düşün ki o bunu okuyor


  • Yaptığın onca hataya rağmen ki bu bir ailenin dağılmasına sebebiyet verdi, sana anlam veremediğim bir merhamet duyuyorum. Her ne kadar sert görüntünden taviz vermemeye çalışsan da, içindeki o yıkılmışlığı görebiliyorum. Belli ki şu sıralar aramızdaki o saçma sapan ilişkinin bozulduğunu da kabullendin. Artık beni kaybettiğini. Eğer bütün bu olanlardan önce bizi kabullenebilseydin, sevebilseydin tam manasıyla, bütün bunlara hiç sebep kalmazdı belki, geçti artık.

    Bir duvar vardı aramızda bugüne kadar. Hiç yaklaşamadık birbirimize. Gösteremedik bugün tam manasıyla yıkılan sevgimizi. Dertleşemedik mesela seninle şöyle bir oturup. Paylaşamadık hislerimizi, düşüncelerimizi birbirimizle. En azından önem verseydin düşüncelerime biraz. Az biraz. Yıllarca kafamın içinde seninle tartıştım durdum. Öyle ki tartışmalar bittiğinde şakaklarım zonklardı. Sana karşı olan hislerim o kadar karmaşıktı ki, şimdilerde bir merhametim var sana karşı bir de öfke. Ama ağır basan öfke. Ne kadar uzak olursak olalım. Artık yakın olamayacağımızın farkındayım şimdilerde.

    İstemediğin evlatlar, istemediğin bir aile.
    Sana saylafarca yazdım bugüne kadar. Boktan yazılar, okunacak türden değil. Kusmak gibi kağıda. Ama ne o kağıtlarda yazanlar, ne de yukardaki üç beş ayrıntı. Beni, bu paragrafın ilk cümlesi yıktı baba. Sen mutluluğunu ararken dışarıda bir yerlerde, arkanda tımarhanelik bir kadın ve bu enkaz altında üç adam bıraktın. Bütün olanların ardından sana nasıl merhamet duyuyorum, işte bu kısma pek anlam veremiyorum. Bir insana acımak gibi belki. Yaptıkların seni de yıktı çünkü, bunu görebiliyorum.