trzy kolory biały


  • polonya-fransa-isviçre yapımı dram türünde sinema filmidir..

    filmin yönetmeni üstad Krzysztof Kieślowski'dir..

    başrolde Zbigniew Zamachowski ve Julie Delpy oynamaktadır..

    filmde karol'ün zorlu ve karmaşık hayatı anlatılmaktadır..

    Trzy kolory: Biały, Krzysztof Kieślowski'nin üç renk üçlemesinin ikinci filmi olma özelliği taşımaktadır..

    oyunculuklar oldukça başarılıydı. başroldeki Zbigniew Zamachowski rolünün hakkını vermiş. Julie Delpy ise tek kelimeyle harikulâdeydi. filmde dominique'den hiç haz etmedim ancak Julie'ye bayıldım. film boyunca o muhteşem zarafetiyle göz kamaştırıyordu. keşke daha fazla süre alsaydı. sunduğu görsel şölenin tadı damağımızda kaldı âdeta..

    müzikleri tüm Kieślowski filmlerinde olduğu gibi harikaydı. Kieślowski'nin pek çok filminde olduğu gibi bu büyüleyici müziklerin bestecisi namıdiğer van den budenmayer'den başkası değildir..

    film, fransız bayrağında bulunan renklerin ikinci sırasındaki beyazı yani eşitliği işliyor..

    karol, hayatı boyunca güçlü ve zengin olamadığı için pek çok bedel ödemiştir. bunlardan en ağırı ise eşi Dominique'den gelir. zaten zor zamanlar yaşayan karol'ü en sonunda eşi de terk eder. hem de hiç beklemediği bir sebepten. Dominique, karol'ü terk ederek kendince haklı olduğu intikamını almak ve eşitliği sağlamak ister. daha sonra ise Dominique'in yaptığına karşılık intikam almak karol'e düşer..

    film, sinematografik olarak çok iyiydi. her anlamda filmi beğebdiğimi belirtmek istiyorum. sinemanın şairi Kieślowski bu filmde de o mühteşem sanatını konuşturmuş..

    Trzy kolory: Biały'de üstad Kieślowski en çağdaş, en gelişmiş, en eğitimli toplumlarda bile eşitlik kavramının mümkün olamayacağını anlatmaya çalışıyor. ailede, aşkta, işte, savaşta yani her yerde ancak en güçlü olanın en eşit olabileceğini o benzersiz üslubuyla ele alıyor..

    eşitlik kavramının insanlar arasında hiçbir zaman tam olarak gerçekleşmeyeceğini görüyoruz. filmde esas olarak eşit(siz)liğin ilişkilerdeki yapısı ön planda tutuyor. intikam alarak ilişkide eşitlik sağlanabilir mi bunu göreceğiz..

    güç yani para sıradan bir insanın hayatını ve ilişkisini ne kadar etkileyebilir ne kadar değiştirebilir bunu göreceğiz. bu bakımdan dönemin polonya'sının siyasal, ekonomik, sosyal yapısına ve dönüşümüne de bir eleştiri getirir Kieślowski..

    Kieślowski, filmde insanlar arasındaki eşitlik kavramının teoride iyi olduğuna ancak pratikte hiçbir zaman mümkün olamayacığına işaret eder. bu önemli konuyu filmde karol ve dominique'nin ilişkileri üzerinden izleyiciye sunuyor..

    Trzy kolory: Biały, üçlemedeki en beğendiğim ikinci filmdi..

    filmden çıkarmamız gereken derslerden biri de evlilikte veya sevgililikte seçeceğimiz kişinin gerçekten doğru kişi olması. ilişkiyi salt cinsellik üzerinden değil de cinselliğin ve duygusallığın harmanlandığı biçimde yaşamamız gerektiği..

    filmle ilgili Kieślowski'nin önemli olduğunu düşündüğüm şu açıklamasını paylaşmak istiyorum.

    “bu, Eşitlik kavramı üzerine bir hikâye. Eşitliğin kelime anlamında bize hepimizin eşit olduğu belirtilir. hâlbuki ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Kimse, bir başkasıyla gerçekten eşit olmak istemez. Herkes biraz daha eşit olmak ister."

    Trzy kolory: Biały, oldukça kaliteli bir Krzysztof Kieślowski filmidir. avrupa sineması sevenlere, özellikle de polonya sineması sevenlere filmi öneriyorum..

    aşağıya filmle ilgili bazı ayrıntılardan bahsedeceğim. izlemeden önce detayları öğrenmekten hoşlanmıyorsanız aşağıda yazılanları okumanızı önermem..


    --- spoiler ---


    mikolaj ile polonya'daki hava yolu şirketi görevlisi arasında geçen etkileyici ve trajikomik diyalog.

    — Afedersiniz, bavulum gelmedi.

    — Biletinizi görebilir miyim?

    — Buyurun.

    — Bavulunuzda ne var?

    — Kişisel eşyalarım vardı. gömlek, pantolon...

    — 85 kiloluk mu?

    — Doğrusu bavulun içinde arkadaşım vardı.


    filmde en çok hoşuma giden detay geri dönüşüm kutusuna şişe atmaya çalışan ihtiyardı. bu ayrıntı ilk filmde de dikkatimi çekmişti ve orada da çok beğenmiştim bu sahneyi. daha sonra üçlemenin son filmini de izlediğimde bu sahneyle tekrar karşılaştım. sebebini bilmiyorum ancak üçlemede en hoşuma giden sahneler bunlardı. filmdeki bu geri dönünüşüm kutusuna şişe atma sahnesi hem hüzünlü hem de naif bir sahneydi. fakat bu sahnelerle Kieślowski'nin izleyiciye nasıl bir mesaj vermek istediğini anlayamadım. derin anlamlar içeriyor olabilir. ya da çok önemli olmayan sıradan bir sahne olabilir, bilmiyorum. benim için önemli olan çok etkileyici ve hüzünlü bir sahne olmasıydı.


    filmle ilgili bir izleyicinin katıldığım şu yorumunu paylaşmak istiyorum.

    "Eşitlik vaat eden sınıfsız toplum temelli komünizm ideolojisinin çökmesiyle özgürlük vaat eden ekonomik temelli Kapitalizm dünyasında kurnazlığıyla zengin olur karol. Kapitalizm dünyasındaki gücün sembolü olan paraya sahip olan Karol'ün öz güveni geri gelir ve iktidarsızlığını yener."


    --- spoiler ---