sahilde kafka


  • haruki murakami'nin okuduğum ilk kitabı oldu, sahilde kafka.
    haruki murakami dili gayet iyi kullanan, entelektüel bilgisi üst düzeyde bir yazar. bunu kitaptaki metaforlardan anlayabiliyoruz.
    japon bir yazar olan haruki murakami kitabına bulunduğu coğrafyanın kültürünü başarılı bir şekilde aktarmış.
    yazarın eser verdiği türe baktığımızda sürrealist kurguyu görüyoruz. zaten sahilde kafka da bu türün temsilcisi.
    kitap dil olarak sade bir üsluba sahip yalnız sıkça ve bol miktarda yapılan betimlemeler akıcılığı biraz baltalamakta.
    kitap 49 bölümden oluşmakta, bu bölümlerde kitabın iki ana kahramanı kafka ve nakata'nın eş zamanlı olarak başından geçenler anlatılmakta. kitapta bölümler arasında anlatım bakış açıları farklılık gösteriyor. bu anlatım tekniği kitapta bazı bağlantıları kavramakta zorluklar çıkarmış.
    kitabın kahramanlarını ele alacak olursam; kafka on beş yaşında evden kaçan bir ergen. geçmişte yaşadığı travmalar, annesi tarafından terkedilmesi ve babası tarafından lanetlenmesi nedeniyle evden kaçıyor.
    kafka'nın amacı babasının lanetinden kaçmak ve en sert on beşlik delikanlısı olmak.
    yazarın kafka'nın hayatını oedipus kompleksi üzerine kurduğu izlenimi var, çünkü babasından nefret etmesi ve annesine aşık olması bu varsayımı desteklemekte.
    nakata ise 1944 yılında gerçekleşen tastepe olayından sonra hafızasını kaybetmiş, kendi tabiriyle boş bir adam.
    nakata okuma yazma bilmeyen, karmaşık cümle ve kavramları anlamakta güçlük çeken bir ihtiyar ama hayata bakış açısıyla ilham verici bir karakter. ayrıca bu ihtiyar, üstünde bin türlü gariplik barındırmakta.
    nakata'nın amacı boş nakata'yı tekrardan doldurmak, silik gölgesini yeniden belirgin hale getirmek.
    ilginç karakterlere sahip kahramanlarımız haliyle kitaptaki merak çıtasını yukarı çekmiş. bir de buna sağlam yardımcı karakterler eklenince ortaya başarılı bir roman çıkmış.
    işin ilginç yanı ise kitabın kaderini kahramanlarımız değil soyut kahramanlar belirliyor. kahramanlarımız kendi tercihlerini değil, mecburiyetlerini yaşıyor.
    kafka ile nakata'nın kesiştiği nokta saeki hanım oluyor. saeki hanım'ı anlamak bir nevi kitabı anlamak olmuş.
    kitapta oşima ile hoşino, ana kahramanlarımızın amaçlarına ulaşmaları yolunda gözü kara arkadaş kontenjanını oluşturmuş.
    sahilde kafka kesinlikle okumaya değer bir kitap. kitabı okuduğumda dünyanın metafizikten çok, algılarla alakalı olduğunu anladım.
    hayata karşı kafka kadar kararlı, nakata gibi farklı açılardan yaklaşmak gerekiyor. saeki hanım ise ruh bedenden ayrıldığı zaman bir eşyadan farkımız olmadığını hatırlatıyor.
    kafka'nın lanetten kaçtığı gibi, kötülükten kaçmanın çözüm olmadığını, kötülükle yüzleşmenin bizi çözüme götüreceğini anlatıyor.
    benim için kitabın özeti '' insanlar güven, sevgi ve dostluk gibi şeyler için yaşayan hayalet haline pek gelemiyorlar herhalde. o durumlarda ölmek gerekiyor. güven sevgi ve dostluk için canını verip ruh haline geliyorlar. yaşar haldeyken ruh haline gelebilmek için benim bildiğim kadarıyla, kötülük gerekiyor. negatif duygular yani ''