anayurt oteli


  • dram/suç/gizem türünde yerli sinema filmidir..

    filmin yönetmeni ömer kavur'dur..

    başrolde macit koper'i izliyoruz. diğer önemli rollerde ise Şahika Tekand, Serra Yılmaz ve Orhan Çağman oynuyor..

    filmde bir taşra kasabasında konaktan bozma on dört odalı eski bir otelin kâtipliğini ve yöneticiliğini yapan zebercet karakterinin sıradan gibi görünen sıra dışı hayatını izliyoruz..

    film, yusuf atılgan'ın aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanmıştır..

    oyunculuklar gayet iyiydi. zebercet karakterini gerçekçi ve başarılı buldum..

    müziği çok etkileyiciydi. seksenlerin ikinci yarısıyla doksanların ilk yarısındaki o mistik bunalımlı, hüzünlü filmlerin havası bu filmde de vardı ve bu müzik o havayı muhteşem yansıtıyordu. bu etkileyici müzikleri için Attila Özdemiroğlu'na teşekkürlerimi gönderiyorum..

    filmde yalnızlık, yabancılaşma, iletişimsizlik, bastırılmış cinsellik, içine kapanıklık gibi pek çok evrensel ve modern sorunu göreceksiniz..

    anayurt oteli, antalya film şenliği'nde en iyi film ve en iyi yönetmen ödülüne layık görülmüştür. ayrıca istanbul film şenliği'yle venedik film şenliği dahil Türkiye'de ve yurt dışında pek çok ödül kazanmıştır..

    kitabı henüz okumadım bu yüzden uyarlaması ne kadar başarılı o konuda yorum yapamıyorum, ancak sinematografik açıdan filmi oldukça başarılı bulduğumu belirtmek isterim..

    zebercet'in en büyük sorunu var olamamasıdır. kişiliğini oturtamamıştır, kimliksizdir. kendini hiçbir yere ve hiçbir şeye ait hissetmez. tekdüze yaşamını yıllarca değiştirmemiştir. ritüelleri hep aynıdır. asosyaldir, dostu da yoktur düşmanı da. kendisine miras kalan otel zebercet'in her şeydir. hayatının neredeyse tamamı bu otelde geçmiştir. bir nevi robot gibidir zebercet. ta ki bir gece gecikmeli ankara treniyle otele gelen gizemli kadınla karşılaşıncaya kadar. işte o andan itibaren zebercet için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. zebercet'in iyi olmayan ruhsal dünyası otele gelen gizemli kadınla iyileşecek mi yoksa sonun başlangıcı mı olacaktır bunu göreceğiz..

    film, farklı zamanlarda yapılan anketlerde pek çok defa en iyi 10 Türk filmi listesinde yer almıştır..

    film kasvetli, durağan, bunalımlı, iç karartıcıdır. bu bakımdan festival filmi tarzını sevmeyenlere sıkıcı gelmesi kuvvetle muhtemeldir..

    filmde zebercet'in hayatındaki önemli tarihlerin ülkemizde siyasal ve toplumsal olayların olduğu tarihlere denk gelmesi son derece manidardır..*, *, *, *, *, *, *

    eğer yaş itibarıyla anayurt oteli filminin çekildiği döneme yetişebilseydi zebercet karakterini serdar orçin harika oynardı diye düşünüyorum..

    ömer kavur, romanda bahsedilen otele gerçekte en yakın oteli bulabilmek için uzunca bir süre Edirne’den Fethiye’ye kadar kıyı şeridini şehir şehir dolaşmış ve sonunda da romanın o mistik havasına uygun oteli nazilli'de bulmuş..

    filme son derece bunalımlı bir hava hâkimdir. şöyle ki zebercet pek çarşıya çıkmaz ancak ne zaman çarşıya çıksa mutlaka kötü bir olay olur ya da belediye hoparlörlerinden ölüm veya kayıp anonsları duyulur..

    filmde zebercet'in hayatını değiştirecek olan gizemli kadının kaldığı odanın* aynı zamanda zebercet'in dünyaya geldiği oda olması da oldukça anlamlıdır..

    bir yazarın filmle ilgili önemli bulduğum şu yorumu paylaşacağım.
    "Zebercet, Tanzimat’tan bugüne bir türlü tamamlanamamış, sivil/askeri müdahalelerle kesintiye uğramış çarpıtılmış modernleşme/demokratikleşme süreçlerinin hüküm sürdüğü bir ülkenin neden bu kadar arada derede kaldığını anlayamayan bireyidir aslında. Kendisini ne cumhuriyete ait hisseder ne de dine. Ne geleneklerinden kopabilmiştir ne de modern ilişkiler yaşayacak kadar gelişebilmiştir. Geçmişini travmalar, bugününü bekleyişler belirler ama gelecek yoktur hayatında. “Anayurt Oteli” bir roman ve bir kitap olarak bütün bu ağır yükü, politik bir metinle değil, bu toplumsal hafızanın ‘sıradan’ bir insanın psikolojisi üzerinde yarattığı yıkımla anlatmayı başarır. “Anayurt Oteli”ni ülke tarihinin en iyi filmlerinden birisi yapan ve bugünkü “insan ruhunu anlamaya çalışan” filmlerden ayıran şey de budur!"

    anayurt otelinin ne kamu malı ne de özel mülk olması ise dikkat çekici bir detaydır. otel, bu ikisi arasında sıkışıp kalmıştır, tıpkı zebercet'in gerçekle hayâl arasında sıkışıp kalması gibi..

    anayurt oteli, sinemamızın en önemli filmlerindendir. kesinlikle izlemeye değer..

    aşağıda film hakkında bazı detaylardan ve söyleşilerden bahsedeceğim. izlemeden önce ayrıntıları öğrenmekten haz etmiyorsanız aşağıda yazılanları okumamanızı öneririm.


    --- spoiler ---


    Yusuf Atılgan filmi izledikten şu yorumu yapmış; “İyi bir film olmuş Anayurt Oteli. Film, tam roman değil ama güzel.”


    ömer kavur, anayurt otelini şöyle tarif etmiş; "okuduktan sonra bunu sinemaya aktarmam gerekir dediğim tek roman.” aynı zamanda "eğer bir yazar olsaydım böyle bir eser yazmayı isterdim." yorumunu da yapmıştır..


    yönetmenin filmle ilgili şu sözlerini de paylaşmak istiyorum.

    “Ben istedim ki filmi günümüze taşıyayım. Ve üç tane darbe görmüş bu ülkede yaşayan, iletişim kuramayan bir adamın hikâyesi. Zebercet’in filmin başında bir monoloğu vardır. Önemli tarihleri söyler. Şu yaşta ilkokula gittim şu yaşta sünnet oldum şu yaşta annem öldü. O tarihlerin her birinin bizde bir darbe tarihi olduğu görülebilir. Dikkatli de bir seyirci, o ilişkiyi kurabilir. Ve aslında yapmak istediğim, o bakışı bir anlamda gizli fakat faşizan bir dünyayı anlatabilmek; bir taşra dünyasını anlatabilmek. O iletişim sıkıntısı içinde olan, yalnızlık çeken ve tek isteği belki bir insan sıcaklığı olan o adamın, o yalnızlığını verebilmek. Romanda zaten var olan bir şeydi o, günümüze taşımak yaptığım tek değişiklikti.”


    zebercet'in otele gelen gizemli kadınla tekrar karşılaşmasını umduğu anın provasını yaptığı sahneler son derece etkileyiciydi.


    ömer kavur'un macit koper'i eserin yazarı yusuf atılgan'la tanıştırdığı anı macit koper şöyle anlatıyor.

    Daha oturur oturmaz, Ömer, “Zebercet’i Macit oynayacak...” diye takdim ettiğinde, yazarımız gözünün ucuyla bile bakmadan Zebercet rolü için çok yakışıklı olduğumu söyledi. Role uygun olmadığımın altını çizen uydurma bir iltifattı.


    serra yılmaz, yazar yusuf atılgan'la olan anısını ise şöyle anlatıyor.

    Ömer’le birlikte Emek Sineması’ndan çıktık yürüdük. Çok rüzgârlı bir gündü, gayet iyi hatırlıyorum, böyle biraz o rüzgâr ve işte ödül sarhoşluğuyla yürüdük. Çiçek Bar’a geldik oturduk, Yusuf Bey de tam benim karşımda, bekliyordu bizi. Ben de işte süs püs falan... Baktı baktı, dedi ki: “Ömer bana bir sürü Zebercet adayı getirdi, ama sizi getirmedi. İyi ki getirmemiş, katiyen sizin oynamanızı kabul etmezdim. Ama filmde mükemmelsiniz.” Benim bir oyuncu olarak hayatta aldığım en güzel iltifatlardan biridir.


    macit koper'in filmden önce ömer kavur'la olan sohbetini de aktarmak istiyorum.

    Ömer’le bir gün boyunca, iki yemek seansı da dahil olmak üzere, Anayurt Oteli’ni ve Zebercet’i konuştuk. Romanı bir ay kadar önce okumuştum. Bir gündüz düşü gibi olduğunu söylemiştim, değil mi? Gece ayrılırken, rolü çoktan almıştım. “Peki, deneme çekimi falan” diye sordum, “Dün gece Aaahh Belinda’nın kasetini izledim...” dedi.


    --- spoiler ---