türkiye'nin eğitim sistemi
-
kesinlikle olmayan sistemdir.
türkiye'de maalesef her şey gibi eğitim olayı da siyasetin ve ideolojilerin mağduru olmuştur. cumhuriyetin başlarında bu durumdan dinî eğitim nasibini alırken, sonraları da siyasi konjonktüre göre mağdur taraf değişmiştir. birçok kesim mağdur olmasına rağmen kendi alanım olması hasebiyle ilahiyat eğitiminin uğradığı yol kazalarına dikkat çekmek istiyorum.
bu ahvâlden en çok zarar gören kurumlardan biri de ilahiyat fakülteleri olmuştur. eskiden kemalist ideoloji tarafından sürekli müdahaleye uğrayan ilahiyat müfredatı, bu dönemde de ak parti'ye eklemlenerek her kurumu kendi kafalarına göre dizayn etmeye çalışan bazı cemaatler/tarikatlar tarafından oyun hamuruna çevrilmiştir. "felsefe grubu derslerinin ilahiyatta ne işi var"gibi saçma söylemler malesef bazı ilahiyat çevrelerinde de karşılık bulmaktadır. halbuki hicrî 3. yy'nin ortalarında yaşayan mutezilî âlim câhız ta o dönemden kelam-ı dinî(islam teolojisi) ile kelam-ı felsefî'yi(bildiğimiz felsefe) birleştirmeyenlerin tam olarak alim sayılamayacağını söylemişti. bütün islam entelektüel geleneği de felsefe ile birlikte yoğrulmuş, onu dini aklî temeller üzerine kurmak ve anlatmak için kullanmıştı. bugün geldiğimiz nokta ise çok acı.
Edit: yazım hataları düzeltmesi için fraustranger'a teşekkürler