hayatın boş olması
-
yaşamın en temel önermelerinden bir tanesidir. insanlığın kabullenemediği en büyük gerçeğin ''yaşamın boş olması'' argümanının olduğunu düşünüyorum. hayatın boş olması, insanların yaşama tutunmasını engellediği için insanlar sürekli hayatlarına bir hedef ya da amaç yüklemeye çalışırlar.
halbuki gerçek aslında boşluktan ibarettir. hayatımızın yapısını oluşturan bu boşluğu kendimize farklı anlamlar katarak doldurmaya çalışıyoruz. hayatta sadece zevk aldığımız ya da hoşumuza giden bazı şeyleri "amaç" diyerek kendimizi ve çevremizi kandırmaya çalışıyoruz.
bazı insanlar ise hayatlarının boşluğunu dolduramaz. hayatındaki bu boşluğu dolduramayan ve bununla mücadele edemeyen insan ise en temel çözümü genellikle intiharda arar. diğer bir çözüm yolu ise bir başkasının amacını sahiplenmektedir. bu tip durumlarda genellikle hayat amacını bulmuş kişiler, kendi amacını bir başkasının amacına yükleyebilirler. diğer bir deyişle amacı olan birey, amacı olmayan bireye kendi amacını paylaşarak faydalanmayı sağlar.
sonuç olarak nereden bakarsanız bakın hayatın özü tamamen bir boşluktur. insanlar bu boşluğu her ne kadar doldurmak istese de, sadece yaşamlarını kendilerini kandırarak geçirecekler. diğer insanların aksine asıl gerçek hayatın doluluğu değil, boş olan hayatı doldurarak kendimizi ve çevremizi kandırma eğilimidir.
