türk ceza kanunlarına işkencenin eklenmesi


  • öncelikle cezanın ne için verildiği sorgulanmalıdır. benim gözümde cezaların caydırıcı olmaktan ve toplumu suçludan korumaktan başka bir niteliği yoktur. yani cezanın varlığı bireyi o suçu işlemekten alıkoymalı eğer suç işlendiyse de o kişi toplumdan izole edilmelidir ve suçun tekrarlanmaması için geçerli önlemler alınmalıdır.

    öncelikle şunu sormak lazım; acaba cezalar gerçekten caydırıcı mı? çoğu zaman evet ama vahşet duygularıyla işlenmiş suçlarda her zaman değil. örneğin abd'nin bazı eyaletlerinde idam cezası var ama yine de bu kapsama giren suçlar halen işleniyor. demek ki cezalar sandığımız kadar da caydırı olmuyor. yani sen adama sana en büyük işkenceyi de yapacağım desen örnekteki gibi sonunda ölüm de olsa, o kişi bunu umursamadan yine de o suçu işleyebilir demek oluyor bu. peki kurban zarar gördükten sonra bu cezanın ne anlamı kalıyor? bence hiç. yani o kişiye verdiğin ceza ne kurbanın ailesinin ya da kendisinin acısını dindirebilir, ne de ölen birini geri getirebilir. ikinci olarak ceza suçu işleyen kişinin bunu bir daha tekrarlayamaması için bir önlem olmalıdır. adam katilse hapse atarsın ki başkalarını öldüremesin, para cezası verirsin ki bir daha aynı yanlışı tekrarlamasın. bütün bunlar toplumu bu kişiden koruyabilir mi? bir süreliğine evet. ama bu kişinin suçu tekrarlama olasılığı var mı? maalesef bunun yanıtı da evet. yani katil hapisten çıktıktan sonra tekrar gidip birini öldürebilir ve sen onu tekrar hapse atmaktan başka birşey yapamazsın. o zaman ne yapmak gerek? bence cevap suçu önleyecek önlemler almak ve rehabilitasyon. yani suçu daha gerçekleşmeden önleyebilmek, psikolojik yardımı daha ulaşılabilir kılmak, suçu tetikleyebilecek ya da ortam oluşturabilecek unsurları ortadan kaldırmak. bütün bunlara rağmen ortada suç işleyen biri varsa da rehabilitasyonla bu suçu tekrar işlemeyeceğinden emin olmak.geniş açıyla bakarsak bunların dışında herhangi bir eylemin toplumdaki suçun azaltılmasına ve toplumun refah düzeyine etki edeceğini sanmıyorum.