wicked game


  • Kuzey egede bir kumsalda, banliyölerin gürültüsünden millerce uzakta yürüyordu tek başına. Etrafta kimseler yoktu, seyyar satıcı dışında. O da dura dura ilerliyordu. Teypteki şarkı eşlik ediyordu bu ana; "what a wicked thing to do, to let me dream of you."