sözde ermeni soykırımı
-
sözlük formatına olabildiğince riayet etmeye çalışarak yazarlarla herhangi bir şekilde direkt olarak polemiğe girmedim fakat doğrudan doğruya şahsımı hedef alan sözler sarf edildiği için hiçbir hakarete ve müşkül duruma düşürücü ifade kullanmadığım göz önüne alınarak moderasyondan bu entry'mi affetmesini rica ederim.
bakın arkadaşım. sizin kullandığın küçültücü ve alçalıtıcı ifadelere başvurmadan sana derdimi anlatmaya çalışayım. yazının başında "yalandır, öyle şey yoktuuur, tatlı su hümanistiiii" minvalinde bağırmış ancak ilerleyen kısımlarda benim tezimi doğrulayıcı bir üslupla bir topluma hakaret etmişsiniz. "ben soykırım vardır, türkler katildir" demiş olsaydım bir nebze haklılık payınız olabilirdi fakat bu iddialarının hiçbirinin muhatabı ben değilim azizim. eğer çok meraklıysanız söyleyeyim. benim anne tarafım kars-gölelidir. bildiğiniz üzere kars da 93 harbinden taaaaaa 30 ekim 1920'de karabekir paşa komutanlığındaki milli kuvvetler(o dönem henüz düzenli orduya geçilmemişti) kenti geri alana kadar neredeyse 40 sene boyunca rus-ermeni hakimiyetinde kaldı. dolayısıyla sizin oradan buradan duyduğunuz hikayeleri ben kaynağından dinledim, tüylerim diken diken olduğu da oldu ama dedemden veya diğer hiçbir akrabamdan hiçbir zaman burada yaptığınız gibi ermeniler hakkında bir tek kötü söz işitmedim, hakaret duymadım. tekrar tekrar söylüyorum arkadaşım iyi dinleyin. sebebi her ne olursa olsun, her ne yaşanmışsa yaşansın, bir topluluk bütün bireyleriyle aşağılanamaz, küçük düşürülemez; insan haklarına aykırıdır ve suçtur.
burada türk tarih tezinden kesitler aktarmışsınız, arada bir bana ve benim gibi düşünenlere de ad hominem metodlu salvolar atarak. ermenilerin osmanlı'nın önemli bir parçası hatta üçüncü toplumu olduğu bir vakıadır. peki sizce bu kadar rahatları yerindeyken hiç askere gitmemiş, eline silah almamış ve görece eğitimli bir toplum birdenbire sürekli askerlik yapmış, savaşa alışkın bir çoğunluğa karşı niçin tepki göstermeye ve yer yer çok da çirkin yollara başvursunlar? 3-5 batılı ajanın sözüne kanarak mı mevcut devlete isyan etmeye kalkmışlardır? her dönem şartlarıyla incelenir ve iki tarafın da bu faciada kusurları vardır bu da su götürmez bir gerçektir. -verilen en düşük rakamıyla- 400 bin sivilin yollarda ölmesi açıklanabilecek bir şey midir? bugün "kaygan zemin" uyarısı konulmadığı için ayağı kayarak ölen bir insanın bile yakınları bunun için hesap sorabilir haldeyken niçin anılarını, hatıralarını, evini barkını bırakıp ölüm yolculuğuna çıkartılan insanların torunları bu olayları anamasın ve türk devletinden bununla ilgili bir adım atılmasını beklemesin?
son verdiğiniz örneklere gelecek olursak, güzel bir tahlil çıkartmışsınız hatta ben de bir ek yapayım australia'nın aborjinleri ve yeni zelanda'nın maorileri de ingiliz koloniciler tarafından yüzlerine sürdükleri boyalar, taktıkları tüyler sebebiyle sazlıklarda bir tür vahşi hayvan zannedilerek öldürüldüler 200 sene öncesinde. bugün ise aborjinler vergiden muaf, devlet kadrolarında işe girmek istedikleri takdirde öncelikli(tabii ki pratik olarak pek uygulanmıyor çünkü aborjinlerin geneli tekinsiz yerlerde yaşayarak kirli yollardan para kazanıyor) ve şu an aklıma gelmeyen birçok ayrıcalığa sahipler. sizin örneklerinize de bakacak isek,
fransa'nın cezayir'de yaptıkları evet bir mezalimdir, evet setif katliamı bir soykırımdır, bir fransız vatandaşına sorma imkanınız olursa sorun, çünkü ben sordum ve evet "maçaları var" her ne kadar pek can atmasalar da. birçoğu yaşananlar yüzünden o dönemki hükümeti sorumlu tutuyor ve yaşananlar yüzünden lanet ediyor, tabii ki sizin kullandığınız vahşet dilini kullanan, "beyinsiz çöl bedevilerine medeniyet götürmeye çalıştık" diyen tipler de mevcut. bugün ise ülkelerinde terör estirdiği cezayirliler fransa'nın en büyük azınlığı olmuş durumda ve sayıları 2 milyonu geçik, hatta geçen yıllarda "fransız intifadası" denilen ve son derece köktendinci temellere dayanan bir ayaklanma çıkartarak hayatı felç ettiler ve hükümet protestocularla anlaşma yoluna gitti.
maya ve inca'lar 500 sene önce yok edilmiş topluluklardı. dolayısıyla tarihle ilgili az sayıdaki insan hariç bu konuları konuşabilecek bir insan bulmak zor. buna cevap olarak osmanlı'nın 500 sene önce yaptıklarını anlatırsak işin içinden çıkamayız çünkü zamanın şartlarına göre tarihi yorumlamak gerek, bu örneği vermeniz biraz demagoji olmuş maalesef.
batı devletlerinin afrika'dan ellerini çekmesinden bu yana 60 sene zaman geçti. 60 sene boyunca afrika kabileleri birbirlerini öldürmeye devam etti, askeri yönetimler ülkeleri zaptırapt altına aldı, kan gövdeyi götürdü. ruanda katliamı sırasında 1 milyon tutsi'yi katleden diğer bir topluluk olan hutu'lardı, fransızlar değil. aynı şekilde 1970 civarlarında gerçekleşen biafra savaşında da iki halk birbiriyle çatıştı, yüzbinlerce insan öldü. 1980'lerde zimbabwe'de ırkçı apartheid rejimini deviren zanu-pf hareketi lideri robert mugabe, yapılanların diyeti olarak kızgın ve öfkeli halkı ülkedeki kayda değer tek üretimi gerçekleştiren beyaz çiftçi ve tacirlerin üzerine saldı. akabinde üretimin durması ile hiperenflasyonla mücadele yöntemi olarak dükkan sahiplerinin fiyatlarını kapıya asker dikerek fiyatlarını sabit tutmaya zorlaması ve on binlerce insanı katleden bir diktatör oldu.
son olarak da şunu söyleyip huzur-i alinizi terk edeceğim sevgili arkadaşım ve bu minvalde düşünen yazar dostlarım. yaşanmış acı olaylar üzerinden ucuz propaganda ve nefret yaymaktansa dibini görmediğim kuyuya inmeyi tercih ederim, çünkü sizin körüklediğiniz nefretin getirdiği nokta ve indiğiniz kuyunun dibi kadar iğrenç olamaz. ırkçılık insanlık suçudur. toplumsal acılar 100 yıl önce yaşananlar üzerinden ve ikinci nesilden bile hiçbir canlı tanığın kalmadığı, globalleşme ile bambaşka bir çağa girildiği bu yıllarda halen bu kafatasçı sözleri kınıyor ve lanetliyorum. 70 milyon insanın hayatını kaybettiği, mihver-müttefik fark etmeksizin bütün tarafların son derece ağır ve yıkıcı tahribata uğradığı ve toplumsal travmaları hala daha atlatamamış bir savaş geçiren batı, yaralarını sardı. önce dostluk ve iyi niyet antlaşmaları yaptı, sonra sınırları kaldırdı, parasını birleştirdi, sosyal ve kültürel projelerle arasındaki bağı güçlendirirken türkiye sadece yoksaydı, aşağıladı, küçümsedi, hakaret etti ve hala bir aşama katedememiş halde kendini buldu.
