aşk
-
Aşık olduğumuzda arzuladığımız onun sadece bedeni değil, o bedende yaşayan kişiye dokunmak isteğidir. Dokunabilmenin yolu ise onda herhangi duygular, düşünceler uyandırabilmek diyebiliriz bir yanıyla. Biz arzumuzu onaylasın, tatmin edileceğini vaat etsin isteriz. O ise bizi görmediği izleniminden ziyade, dikkatini çekemeyecek kadar önemsiz bir nesne olduğumuz izlenimi yaratmaya ant içmiş gibi davranır. Ona olan aşkımızın, kendi davranışlarıyla ilgili olduğunu düşünüyordur belki. Öyle olması ne güzel olurdu. Ne kolay. Bu durum inancımızı sarsabilirdi böylece. Ne yazık ki değil. İnancımız kendi aşkımızdan ileri geldiği için kendisine meylimiz içsel bir mecburiyet. Belki aşkta öznel bir haz peşinde koşuyoruz belki aşk zaten bir yanıyla bu demek. Bilemiyorum.
Sonra acı çekeriz. Hastalığımızı somut bir varlık olarak ansızın karşımızda görmüşüz de gördüğümüz şeyi çektiğimiz acıya benzetemiyoruz gibi bir acı. Gerçekliğini kavramakta zorlanmamıza rağmen varlığını kabul etmek durumunda kalmamız yönünden ölüme de benzetilebilir.
Bir noktada acı da doyuma ulaşır. Acının ardından gelen ilgisizlik gibi geçip gitmiş bir şeyler kalır.
