düşün ki o bunu okuyor
-
selam, ne haber. ben geldim!
aradan sekiz gün geçmiş, merak etme, unutmadım. sadece buraya bir şeyler karalamak istemedim. n'asılsın? neredesin? mesela şu an ne yapıyorsun? kimlesin mesela? bir şeyler mi içiyorsun, bir şeyler mi okuyorsun yoksa her ikisini de aynı anda mı yapıyorsun? kusuruma bakma, okuduğunu düşünerek yazıyorum. yersizimdir biraz, biraz da sensiz. anla halimi, bunları bağışla.
bu aralar mustafa akar diye bir şairin şiirlerini okumaya başladım. senden biraz daha güzeller. kusura bakma, hakkının hakkını hakkıya vermez isek, hakkı bizi hak'ka şikayet eder, ben de bundan biraz çekinirim.
yorgunum, her zamanki gibi. dünyaya baktıkça ölüm geliyor aklıma. n'asıl yenerim bu durumu, bir şeyler söylesen ya!
"bak, ölüm dediğin, hayatın nihai olayı. o zamana kadar güzel yaşamalı; sevmeli, sevilmeli ve sevişmeli" desen ya!
kaçtıkça kurtulamadığım olaylar durumu, her yanımı esir alıyor. baktıkça doyamadığım sen, önüme dahi gelmiyorsun. sesini unutuyorum, yağmur yağıyor tek ıslanıyorum, güneş açıyor lanet ediyorum, gece geliyor sana methiyeler diziyorum. duysan ya!
dünyaya alışamamış yürüyüşüm, fabrikası yanmış bir adamın sigara içişi gibi sigara içişim, bir şeyler anlatmak için çokça kullandığım ellerim, durmadan atan kalbimi, gelsen de durdursan ya!
bir şeyler öğrenmek için canhıraş çabalayışım, dünyaya boş bakışım, insanlara yardım isteğim, beşerlere bakışım, gelsen de görsen ya!
bak, buradayım, bak: tam arkanda. kollarını açıp koşsan ya!
bak, buradayım, bak: tam arkanda. duysan ya!
bak, buradayım, bak: görsen ya!
edit: farklı yerden bakıyorum artık hayata, sadece yazma hevesim geldiği zaman sana yazıyorum. bir bakıma seni kullanıyorum. öyle işte.
