yüzüstü bırakmak


  • 1. birini yapayalnız, kimsesiz, kötü bir durumda bırakmak
    2. bir işi zamanında yapmayıp savsaklamak, olduğu gibi bırakmak, ihmal etmek
    demiş tdk.

    yüzüstü bırakmak, bırakılmak. ne tarafa dönsen bilememek. kalabalıgın icinde yapayalnız hissetmek. çaba gösterdiğin, uğruna savaş verdiğin herşeyin boşlukta kaybolması. insanların bir nehir gibi yanında akıp gitmesi. yüzlerin yavaş yavaş bulanıklaşması. seslerin uğultuya dönüşmesi. neden güvendim azarlamaları. kabullenmek. alışmak. yeni birini tanımak. herşey güzel giderken aniden yüze çarpan gerçekler. yine aynısı olacak, beni en yakınım yüzüstü bıraktı, bu mu bırakmayacak demek. sonuc mu? herkesle arana buzdan duvarlar örmek.