blog sözlük itiraf


  • Merhabalar ey sevgili sözlüktaşlarım;
    Gün geçmiyor ki bendeniz, trene, yeppppisyeni bir maceraya atılmayayım. Bugünkü itirafım benden gelsin, babama gelsin, 'trene yanımda oldukça sırtım yere gelmez, geçtiği sokağı bırak yürüdüğü kaldırımı unutmaz be, hey maşallah tosunuma' diyen babama...
    Çok çok sevdiğim bir insana sosyopix denilen bir siteden hediye aldım ki beni böyle uğraştırmalı şeyler kanser eder. Neyse efendim bendeniz yurtta yok iken yurduma gelmiş hediyem, MNG kargo aracılığı ile. Ben de yurtta değilim DEDİYSem şehri terk etmiştim yani öyle bi yokluk:d e haliyle yurt idaresi kabul etmemiş ve postam bana bir mesaj bırakılarak şubeye alınmış: kargonuz merkez şubededir. Tabi 12sinde gelen kargoyu 17sinde almaya gidince ben merkez şubenin de merkezine göndererek iade kamyonuna yüklemişler güzelimi:( ee nerde bu kargo, nerden alıcaz olm şimdi diye dolanırken bana dediler ki organize sanayi 1. Cadde 11. Sokak:') hayatımda sanayiye gitmeyi bırakın, dolmuşuna binmedim. Yoldan gelmişim, elimde kocaman el bavulu, sırtımda üç çanta... Bir saatim var kargonun yola çıkmasına, posta sevilen bir insana. Eee tabi bizim cengaver durur mu? Yüklendiğim gibi koştum organizeye. Dolmuşçu abi sağ olsun indirdi beni önünde. Bütttün kamyonu boşaltıp içten içe söven manalı bakışlar eşliğinde teslim ettiler canım kargomu. Bende bir mutluluk, bir neşe! Dedim 'ağğğğyyybi çok teşekkürler, buradan x'e nasıl çıkarım'*'?'
    "Ooooğğğğ güzel kardeşim o indiğin dolmuş var ya, heh o. Saat başı geçer, sonrakini bekliiicen"

    AY PARDON DA HÖNK?!?!

    Ben yine cengaver, yine yiğit, yine bi cesaret. Üç adım merdiven çıksa on adım yuvarlanan ben, dedim 'yürüsem kaça olur ağğybi:d'. Ufaktan bir sezercik havası esti tabi burun çekmelerime istinaden. Abinin şehrin yerlisi olmasından kaynaklanan özgüveninden mi desem ne desem tam bilemedim ama on dakikalık yol demesine kanarak başladım ben yürümeye. Yanımdan geçen kamyonlar, üzerime üzerime koşup sonra 'ehueheuehue nasıl korktu ama len' diyen köpek sürüleri, yolda insan formunda hiçbir canlıyla karşılaşmamak, gpsin bile nerede olduğumu algılayamaması ve üzerime üzerime 'vurun Kahpeye ehueheueheueheueu' esprisi yaparcasına yağan yağmurdan sebep olsa gerek korna sesiyle kendime geldiğimde yolun ortasında allahım al canımı pozisyonunda oturuyordum sözlük... Ben hayatımda böyle kaybolmadım. Böyle kaybolmayı geçtim, ben hayatımda hiç kaybolmadım ki! Sürekli yeni şehirlerde yaşamaktan, köpeklerle kapışırcasına yön bulan ben kayboldum. Çaresizim resmen ama nasıl çaresizlik! 70 saniyede 2 gol yiyen real Madrid çaresizliği, o kadar diyim. Kimi arıycam, arasam ne diycem, nasıl yardım etsinler yani... En son ciddi manada kendime geldiğimde bomboş sanayi binaları arasında ezan sesi yankılanıyordu. Mahsun Kırmızıgül filmlerinde istanbula yeni gelip de şehrin sesinden afallayan köylü var ya hani, işte o ben. Etrafımda döne döne kapattım gözlerimi, dedim neresi çıkarsa yürüycem kaçarı yok daha beter ne olsun? Yürüdüm. Çok yürüdüm. Durduğumda kargomu alalı 3 saat 14 dakika olmuş idi ve ben, trene, x'e varmış olmanın heyecanıyla bulduğum ilk kaldırıma oturup hava kararana kadar ağladım.

    Bunu itiraf etmem gerekiyor idi çünkü aile içinde duyulsa karizmam falan çizilir, manyak mısın? Ay çekil bak gözlerim yanıyo...