sobalı evde büyümüş çocuk


  • ciddi bir işmiş gibi küçük küçük odunlar getirirsiniz sobanın kapağından atmak için ve tutuşturmak da bir o kadar ciddi bir işmiş gibi yakarsınız bir çaputu ve sobanın demir kapağından içeri sallarsınız. bunun sebebini sonlardan anlıyor oluyorum: annen veyahut babanın ve belki de o an evde kim var ise "aferin oğlum sana, artık büyüdün de soba da yakıyorsun" demesi için o kadar uğraş verilmektedir 'ben' tarafından. (o zamandan itibaren iliklerimize işlemiş ve bizi şu anda süründüren 'onaylanma isteği' eskilerden beri vuku bulmakta olduğunu görmekteyiz.)
    o zamanlar ev içerisinde bir şofben veyahut kombi(hak getire!) olmadığı için anne elinde bir leğen ile gelir ve sobanın üstüne koyduğu sıcak suyu sobanın üstünden indirir ve sizi çağırır. artık paklanma vaktidir. ilk paklanmayı, ilk suların bedeninizden pıtır pıtır akmasını orada yaşarsınız. pakladığını görürsünüz ama temizlenmediğini hissetmemeniz sonları olmaktadır.
    ilk patates cipsinizi orada ağzına atarsınız, annenin küçük küçük dilimlediği patateslerin sabır ile kavrulmasını beklersiniz. beklediğinizi alacak zaman gelmiştir lakin şimdi de patatesler çok sıcaktır. bir telaş hali alır götürür sizi, usta bir sihirbazın ellerini kullanması gibi çok çabuk bir şekilde ellerinizi kullanmanızı orada öğrenirsiniz. en iyi sihirbazın siz olduğunu zannedersiniz ama hayatı daha görmemişsinizdir. çocuksunuzdur.
    haberlerde gördüğünüz "baca zehirlerlenmesi" haberlerini oldukça kafaya takarsınız. acaba baca tüter de, biz de o gazdan zehirlenir ve annem ölür mü? sorusunu o zaman sorarsınız kendinize. haberlerdeki siz olmadığınız için dua edersiniz. annenizin ölmediği için şükür. kendinizden başka, başkalarını düşünmeyi o zaman öğrenmişsinizdir. duayı orada tatmış, huzurdan orada zevk almışsınızdır.