duruma düşürmüştür. sanıklardan biri olan von ribbentrop'un "you'll see. a few years from now the lawyers of the world will condemn this trial. you can't have a trial without law." (göreceksiniz. bir kaç yıl sonra tüm dünyadan hukukçular bu mahkemeyi kınayacaklar. kanun olmadan mahkeme olamaz.) yorumu önemlidir.

    son olarak "whataboutism" olarak özetlenecek konulara pek değinmeyeceğim. üzerinden 3 nesil geçmiş ve o dönemin acılarını asla tatbik etmedik, bunların da yarıştırılmasına karşıyım. bu acıları yaşamış insanlar da zaman içinde eski yaraları sarmış ve bugün bütün dünyaca gıpta ile bakılan, dünyanın en büyük küreselleşme projesi olan eu'nun kurucu ülkeleri olmuştur. her ne kadar hatalarla dolu da olsa, uluslararası hukukun işletilmesi konusunda ilk kez ortaya konan ilkeleriyle nürnberg mahkemeleri bir kilometre taşı olmuştur.
  • ben imam hatipliyim

    daha önce karşılaşmadığım, son derece reaksiyonist unsurlar barındıran,hece veya vezin gibi ölçüler kullanılmamış bir serbest şiir.
    şiir tamamıyla savaşsal ögelerden oluşuyor, son derece hamasi ve sığ bir üslupla kaleme alınmış. tamamen modası geçmiş bir üslup, çok daha iyileri geçtiğimiz yüzyılda tarihin derinliklerine gömüldü. geçmişte yaşanan olaylardan ve savaşlardan güç aldığını, 'yüce dava'sını devam ettireceğini hatta bu uğurda öleceğini söylüyor. bir okulun vadettiği gelecek 'şanlı meydan'larda ölmekse yazıklar olsun o okula, öğrencilerine. sadece üzülmedim, aynı zamanda çok da utandım. rica ederim kimse çıkıp "orada kastedilen ilim irfan" diye savunmasın. uhud savaşından, bedir savaşından, osmanlı'nın fetihlerinden bahsedip onlar gibi olmaya öykünen amatör bir yazarın imam hatip öğrencilerini adeta birer nefer olarak görüp onları ölmeye çağırması başka bir şey çağrıştırmaz.
  • atilla ateş

    3 kuruşluk çöl bedevilerinin altına sıçtırtmış efsane komutandır. o güne kadar yıllardır yardım ve yataklığını yaptığı, kendilerine üs ve yer temini sağladığı, her türlü lojistik desteğini legal yollardan almasına göz yumduğu pkk'yı iki çift sözüyle suriye'den sıpıtlattırmış, bölücübaşı apo'nun ise yurda getirilene kadarki süreçte kucaktan kucağa hoplarken elimize düştüğü süreci başlattırmıştır. caydırıcı güç, yumuşak güç işte budur arkadaşlar. bir yandan kendi emir subayı tarafından derdest edilip götürüldüğü yerde çerez ikramı yapılanlar, mandalinacı ve uyuşturucu hükümlüsüyle türkü çığıranlar , bir tarafta 0 noktasına inerek hasım devlete haddini bildiren ve korkusundan geri adım attıran komutanımız ve o dönemki devlet erkanının kararlılığı. işte yeni türkiye'nin farkı budur(!). bugünkü türkiye zulu kabilesinden bile nota yiyecek, hatta tehdit edilecek bir hale düşmüştür. belki bu yazının konusu olmayan mikro ve makro faktörlerden ötürü biraz daha dışa açık ve bir nebze daha büyük bir ekonomiyiz, fakat bütün bu pespayeliklere kıyasla sözü tüm dünya devletlerince ciddiye alınan onurlu, saygın bir ülke olma vasfını kaybetmiş bir ülkeyiz. bu vesileyle de paşamıza da uzun ve sağlıklı ömürler dilerim, 'kalın sağlıcakla'.
  • 14 nisan 2020 infaz yasasının kabul edilmesi

    uzun uzun irdelemeyeceğim karar. bu ülkede, vergisini ödemeyene, suç işleyene, her türlü boka pisliğe bulaşmış olana devletin her zaman bir kıyağı vardır. hiçbir suç işlemeyip, verginizi düzenli ödüyorsunuz ve kendinizi aptal gibi mi hissediyorsunuz? o halde türkiye'desiniz!
    sizin çıkardıklarınız dışarıda çok durmaz, yine girer içeri ama bize soktuğunuzu kaç zamanda çıkarırız onu bilemem.


  • 12 nisan 2020 süleyman soylu'nun istifa etmesi

    "damat wins" dedirtmiş gelişmedir. arkadaslar, siz bu ulkede hangi skandaldan sonra bir yetkilinin cikip sorumluluk aldigini, halka hesap verdigini, halktan ozur diledigini gordunuz? malum partinin kullan-at burokratlarindan biriydi. teroristleri cocuk gibi azarlamaya calismasi, saga sola racon kesmesi ve kendisini elestirenleri serefsizlik ve vatan hainligiyle itham etmesi kullanim omrunun pek uzun olmayacagini gosteriyordu. erdogan sonrasi donemde damat'in onemli bir rakibiydi. omuz atma hadisesinde de bu surtusme gun yuzune cikmisti. ne diyelim hayirli olsun, ulkenin ezeli ve ebedi baskani oldugunu soyledigi reisine bagliliklarini bildirerek gerekli yerlere mesajini gondermistir. ayni zamanda imamoglu ve yavas'in baskan secilmesinde buyuk katkilari olmustur, "yuru be kel arkandayiz" dedirtmistir

    edit: bazi yandas medya mensuplari kelin istifasinin reddolacagini reisin bu zamansiz istifadan rahatsiz olacagini ve kulagini cekmekle yetinecegini iddia etmekteler.
  • pek bir şey yok