vatanın bölünmemesi için mecburi fedakarlık khk'si
-
son günlerde ayrı maddeler halinde ciddi olarak tartışılagelen, fakat kanaatimce asla mümkün olamayacak khk dizisidir. bahsedilen durumun tam karşılığı savaş ekonomisidir. pkk terörü ile uğraşmaya asla benzemez. pkk ile savaşılırken sadece şehitlerin yakın çevresi bundan zarar görüyor, siyasiler hamasi nutuklarla kalabalıkların gazını alıyordu. bahsekonu durumda ise topyekün bir savaşa girme durumu beliriyor. savaş ekonomisinde devlet elindeki bütün kaynağını(insan, hammadde, para vs.) savaş için kullanmak üzere ayırır. bireysel mülkiyet, kişisel dokunulmazlık, vicdani ret gibi temel insan hakları hiç edilir. halkı savaşa teşvik etmek için bol milliyetçilik-din soslu propaganda yayınları yapılır, savaşa ısındırılır(1453 ruhu, 1071 ruhu, ezanlar susmaz, ceddimiz osmanlı, dış mihrak vs.) fakat savaşa girildikten sonra bedel ödenmeye başladıkça halkta huzursuzluk oluşur. hiçbir anne-baba, orospu çocuğunun tekinin sıktığı serseri kurşunla ölsün diye yetiştirmez çocuğunu, ama bunlar asla yer verilmez. "vatan sağolsun", "bir oğlum şehit oldu diğeri de feda olsun", "allah devletimize zeval vermesin" tarzı ağıtlar yakılır. o sırada anne, çaresizce bu avuntularla içini biraz olsun rahatlatmaya çalışmakta, oğlunun cennete gittiğini düşünmektedir. fakat uzay çağının eteklerindeki dünyamızda artık bunlar yeterli gelmemektedir. bu sebeptendir ki akp artık güneydoğu bölgemizi gözden çıkartmıştır. devletin, sembolik birkaç memurunu sığınakların altında barındırmaya çalışması hariç bütün varlığını yitirmiştir. pkk artık köy ve mezralarda değil, ilçe merkezlerinde de alan hakimiyetini kurmuştur. "tek millet dediysek türk milleti demedik" sözü ise referandum için son bir ümitle söylenmiş bir sözdür.
facebook'ta iyi niyetli bazı arkadaşlarımın da yaptığı "kerkük türk yurdudur" yakarışlarına rağmen ırak kürdistanı, egemenlik sahasını kerkük-musul hattını da içeri alarak büyütmüştür ve yaklaşık nüfusları %6-8 civarında bulunan türkmenlerin de desteği alınarak referandumla bağımsız olacaklardır. bu durum, iran ve türkiye üzerinde bir baskı oluşturacaktır. fakat türkiye'de, söylenildiğinin aksine kürt vatandaşlara karşı giderek yükselen bir tepki vardır. bu tepki salt pkk'dan değil, kültürel yapı olarak da hayata bakışları apayrı olan bu insanların çoğu ülkenin diğer şehirlerinde göç ettikleri yerlere uyum sağlayamadı. bu son 10-15 yıldır gelişen durumda da güneydoğu'nun türkiye sınırında kalması fikri insanlarda o kadar da yer etmemeye başladı. akp'nin şimdilik beslenmeye çalıştığı muhafazakar taban da kürtlerle yaşamak istemiyor, girilecek savaşı da destekleyebilecek iradeyi göstermeyeceklerdir.
bana gelince, hayatım boyunca savaş fikrinden nefret ettim. yurtdışında cüzdanımı çalmaya çalışan hırsızla giriştiğim mücadeleden başka hiç kimseye karşı cebirsel şiddet kullanmadım. bir insanın iradesi dışında alıkonulup zorla kan, ırk, millet yücelten sözleri bağırttılıp, arkasından albayın kızının boklu çamaşırlarının yıkattırılmasına, özel şöförlük ve uşakçılık yaptırılmasına karşı çıktım tıpkı hadi aslanlarım, hadi kaplanlarım diye çocukları cepheye sürüp kendileri sırça kadehlerini tokuşturan siyasilere karşı olduğum gibi. vatan borcu diye bir kavram varsa bu vatan bana borçludur, ben değil. ben veya ailem hatta siz ekran karşısındakiler devletin bize sağladığı-sağlamadığı her hizmetin kuruşuna kadar bedelini ödüyoruz. gitmediğimiz caminin elektriği, dinlemediğimiz vaizin maaşı, seyretmediğimiz propaganda televizyonunun parasını ödüyoruz hep beraber. vatan-millet içi bomboş kavramlardır. burada kastettiğim memleketi, insanları sevmek filan değil. eğer her şey vatan içinse, vatan ne içindir? kimse merak etmesin, o kefen giyip dans eden yaratıklar için de bu böyle. işlerine geldiği, maçaları yediği kadar vatansever onlar.
