uyuyamamak
-
Bu saate kadar sözlükteki yirmi bin küsür entrynin iki yüz üç yüz tanesini okumuş biri olarak uyuyamamak başlığı altına uyuyamamak ile ilgili şeylerden bahsetmeme hakkı tanıyorum kendime.
Ve diyorum ki insan hiç bir şey yapmak zorunda değildir. Mesela ben bu entry girmek zorunda değilim ama giriyorum çünkü bu hayatta her günümü istediğim ve içimden gelen şeyleri yaparak kurtarmak zorundayım ve ölmekten yok olmaktan daha ciddi bir şeyin olmadığı hayatta ölmek için doğru an gelene kadar vaktimi bir şekilde geçerip yerin dibinde, sıfırda bile değil yerin ta dibinde başlayan her günümü en iyi şekilde kurtarmalıyım ve bunu kendi kurallarıma göre yapmalıyım, toplumun ve bir arada yaşamanın sonucunda oluşan değerler ve herkes tarafından kabul görmüş kurallara göre değil.
Bu tıpkı şuna benziyor tüm insanların hem fikir olup adına sigara dedikleri bir nesneye bira demek. Ben sigaraya bira deyince insanlar afallarlar çünkü o biradır. Ben bira diyince biradan bahsettiğimi sanarlar ve sigara akıllarına gelmez çünkü toplum benim bira dediğim şeyin adını ortak bir kararla sigara koymuştur ama ben ona bira demeliyim çünkü benim kişisel yorumum bu, kurallarım böyle, ama önemli olan nokta şu; bunun sonucunda iki tarafta karşısındakinin kaybettiğini düşünüyor, işte aynı zamanda işin en saçma yanı da bu. Hayatta iki unsur var biri ben biride toplum, birbirimize kabul ettiremediğimiz bir şeyden dolayı karşımızdakini yenik sayarak tatmin oluyoruz. Ama benim tek bir artım var; ben, kendi kurallarıma göre yaşıyorum sigaraya bira dediğim için toplum beni anlamıyor ama fark etmez sonuçta ben günümü en iyi şekilde kurtarıyorum. Peki ya toplum ve siz, her biriniz tek tek, siz, sen hiç düşündün mü kimin kurallarına göre yaşıyorsun yada yaşıyorsunuz bayım/bayan.
Başlığa dair söyliyebileceğim tek şey içinde bulunduğum durum olmasıdır. Uyuyamıyorum. Bir ağrım var tam neresi bilmiyorum ama sanırım karaciğerim, normalde böyle durumlarda doktora gidilir ama ben gitmiyeceğim çünkü ağrımla birlikte yaşamaya alıştım ve halimden memnunum.
