yalanın yakalanması


  • profesyonel bir yalancının başına gelmeyecek şeydir. elbette o üstün mertebeye ulaşmak için çok çukurlara düşmüş, çok kırmıştır vaktinde fakat tüm bu zafiyata rağmen söylemeye devam ediyorsa bu bir tercihtir belki de hastalıktır bilemem. işte az önceki cümleler bir yalancının katiyen düşmemesi gereken bir tuzaktır.
    geç kalınan buluşmaya yetişirken yoldayım diyecekse gerekli ses efektlerini kullanır, trafik vardı diyecekse önce internetten nerede sıkışıklık varmış diye inceler.
    tüm önlemlere karşın yahut herhangi bir dikkatsizlik sebebiyle eğer yakalanırsa lafı çevirmeyi de bilir. esas o noktada başarısını ölçersiniz. genellikle ailevi hususlar öne sürülür. “söylemek istemedim ama annemle şöyle dramatik bir şey yaşadık o yüzden sana böyle aktarmam gerekti.” gibi hassas ve deşilmeyeceğini, anlayışla karşılanacağına emin olduğu bir konu öne sürer.
    size büyük bir kriz yaşattıktan sonra “babamla kavga ettik, telefonumu duvara attım hatta bana vurdu” diyerek tüm sinirinizi bir kenara bırakıp acımanızı sağlar.
    tabi yakalanan tüm yalanlar üst üste gelirse karşınızdaki ne kadar uzman olsa da sizin güveniniz azalarak bittiği için karşınızdaki kişiyi dinlerken sürekli “yine mi yalan söylüyor acaba?” diye düşünürsünüz. bu da çekilecek çile değildir git gide ilişki zayıflar ve tükenir.
    velhasıl kelam yalan söylerken karşınızdaki kişinin zekasını asla hafife almayın ve eğer size yalan söylemeye inatla devam ediliyorsa zorlamayın, sizi sevse saysa zaten yalan söylemezdi diyip salın gitsin. samimiyet olmadan hiçbir ilişki devam etmez ne aşk, ne iş, ne dostluk.