türkiye'de kitap okunmamasının sebepleri
-
Tembellik:
Millet olarak üretimden uzaklaşıp devamlı tüketime yöneliyoruz. Artık bir bilgiye ulaşmak için google amcada kısa bir araştırma yetiyor. (Tabii internetin çöp bilgiler ile dolup taştığı gerçeği göz ardı ediliyor.) Bilgiye kolay erişim, insanı tembelliğin o sıcak kollarına bırakıyor. O nedenle tuğla diye nitelendirilen kitapları okumak insana eziyet gibi geliyor.
Hayal gücü eksikliği:
Hayatta kalmaya odaklı yaşıyoruz. Yaşarken zevk almayı unutuyoruz. Hayal güçümüzü çoğu zaman devreye sokmuyoruz. Kitap okumadıkça hayal gücümüz beslenemiyor. Böylelikle hayat rutini içinde boğuluyoruz.
Eğitim sistemindeki eksiklik:
Hayal gücü burada da devrede aslında. Öğretmenlerin çoğu 4 senelik okulunu bitirip, sonra bir kuruma atanma derdinde. Atandıktan sonra ise canla başla çalışan öğretmenlerin sayısı oldukça az. Neden? çünkü yaşam kaygısı bir çocuğu yetiştirmekten daha ağır basıyor. O nedenle şu kitabı okuyun gelin diye sadece ev ödevleri veriliyor. hanginizin türkçe öğretmeni dersin son yarım saatini size kitap okumaya ayırdı? (Ben çok şanslıydım. her hafta türkçe dersimizin son yarım saatinde öğretmenimiz bize roman okurdu. Bir sonraki dersi iple çekerdik.) Günümüzde, öğretmenlerde maalesef bu özveri yok.'*'
Bu ne işine yarayacak hissi:
Şu hayata bir kere gelip jet hızıyla içinden geçtiğimizi unutuyoruz. Kitap okumak ruhunuza iyi geliyorsa başka bir işe yaramasına gerek yok ki. Her yaptığımız şeyin bir işe yaraması gerektiğini düşünmeye bizi iten ne? Evrende bir kum tanesi kadar bile hükmümüz yokken, kendimizi mutlu edebilecek şeylerden uzaklaşmamınız mantıklı bir açıklaması olamaz.
Yetiştirilme tarzı:
Evde anne babanın elinden cep telefonu düşmezken, o evde büyüyen bir çocuktan kitap okumayı beklemek çok saçma. Çocuk sizi örnek alarak büyüyor. yemek yerken önüne bir hikaye kitabı koymaktansa, akıllı telefonlarınızla oyun açmayı yeğlediğiniz sürece o çocuk kitap okumaz. Sonra bizim çocuğun okuma alışkanlığı yok der geçersiniz.
