neden blog yazıyorum
-
bir alışveriş merkezinin o meşhur kahvecisinde çalıştığım zamanlar, çok yoruluyordum.
üstüm başım, saçım krema olmuş, ayakkabımdan kahve çekirdeği çıkıyordu. yüzüm, müşteriye zoraki gülümsemekten bir çeşit felce uğramıştı. "Afiyet olsun," gibi replikler artık midemi bulandırıyordu. çöpü dökmeye çıktım.
Ben, çöp kutusu, kurumuş sütün o iğrenç kokusu ve bir çocuk bisiketinden başka kimse yoktu.
Çöpü döktükten sonra merdivenlere oturup küfürler ettim. Tam geri dönüyordum ki, gözüm bisiklete takıldı. Bisiklet için fazla büyüktüm ama, bindim. Onlarca tur attım.
Orası sahne arkasıydı işte. Küfürler ettiğim, çocuklaştığım ve geç kalmışlıklarla inatlaştığım yer...
Blog sayfama benziyordu. Sanırım bu yüzden yazıyorum.
