insanlıktan utanılan anlar


  • üniversitede okuduğum zamanlardı. metrobüste bayılmak için harika bir gündü. hiç olmazsa, açıldığı zaman nefes depolarım diye kapının hemen dibinde seyahat ediyordum.

    -ayakkabılar çok şey anlatabilir.

    mesela şu topuklu, eminim her gün güzel gardırobundan ne giyeceği hakkında çok uzun zamanlar harcıyordur; otomobili serviste. bu cilalı ayakkabılar, birazdan bir çalışanını işten kovacak gibi duruyor; taksi bulamamış. şu sporlar, yeni çıkacak son model telefon için saatlerce beklemiş mesela.

    işte, yenibosna'ya gelmiştik. kapılar açıldı ve bir çocuk bindi. kapının demirlerine yaslandı, sırtını tüm insanlara döndü. hiçbiriyle göz göze gelmek istemedi. çünkü insanlar hiç sıçmıyormuş gibi, yoksulluğun yüzünde kuruyan sümüğe iğrenerek bakarlardı. onun yerine, düşünceli bir şekilde dışarıyı seyretti. konuşmuyordu. haklıydı.

    -çıplak ayaklar, sadece susar.

    tanım: çıplak ayakların dışarıda yürümek zorunda kaldığı zamanlardır.