ağustos'tan eylül'e geçmenin verdiği hüzün
-
Kendimi sonbahar aylarıyla; özellikle de kasımla özdeşleştirmeme ve bu mevsimin sanki benim için yaratıldığını düşünmeme rağmen bende de olan durum.
Önce sarıya ve daha sonra da turuncuya dönüşerek bir bir ağaçları terk eden yapraklar, kurumuş sarı otların yerini yer yer yosunlara bırakması, artık çiçek sezonunun kapandığını belirtircesine yılın açan son çiçekleri olan göç göç ve kasımpatı; aralardan fırlayan hindibalar... Güneşin bile soluk ve soğuk mavi havayla gökyüzünü takas etmesi. Sanki hepsi birer vedayı simgeliyor. Doğanın bile belli bir zaman geçtikten sonra bazı şeylerin bitmesiyle bize geçiciliği çağrıştıran bu mevsimde pek de neşeli ve umut dolu olmak beklenemez zaten.
Geçmiş ve güzel ya da çirkin olan, iyi ve kötü anıları da çağrıştırıyor ayrıca Ağustostan Eylüle geçiş süreci. Sanki çok güzel ve damağınızda tadı kalmış bir tatlıyı bir daha yiyemeyeceğinizi bilip de ağzınızda bıraktığı o buruk aromayı ve hoş çikolata kokusunu son kez belleğinize kazımak ister gibi aynı.
Ay neyse. Sonbahar dedik duygularım depreşti yine.
