engelli doğacak çocuğunu aldırmayan kadın


  • bir anne olmasam da bir gün anne olacağımı varsayarak bu girdiyi yazıyorum. öznel duygular barındırır. ben olsam ihtimaline bile katlanamazdım. bir test yapıyorsun. çift çizgi. hayaller kuruyorsun sevdiğin kişinin allah bilir kaç güzel özelliğini alacak diye hayallere dalacaksın. saçı ona mı benzeyecek bana mı?acaba benim/onun gibi solak mı olacak? kız mı erkek mi sorunsalını yaşarken iki tara testinde ne diyor bilmem bilmem ne sebepten 200 de bir 1 700 de 1 sayılar oranlar değişse de şu şu ihtimalle olabilir. farklılıklar güzeldir. farklılıklar dünyaya renk katar elbette. lakin önce bir sarsılırım. ne kadar ömrüm var biliyorum mu? hayır. ben bu çocuk için savaşıp elimden geleni, varımı yoğumu ona verir miyim? evet, elbette. ama hastalık demek diken üstünde yaşamak demek. Bunu kendimden, ailemden biliyorum. doğduğunda sarılık olmuş, bu yüzden kapıda acil ambulansı bekleyen bir bebekmişim. sadece %3 yaşama şansıyla bu hayata tutunmuşum. ve astım gibi boktan bir hastalığa bile 6yaşında yakalanmışım. annem hep güçlüydü. babamsa hep çalışkan, işten çıkıp işe giden 3-4 saatlik uykusunda dinlenmeye uğraşan. bakın astım gibi geçebilecek bir hastalıktan bahsediyorum. ve tanı aşamasında 90'lı yılların sonlarına yakınız doktorlar bilmiyor. evinde gece uyurken nefesi kesilen, nefes alamadığı için ağlayan, ağladıkça nefesi kesilen bir çocuk var. annem hala der ben o tanı aşamasında insanlar dışarıya çıkıp işe gitmeye başlayınca sabah olduğunu anlardım diye. ve bu arada 2-3 yaşlarında bir çocuğu daha var. ilgiye muhtaç, kendince ufak tefek rahatsızlıkları olan. ve sen tek başınasın eşin eve ekmek getirmek derdinde. o durumda bile yoruluyorsun. ve biz ömrü boyunca sana muhtaç kalacak belki de kardeşine ağır bir sorumluluk yüklenmesinden bahsediyoruz. bunun ağırlığı çok fazla. ben büyük konuşmak istemiyorum lakin böyle bir şeye katlanamazdım ben. hayat akıp gidiyor, belki de hiç büyümeyecek bir çocuğun büyüseydi nasıl olurdu ızdırabıyla yaşayacaksın.