istemeyerek geldiğimiz dünyadan istemeyerek gitmek
-
hayata gelirken kimse istediğimizi sormadı, lakin burada olmayı sevsek de sevmesek de ölüm fikrini istemez insan evladı. belki bazen zor dönemlerden geçer, belki hayat bıçak gibi dayar duyguları boğazınıza, yine de dönüp "başını gördüysek bu filmin sonunu da izleyelim" dercesine yaşamak isteriz.
e bu zamana kadar bu kadar zor geçtiyse bir gün rahata da ereriz elbet. sahiden erer miyiz? görmeden de bilemeyiz. nihayetinde bu bilinmezlik bizi yaşama güdüsüne sürükler. hoş 49 tane zorluk yaşasak b1r mutluluk çıkıp hayata dört kolla sarılmanızı da sağlayabilir, insanız ya işte bekliyoruz aslında o umudu, umut etmeyi bırakır gibi olmadan da çıkmıyor ortaya meret.
kasvetli b1r gece de yok bu gece aslında, yorgunum; zira hafta boyu derslerin üzerine çalışmaya gittim ve dükkan bugün her zamankinden kalabalıktı. yemek için 15 dakika oturmamış olsam dükkanda hiç oturmadan eve dönmüş olacaktım, çalışmak ne güzel şey aslında, eliniz tutuyor, bacaklarınız ağrıyor varlıklarını hissediyorsunuz, her şeyden öte bir insana bir parça yemek ikram ediyorsunuz mutlu oluyor. insanları mutlu etmek bu kadar güzel b1r duygu iken ben de ölüm fikrini aklıma getirmiyorum pek. hoş bana sorsanız 40 günden fazla hatırlanacağımı düşünmem şu dünyada. '*'
her neyse, son kelamları etmek gerekirse; insan evladı, insan evladı bu dünyaya geldi, bu kadar sevdi ise, demek ki b1r şeyi sevmesi için illa peşin peşin istemesi de gerekmiyormuş.
