yazlıkçılar


  • bir zamanlar trt’de -bir süre star tv’de- yaz tatillerini aynı yazlık bölgede geçiren birbirinden ilginç karakterlerin ve ailelerin yaşamlarını, maceralarını anlatan televizyon dizisidir.

    dizinin ilk bölümleri Tekirdağ’a bağlı Kumbağ'da, son bölümleri ise Balıkesir’in Burhaniye’ye bağlı Ören tatil bölgesinde çekilmiştir.

    dizinin başrollerinde; Engin Şenkan, Ayşe Kökçü, Ercan Yazgan, Sıdıka Şenkan, Güzin Özipek, Mehmet Akan, Güzin Çorağan, Erdoğan Tuncel, Güler Ökten, Oktay Sözbir, Sabriye Kara, Meral Çetinkaya, Uğurtan Sayıner oynamıştır.

    diğer önemli rollerde; Orhan Çağman, Salih Kalyon, Aykut Oray, Savaş Yurttaş, Atılay Uluışık, Hakan Haksun, Selçuk Uluergüven, Erdinç Dinçer, Ali Uyandıran, Tuncay Akça, Tuncer Necmioğlu, Latife Saruhan, Binnur Şerbetçioğlu, Erdoğan Bugay, Müjgan Ağralı, Tayfun Çorağan, Mine Teber, Toygun Ateş, Nedim Doğan, Tuncay Gürel, Erdem Özipek, Filiz Küçüktepe, Rutkay Aziz, Cezmi Baskın, Hikmet Karagöz, Halit Akçatepe, Mehmet Gülerbaşlı, Başak Köklükaya, Bilge Parlak, Eray Köseoğlu, Ragıp Yavuz gibi oyuncular oynamıştır.

    dizinin senaristliğini Umur Bugay, Hakan Haksun, Yalçın Yelence, Elvan Pektaş Deniz ve Asaf Köksal birlikte kaleme almıştır.

    yönetmen koltuğunda Yalçın Yelence oturmaktadır.

    Türkiye televizyonunun en güzel, en eğlenceli, en keyifli, en değerli yapımlarındır.

    yazlıkçılar dizi kadrosunun büyük çoğunluğunu bizimkiler dizisi oyuncuları oluşturmaktadır.

    oyunculuklar harikulâdeydi. neredeyse her oyuncu -Erdoğan Bugay hariç- rolünün hakkını veriyordu. tiyatromuzun ve Türk sineması’nın usta oyuncularının yanında yeni yeni yıldızı parlayan oyuncuları da izliyorduk dizide.

    kadroyu ilk gördüğümde kendi kendime bizimkiler’in kopyasını çekmişler dedim. fakat izleyince hiç alâkası olmadığını anladım.

    kadroya bizimkiler’den alışkındım. hatta o kadar alışkımdı ki buradaki rolleriyle görünce çok şaşırmıştım. genelde oyuncuları izlediğim ilk rolleriyle seven hatırlayan biri olarak başta buradaki karakterlere alışmakta güçlük çektim. fakat bölümler ilerledikçe yavaş yavaş alışmaya başlamıştım.

    karakterleri son derece başarılı buldum. almancılardan emekli konsolosuna, bakkalından emekli albayına, kahvecisinden muhtarına, midyecisinden cankurtaranına, piyanist şantöründen hayâli ihracatçı Balinalar’a, karpuzcusundan kesikbaş dede’ye, beleşçilerden bakkal çırağına kadar tüm karakterler harikaydı.

    yazlıkçılar, türkiye’nin sosyokültürel açıdan iz düşümüdür. burada ülkenin her kesiminden insanları bulabilirsiniz. örneğin gurbetçiler. dizideki gibi bazıları sonradan görmedir.* yurt dışında “değerli para cinsi”nden kazanıp memleketlerine “değersiz para cinsi”nden harcamaya gelirler.

    Yazlıkçılar’da oraya ait olmayan tek bir karakter dahi görmüyoruz. bence dizinin en önemli başarılarından biri bu gerçekçilikti. Dizi hem dönemini hem mekânını en yalın hâliyle yansıtmaktaydı.

    dizide seksen sonrası ülkemizdeki değişim, dönüşüm hissedilmektedir. seksenlerde kendi gösteren yozlaşma, doksanlarda artmaya başlamış iki bin iki seçimlerinden sonra zirve yapmıştır.

    dizinin çekildiği yer başlarda bir köy iken zamanla deniz kenarı arsaları değerlenen, otelcilerin ilgisine mazhar olan, komisyoncu* Fikret’in çabalarıyla belde olan bir yer olur ve sezonlar ilerledikçe köy samimiyetinin yerini yağma ekonomisine bıraktığını gözlemleriz.

    doksanlar bir oyuncunun aynı sezonda birkaç dizide birden önemli rollerde oynayabildiği yıllardı. bu yüzden aynı sezonda bir oyuncuyu farklı karakterlerde görebiliyorduk. tıpki bizimkiler ile yazlıkçılar’da olduğu gibi.

    izlemesi çoğu zaman keyifli bir diziydi. bugün dahi ne zaman izlesem neşem yerine gelir.

    yazlıkçılar dizisini bugünlerde izlemek tam bir nostalji kuşağı etkisi yaratıyor. bu kötü zamanlarda o güzel zamanları izleyerek moralimizi bir nebze olsun artırabiliriz.

    güzel doksanların güzel dizisiydi. eski Türkiye’nin tüm güzellikleri vardı bu dizide. insanların ötekileştirilmediği, birbirlerine nefret duymadığı, insanlığın, vicdanın bugünkünden çok daha önemli olduğu yıllardı. bugünkü gibi yazlık yerlerde insanlar yobaz iktidar baskısı hissetmiyordu. isteyenin rahatça içkisini içebildiği, isteyenin ise inancını yaşadığı yıllardı.

    karpuzcu* ve çırağının* diyalogları eğlenceli oluyordu. ustanın bizimkiler’deki katil rolünden sonra buradaki karakteri çok tuhaf gelmişti bana. son olarak
    karpuz kan”, “çay şekeri bunlar”.

    dizinin çekildiği yer hayatımda çok özel bir yere sahip olan kişinin yazları yaşadığı yerdi. bu yüzden ayrı severim bu diziyi.

    şimdilerde yeni türkiye denilen kepazelikten kısa süreliğine de olsa kurtulmak isteyenleri eski türkiye’ye, gerçek türkiye’ye götürmek adına diziyi tavsiye ediyorum.

    iyi ki böyle kıymetli bir eser ortaya koymuşlar. buradan umur bugay başta olmak üzere dizide emeği geçen herkese teşekkürlerimi gönderiyorum. yaşama veda edenler ışıklar içinde uyudun. yaşayanlara sağlıklı, huzurlu ömür diliyorum.

    yararlanılan kaynak

    aşağıda dizi hakkında bazı ayrıntılar paylaşacağım.

    --- spoiler ---

    Yazlıkçılar dizisi de Bizimkiler’e benzer şekilde temel çatışmalara yaslanarak ilerler. Doğu-Batı çatışması iki araç ile aktarılır. Bu araçlardan ilki Almacılar’dır. Almancılar Batının parasını alıp kültürünü alamayan kesimdir. Diğer araç ise emekli konsolos Ümran Bey ve kızkardeşi Güzide’dir. Bu ikili de Batının medeniyetine doymuş fakat parasız kalmıştır. Dizideki diğer çatışma köylü-kentli, evli-evsiz çatışmasıdır. Bu noktada kentliliği, ev sahipliğini emekli askerler temsil etmektedir. Albay Bedri ve Şahin Paşa siteyi askeri nizamla yönetmeyi arzularken karşılarına karpuzcu Hıdır ve Haydar dikilir. Hıdır ve Haydar mevsimlik işçilerdir, köylüdürler, şehrin nimetlerine açtırlar, kalacakları bir yer yoktur. Sitenin bahçesine traktörleriyle dalan, “karpuz kan” diye bağıran Hıdır ve Haydar’ın plajın ayak işlerini idare etmesi onları yerlileştiren dahası ehlileştiren bir sürecin sonucudur.

    Son olarak dönüşen-dönüşmeyen çatışmasını ele alabiliriz. Fikret ve Balinalar köyü belde yapmışlardır, ilçe de yapacaklardır, tam gaz ilerlemektedirler. Festivaller, güzellik yarışmaları, otel projeleri gırla gitmektedir. Bu çeteye yalnızca Muhtar Osman, Kesikbaş ve son sezon diziye kooperatif mağduru rolünde giren Naci (Zihni Göktay) direnir. Geri kalan herkes ittifak yapar yahut sindirilir. 98’de dizi bittiğinde yeni bir eşiktedir Türkiye ve dünya. Milenyum bir göktaşı gibi uygarlığa yaklaşmaktadır. Türkiye 2002’de malum siyasi kırılmayı yaşarken dünya genelinde kültür sanalın tahakkümüne girer. İnternet yaygınlaşır ve neredeyse tüm faaliyetlerin başına -e gelir. Geriye ise kulağımızda Albayın karısı Meliha’nın isyanı kalır: “Ben Ankara’ya dönüyorum Bedri!”

    ekdergi.com’dan alıntıdır.

    --- spoiler ---