çocukluk oyunları


  • Evet gerçekten de bazıları, arkadaş grubunun önde gelenlerinin hayal gücünü konuşturarak ortaya attığı, grubun her üyesinin katılımıyla yapılan sert istişarelerle kuralları belirlenen ve aradan uzun yıllar da geçse unutulamayan oyunlardir.
    Oyunumuzun adı "ev". Bu oyun bizim için sonraları çok sevilen ve okuldayken her teneffüste oynadığımız oyun oldu. Oyunun ortaya çıkışı çok basit olmuştu. Bir arkadaşın spor salonundaki jimnastik minderlerinden birini yerdeki başka bir arkadaşın üzerine atması ve daha sonra bu minderin üzerine kendisini atmasiyla başlamıştı. Ve sonra "lan bunu daha geniş bir konsept haline getirelim" demesiyle bize durumu açmıştı. Ve sonra herbiri birer mazoşist ayni zamanda sadist olan bizlerce de kabul görmüştü bu fikir. Kuralları belirlemek biraz ugrastirsa da sonuçta oynayis şekli çok basit olmuştu. Buna göre 6 tane minder düzgün bir geometriyle yerleştirilmiş ve bir küp elde edilmişti. Sonra bu küpün yani evin içine 3 arkadaş girerdi ve dışarıda kalan 1 arkadaş yüksek bir yerden küpün üzerine atlardi. Oyun kabaca bu sekildeydi. Ama en önemli kural atlayacak kişinin çivileme atlayamamasiydi. Zira bunu yapan bir müeyyide olarak yeniden inşa edilen evin içine sokulurdu ve diger 3 kişi evin üzerine atlardi.
    Tabi oyun zamanla okul genelinde baya yankı bulmuştu ve öğrenciler teneffuslerde adeta birbirlerini ezerek spor salonuna akın ederdi. Sonra spor salonunda bağıran çağıran, havada uçan, karada kaçan derken bir arkadaşın boynunu kırma tehlikesiyle karsilasilmis ve spor salonu geçici bir süreliğine kapatılmış ve bu dahiyane fikrin eseri olan "ev" tarih sahnesine gömülmüştü.