yazarların ruh hali
-
Cuma akşamı arkadaşların evine gittim. Cumartesi sabahı da kahvaltı yaptık birlikte. Elimiz boş gitmedik tabi. Bir adet çok sevdiğimiz prosecco'dan götürdük. Ona da zam gelmiş malum, 260₺ olmuş. Yani bir şişe köpüklü beyaz şarap...
Şimdi çalışmadığım için, öyle eli bol da olamıyorum; ama bizim arif yani ben, durur mu? Durmaz. Arkadaşım Akbank'dan yeni hesap açtığı için ona tam 5 bin ₺ chip para kazanma yöntemini anlattım. Üstelik bir 100₺ chip daha kazandırdım. Hatta bunları yaparken bir 200₺ de ben kazandım onun üzerinden.
Sonra bana arkadaşım "ya arif sen işe girme bence, böyle bankaları sömürerek epey kazanıyorsun valla" dedi. Güldüm, güldük.
Güldüm sözlük.
Aslında ağladım da güldüm gibi gözüktü.
O şaraptan o akşam içmedim bile.
1 bilemedin, 2 kadeh şarap düşecekti bana. 2 kadeh değil, 2 şişe içsem o anda anca bütün melankolik halimi paklardı. Ama hiç içmedim. Erkek arkadaşıma bıraktım payımı.
Pek alkol kullanan biri değilim. Ama son 3 aydır 3-4 kere Taksim'de Kulp isminde bir mekana cümbür cemaat gidip eğlenmiş(!) ve gözyaşlarımı içime atmış hallerim oldu. Ondan önceleri ağzıma sürmemeye özen gösterirdim.
Depresyon kötü bir şey sözlük.
Ben gidip bloguma bir şeyler karalayayım en iyisi.
