blog sözlük itiraf


  • bunu niye yapıyorum bilmiyorum. niye yazıyorum ve yazdıklarım, yazdıklarımız neyi değiştirecek onu da bilmiyorum. ha derseniz kafan mı güzel evet o da güzel. zaten artık bu memlekette kafan güzel olmadan bir gün geçiremiyorsun. yediremiyorsun bazı şeyleri. hazmedemiyorsun gördüklerini, yaşadıklarını ve insanların yaşadıklarını. zor bir dönemden geçiyoruz diyecekler. milyonlarca cümle kurulacak. acaba hangimiz, hangi anne, hangi baba ve hangi aile hak ediyor bunları. bu yaşananları. ağzıma dahi alamadığım ölümler sarmış memleketin dört bir yanını. insanların ne dertleri var. neler yaşıyorlar. sonra biz de çok sıkıntım var diyoruz. var elbet. çok büyük sıkıntılarımız da var. umudumuz yok. hayallerimiz yok. belki birisi veya belki bir olay çaldı bizden umutlarımızı, hayallerimizi ve gelecekteki güzel olabilecek günlerimizi. bazen bir söz, bir dokunuş, bir görüntü tüm kötülükleri anımsatıyor. artık kötülükleri anımsamak için büyük olaylara gerek kalmadı çünkü etrafımız kötülüklerden ibaret hale geldi. zor tutuyorum kendimi. saymamak, sövmemek, isyan etmemek için bağırmamak için o kadar zor tutuyorum ki. duyduklarım, gördüklerim, hissettiklerim boğazımda düğümleniyor. yutkunamıyorum artık. ne haldeyiz ya. nereye gider olduk. şu ülkenin haline bakamaz oldum. sabah haber okuyamaz oldum. insanlar buna rağmen birbirinin yüzüne nasıl bakıyor bilemez hale geldim. yaşananlardan nasıl toplumca utanç duyamıyoruz, kendimizi sorgulayamıyoruz anlayamıyorum artık. ama aslında çok da kolay anlaşılıyor bazen. zaten insanlar artık ucuz sevinçlerin ve leş üzüntülerin pençesinde yaşamaya alışmış durumda. ben kendimi de bu gruba dahil ediyorum. asla kimseden ayrı tutmuyorum kendimi. tek derdimiz boşa geçirdiğimiz işe yaramaz hayatlarımızı daha ne kadar işe yaramaz hale getirebiliriz oldu. soyutlandık güzel şeylerden. eski mutlu günlerle soyutlandık. geçmişteki güzel günlerin anısıyla ve bu anıları boktan edebiyatımızla parçalaya parçalaya kalan kırıntılardan medet uma uma bu hale geldik. her yeni gün ucuz ilişkilerimizi, çıkara dayalı boktan hayatımızı basit kırıntılarla süslemekten ibaret oldu. ve biz bunları yaparken hiç görmediğimiz yerlerde hiç aklımıza gelmeyecek şekilde vahşet yaşayan suçsuz, günahsız insanlar son nefeslerini veriyor. yazık ulan yazık. bize değil bu günahsızlara yazık. dönmesin böyle dünya. yansın kül olsun da yeni bir gün olmasın böyle olacaksa. bilemedik ki biz hiçbir şeyin kıymetini. biz diyorum çünkü hiçbirimiz bilemedik. sevginin kıymetini bilemedik. huzurun kıymetini bilemedik. her yolu açan kapının sevgi olduğunu hoşgörü olduğunu bilemedik. bildiğimiz ve yaptığımız tek şey boktan egolarımızı yüceltmek oldu. içimizde verdiğimiz savaşın, iki kişi arasındaki savaşın dünyadaki en gereksiz şey olduğunu bilemedik. sevgiyi ne aracımız yaptık ne de amacımız. dünyada daha büyük savaşların olduğunu göre göre egolarımızı savaştırmaktan başka hiçbir şey yapamadık. beceremedik. ve beceremeyeceğiz de. işte bu yüzden bize de yazıklar olsun. gencecik insanlar can verirken biz keyfimize baktık. biz demeyeyim bu sefer kimseyi suçlamayayım. ben baktım. öz eleştiri olsun bu. isteyen istediğini alsın. "yeter ulan artık. sevginin açamayacağı kapı, halledemeyeceği sorun yok" diyebilelim. ölüm hepimizin bir nefes ötesindeyken artık sevelim ya birbirimizi. daha ne kadar zamanı boşa geçirip nefret kusacağız birbirimize. biz dahi bunu yapmazsak barbarlar, hainler, arkadan vuranlar nasıl yapacak. biz çok iyiydik ya. çok iyiler bunu yapmazsa saf kötüler bunu nasıl yapacak. o kadar şey söyledim. o kadar kızdım. umudum yok hayallerim yok dedim çaldılar dedim de en sonda yine de "ulan belki bir umut" diyorum işte. sanırım bu da benim zayıf noktam. çalamayacaksınız ulan hayallerimizi, umutlarımızı. yine doğacağız küllerden. yine kalkacağız ayağa. yine kenetleneceğiz. yine insanlar birbirine kinle öfkeyle nefretle bakmaktansa sevgiyle bakacak. öyle yaklaşacak. bizi birbirimizden, sevgiden, hoşgörüden, saygıdan koparamayacaksınız. gerekirse kanayan yarayı kapatacağız gerekirse de kesip atacağız acı veren yeri. ama umudumuzu bizden çalamayacaksınız. sevin, sevmekten vazgeçmeyin, sadakatinizi kaybetmeyin. ne sevdiğinizden ne insanlardan ne sadakatinizden ne de bu güzel ülkeden vazgeçmeyin. sevgimizi hak etmeyenler sadece hainler. geriye kalan herkes ve her şey, sokaktaki kediden köşedeki ağaca kadar her şey sevgiyi hak ediyor. vazgeçmeyelim. harekete geçelim. umudumuzu bizden çalamasınlar. güzel günlerimizi bizden çalamasınlar. çok konuştum kusura bakmayın.