ender gelişen osasuna atakları


  • her ne kadar kendi evinde asla kabuğuna çekilmese de, bilhassa deplasmanlarda sürekli sinmiş bir vaziyette bulur bu garip adamlar kendilerini. büyük bir takım olamamışlığın bir özdeyişidir. "hayat futbola feci halde benzer" veciz sözünün ete kemiğe bürünmüş bir halidir aynı zamanda. neredeyse tamamımızın hayat karşısında kendisini bulduğu durumdur. ne yaparsanız yapın, hatta hayata karşı yılın golünü atmış olun hala aynısınızdır, "ossuruktan osasuna selam söyle 3 puana"sınızdır. 3. bölgede sıkkın sıkkın pas yapan dünya yıldızlarına karşı kimsenin adını sanını duymadığı 50 bin euro'luk navarra cengaveri misali kaparsınız topu. canhıraş ter dökerek performe ettiğiniz birkaç saniyelik dripling esnasında "belki şu topu armut gibi diksem, kazara birilerine çarpıp içeri girse" diyip -se, -sa'larla muzaffer bir general olarak pamplona'ya dönme hayalleri kurarsınız. tam o esnada alarma geçmiş yıldızlar karması bütün pas kanallarını kapatmış ve ters kanat oyuncusu tarafından kadife misali bilek hamlesiyle ayağınızdan sökülüveren topun akabinde armut gibi kalan bizatihi kendinizdir... hemen ardından bir uzun top, bir bacak arası ve 10 saniye önce üzerine hayaller kurduğunuz topun kendi filelerinize dönmesi...

    hepimiz için böyledir işler. sürekli planlarız, cesaretimizi toplarız bu 'ender gelişen osasuna atakları' öncesinde. "zor ama imkansız değil, bu seviyeleri oynayıp zorlamak, suları test etmek gerek" deriz. kah bilhassa ilk çağlarımızda hoşlandığımız kızın sahilde elini öpmek gibi nahif hayaller kurarız, kah hayatımız/kariyerimizle ilgili mütevazı hedefler, veya kaygı taşıdığımız her neyse... işte tam o sırada rakip, tüm ihtişamı ve tecrübesiyle sizi dakikalar içinde kevgire çevirir, "ossuruktan osasuna" olduğunuzu hatırlatır. fark yiyerek noktaladığınız maçın ardından "bu da bir tecrübeydi" , "önemli olan denemekti" deriz ama aslında bir türlü bulamadığımız o basit nüanslara rakibimizin çok daha hakim olmasıydı bu hezimetler. ben mi? ben doğuştan bir osasuna'yım. haddimi aşmayı öğrendiğim günden bu yana çok sezonlar geçti. ileriki dönemlerde çok şaşaalı gollere imza attım bu ender ama öz gelişen ataklarda. bir bu kadar da kaçırdım; direkten dönenler, sayılmayanlar, ve daha niceleri... çoğu zaman da yeniliyorum, maçın adamı seçilen stoperin "o son topu nasıl ıskaladım" diyerek saha ortasında hüngür hüngür ağlaması misali. yine de kök söktürüyorum rakiplerime; kolay lokma olmadığımı, ciddi ter döktüreceğimi, sonsuza kadar olmasa da rezil rüsva edilebileceklerini ve en önemlisi de, o 'nüanslar'ın hepsine haiz olduğuma. ama ayrı olarak, bu sezon üst sıralara oynama hedefim var, ve evet, hala "ender gelişen osasuna atakları"yla. ve yine enderleşen osasuna ataklarıyla.